Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

İstanbul Sultangazi Gazi Mahallesi’nde oturan Ayfer Özdemir, boşandığı eşinden dünyaya getirdiği “obsesif kompülsif” hastası oğlu Sinan Özdemir (23) ile tam anlamıyla bir cezaevi ortamında yaşıyor. Özdemir, 3 yaşındayken otizm teşhisi de konulan ve eşyaları kırıp döken oğlunu, bir hayırseverin yardımıyla aldığı zemin kattaki evinin 10 metrekarelik odasında demir parmaklıklar ardına kilitlemek zorunda kalıyor. Sadece yer yatağı bulunan odadaki doğalgaz peteği de Sinan’ın rahatsızlığı nedeniyle demir korkulukla örülmüş. Odanın penceresi ise anne Ayfer Özdemir’in yatak odasındaki eşyaları göründüğü için koyu perde ile kapatılmış. Anne Özdemir, oğlu biraz da olsa ışık görebilsin diye camın önüne küçük bir lamba yerleştirmiş.

‘GÜNDE 19 İLAÇ İÇİYOR’

Gazete Habertürk'ten Öznur Karslı'nın haberine göre 970 TL ’lik bakım maaşı dışında geliri olmayan Özdemir, oğlunun bu dramına çare bulmak için Sultangazi Belediyesi’ne başvurdu. Belediye, bahçe kısmına bakan odanın yıkılarak daha ferah bir ortam yaratılması amacıyla işçi görevlendirdi. Çalışma bir süre durdu ancak 15 gün sonra dün yeniden başladı. Bu kez de binada yaşayan bazı aileler Sinan’ın eşyalara zarar vermeye çalıştığı anda çıkardığı sesler nedeniyle aralarında imza toplayıp anneoğulu evlerinden çıkarmak istedi. Oğlunun kapalı kaldığı oda nedeniyle daha da agresifleştiğini söyleyen anne Özdemir, “Hastalığı nedeniyle günde 19 ilaç içiyor. Tek isteğim bahçeye bakan odanın kırılmaz cam takılarak bahçeye çıkılabilir hale getirilmesi. Sinan gün ışığına hasret. Her gün gezdirilmesi, atlı terapi görmesi gerekiyor, ancak maddi imkânsızlıklar nedeniyle oğlum tedavi olamıyor. Ana-oğul her gün bir kez daha ölüyoruz” diyor.

‘AÇIK ORTAMDA AZALACAKTIR’

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Ercan Abay, “Obsesif kompülsif, otizme bağlı olarak da başlı başına da görülebiliyor. Türk toplumunun yüzde 3’ünde bu hastalık var. Çetin ama tedavisi olan bir hastalık. Söz konusu hasta karanlık ve dar bir alanda yaşıyor. Bu ortamda eşyaya olan takıntısı daha da artacaktır. Açık ortamda, parkta, yunuslar ve atlarla vakit geçirmesi, bu etkiler daha da azalacaktır” dedi.