İlk raunt Kılıçdaroğlu'nun
CHP'nin çifte tüzük kurultayında ilk raundu CHP Lideri Kılıçdaroğlu kazandı. Kılıçdaroğlu'nun çağrısıyla toplanan ve muhalefetin "500'ü bulamaz" dediği kurultaya 948 delege katıldı. Kılıçdaroğlu'nun bu güç gösterisinin ardından muhalefet bugün yapılacak ikinci kurultay için stratejisini yeniden masaya yatırdı
GAZETE HABERTÜRK
CHP’de 362 imza toplayarak olağanüstü tüzük kurultayı yolunu açan muhalefetin beklentilerinin aksine ilk kurultay dün Ankara Arena’da 15 bin kişinin katılımıyla toplandı. Son dakikaya kadar CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile pazarlık yapan ancak bir sonuç elde edemeyen eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile eski Genel Sekreter Önder Sav kurultaya katılmadı. Baykal, Angora’daki evinde kurmaylarıyla kurultayı televizyondan takip ederken; eski Genel Sekreter Önder Sav ise muhalif milletvekilleriyle basın toplantısı düzenledi. Divan Başkanlığı’nı Adnan Keskin’in yaptığı ve Genel Merkez’in hazırladığı tüzük değişikliğinin oylanarak kabul edildiği kurultayda, Önder Sav’ın “Kurultaya katılmayın” çağrısına rağmen 948 delege salonda hazır bulunarak hazirun defterine imza attı. 299 delege ise kurultaya katılmadı. Daha önce 362 imza toplayan muhaliflerin böylece 63 defire verdiği ortaya çıktı.
GÜVEN TAZELEDİ
Muhaliflerin “katılmayın” çağrısına rağmen 948 delegenin kurultaya katılması genel başkan olduğundan bu yana 3. kez kurultay yapmak zorunda kalan Kılıçdaroğlu’nun zaferi olarak yorumlandı. CHP kulislerinde “Kılıçdaroğlu, güven tazeledi. Liderliğini bir kez daha tescil ettirdi. Seçimsiz olmasına rağmen gücünü korudu. Kalıcı olup olmadığına ilişkin tereddütleri ortadan kaldırdı” yorumları yapıldı. İlk tüzük kurultayında istedikleri sonucu alamayan muhaliflerin bugün yapılacak kurultaya tam kadro katılmaları bekleniyor.
KILIÇDAROĞLU’NDAN MUHALİFLERE REST
"Tüzük dediler işte tüzük, seçim istiyorsanız onu da yaparız"
Kendisinin çağrısıyla toplanan ilk tüzük kurultayında muhaliflere “Seçim istiyorsanız ona da varız” diye rest çeken CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’a da “Postmodern diktatör” yakıştırmasında bulundu, CHP’yi toptan direnişe davet etti.
CHP 16. Olağanüstü Kurultayı’nı Kılıçdaroğlu açtı. Kılıçdaroğlu muhaliflerden Mersin Milletvekili İsa Gök’ün “kurultay için yeterli imza toplanmadığı” iddiası üzerine yaşanan gerginlik üzerine “Kimsenin kurultayın huzurunu bozmaya hakkı yoktur, yetkisi yoktur. Tüzük dediler, işte tüzük, seçim diyorsanız, onu da yapacağız” uyarısını yaptı. Kılıçdaroğlu, şu mesajları verdi:
DEVLET KURAN PARTİ:
Mehmet Akif’in güzel bir şiiri var; İstiklal Marşı, bağımsızlık andımız. ‘Ben ezelden beri hür yaşadım hür yaşarım, hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım’. İşte CHP budur. CHP devlet kuran partidir.
YAPABİLİYOR MUSUN:
CHP’nin iki dikili ağacı yok diyenlere... 1925’de Kayseri’de ilk uçak fabrikasını kurduk. İlk kez kendi paramızı basmak için Merkez Bankası’nı 1 Haziran 1930’da kurduk. 3 Mayıs 1934’de kendi yaptığımız uçak Kayseri’den kalktı Ankara’ya indi. Yapabiliyor musun şimdi sen bunu?
TARİHİNİ BİLMİYOR:
Kendi tarihini bilmemek ülkeye ihanettir. Recep Tayyip Erdoğan’ın bu anlattıklarımın hiçbirini bildiğine inanmıyorum, çünkü tarihini bilmiyor.
DEMOKRASİ GÖMLEĞİ:
Demokrasiyi hayatı boyunca bir küfür rejimi olarak gören birinden demokrasi beklenebilir mi? ‘Eski gömleği çıkardım yerine demokrasi gömleği giydim’ deyince bazı aydınlar bunu gerçekçi buldular. Demokrasi bir devletin giysisi değil bir devletin ruhudur. Bazı aydınlarımız Erdoğan’ın kıyafetine bakıp, demokrasi ahkamı kestiler.
DEVRİM:
Demokrasiyi getiren bir partiyiz. Şimdi özgürlüğün ve demokrasinin devrimini yapmak zorundayız. İşe CHP’den başlayacağız. Tüzüğümüz özgürlükçü olacak.
POSTMODERN:
Her şeyin bir insanın iki dudağı arasında olduğu sistem postmodern diktatörlüktür. Gömlek, kıyafet güzel ama her şey şeklen var. Yargı siyasi iktidarın emrinde. Diyelim bir yargıç vicdanının sesine göre karar verdi ve karar AKP’nin hoşuna gitmedi. O yargıç ve savcı 5 dakika sonra açığa alınıyor. Böyle bir demokrasi olabilir mi?
İKİ SORU:
Erdoğan’ın gömleğine takılıp kalanlar kendilerine iki soru sorsun. “Erdoğan hakkında bir şey yazarsam başıma bir şey gelir mi?” İkinci soru ise “Acaba benim telefonlarım dinleniyor mu?” Bu iki soruyla ülkede demokrasi olup olmadığı çok rahat tespit edilir.
MEDYA:
Medya mensuplarını 4’e ayırıyorum. Hapistekiler, hapse girecek olanlar, işine son verilenler ve yürekli yazı yazınca işine son verilecek gazeteciler. Medya böyleyse bu ülkede özgürlük olmaz.
BABALARI:
Bunlar 12 Eylül’ün artıkları. 12 Eylül’den beslendiler, palazlandılar. Arkalarında babaları Kenan Evren var.
KURULTAYDAN NOTLAR
Delegelere ikinci kurultaya da mutlaka katılmaları çağrısı yapıldı. Saat 10.00’da başlayan kurultay öncesi salon sabah 08.00’de doldu. Mavi, kırmızı ve beyaz ağırlıklı salonda Çorlu Gençlik Kolları’nın “Atatürk’ten Denizler’e, Denizler’den bizlere, tam bağımsız Türkiye” pankartı dikkat çekti.
Anadolu Ateşi Turna Semahı ile çıktığı sahnede çeşitli yörelerden derlenmiş oyunlar sergiledi. Salon Zülfü Livaneli, Erkan Oğur-İsmail Beşikçioğlu ve Selda Bağcan’ın şarkılarıyla coştu. Nâzım Hikmet’in şiirleri dinletildi. Karikatürlü afişlerden “Ampulü Üsküdar’da söndüreceğiz Recep Bey” öne çıktı. Sandalyelere CHP ve Kılıçdaroğlu’nun resminin yer aldığı ikişer bayrak konuldu. Hazirun cetvelinin imzalandığı bölüm kurultay salonu dışındaki en hareketli yerdi. Muhaliflerin gözetmenleri kendi katılımlarına ilişkin imza atmadı, sahte imza nöbeti tuttu.
GENÇLİĞE HİTABE
Atatürk’ün görüntüleri eşliğinde okunan “Gençliğe Hitabe” büyük alkış aldı. Kurultaya, Toplumsal Bellek Platformu ve Turan Dursun, Onat Kutlar, Metin Altıok gibi öldürülen aydınların yakınları ile şehit yakınları da katıldı. Belediye başkanları anons edilirken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu “Gazi İzmir’i teslim etmeyecek başkan” diye anons edildi. Kılıçdaroğlu için selamlama koridoru açılmasına ve uyarı anonslarına rağmen salona girişte izdiham oldu. Baykal döneminden bu yana anonsları yapan Barış Bozkurt “Artık o alıştığımız kurultaylar geride kaldı” anonsu yaptı.
Kılıçdaroğlu salona girerken dev bir “Gençliğe yer verin, iktidara gidelim” pankartı açıldı. Kurultaya katılan Sosyalist Enternasyonal Genel Sekreteri Louis Alaya başta olmak üzere yabancı konuklar anons edildi. Doğan Yurdakul’un salonda okunan ve “Sizleri devrimci duygularla selamlıyorum” diye biten mesajında, kurultayın demir parmaklıklar arkasındakilere özgürlük getirmesini diledi. Cezaevindeki milletvekilleri Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay’ın mesajları alkışlarla karşılandı. Söz alan 15 delegeden Adıyaman delegesi Hasan Karakaya düğme örneği ile dikkat çekti: “İmza toplayanlara sormak lazım bu tüzüğü kim yaptı acaba. Bu parti hiç yüz de 26’yı gördü mü? O rozeti çıkarsın bakalım Çin çin Bağları’na muhtar yaparlar mı onu. Düğmelerimiz ilikleye ilikleye koptu. Vatandaş şikâyetini anlatmış, avukat yazmış. Okurken sürekli ağlıyormuş. ‘Neden ağlıyorsun’ demiş avukat. ‘Bu namussuz bana neler yapmış’ demiş. Bunlar bize neler yapmış meğerse.”
‘Sel gider kum kalır, pes etmeyin, pısırık olmayın’
CHP Kurultayı sırasında Anıtkabir’e çıkacakları açıklanan muhalifler dün bu ziyareti iptal edip Arena’ya birkaç kilometre uzaklıktaki Atalay Otel’de toplandı. “Onlar misafir biz ev sahibiyiz, parti bizim malımız” diyen Sav, “Pes etmeyin, pısırık olmayın” talimatı verdi. CHP Kurultayı devam ederken muhalifler, kurultay salonuna bir kaç kilometre uzakta Ulus’taki bir otel de, Önder Sav başkanlığında alternatif toplantı yaptı. Kurultay yerine sabah saat 11.00’de Anıtkabir’e gideceği açıklanan ancak gitmeyen Önder Sav, yaklaşık 100 partilinin bulunduğu otelde basın toplantısı düzenledi.
‘BİZE ARKAİK DİYORLAR’
Sav, CHP’den kopacakları yorumuna “Yağma yok arkadaşlar, biz ev sahibiyiz, onlar misafir. Parti bizim malımız Kimsenin bizi ötekileştirmesine izin vermeyiz” yanıtını verdi. Kurultay için yeterli delege bulunmadığını belirten ve “583 imzaya rağmen, 948 imza topladıklarını söylüyorlar” iddiasında bulunan Sav, İsa Gök’ün salonda engellenmesini “Bu CHP’de yaşanmaması gereken bir olaydı. Ben yaptım oldu mantığıyla diğer siyasi partilerde bir şey yapılabilir ama CHP’de bu çok kısa ömürlü olur” diye yorumladı. Sav, bazı gazeteci ve yorumcuların kendisini ve Baykal’ı “arkaik” bulduğunu belirterek “Partiye üye bile olmadan milletvekili yapılmış Bülent Kuşoğlu, Turhan Tayan, Sinan Aygün devrimci olacak, ben statükocu olacağım; öyle mi! Yazıklar olsun bu düşünceyi söyleyenlere. Sel gider kum kalır” ifadesini kullandı.
‘KATILIN’ ÇAĞRISI YAPTI
Sav, basın toplantısının ardından biraraya geldiği delegelere de “Kurultay sonucu beklentinize yanıt vermeyecek ama sel gider kum kalır, pes etmeyin, pısırık olmayın” uyarısı yaptı, ikinci kurultaya katılmalarını istedi. “İsa salonda yuhalanacağını bildiği halde zatürree haliyle hasta yatağından kalktı geldi” diyen Sav partililerden İsa Gök’ün yanında olmalarını istedi.
Kurultayda ‘Tek başına’
Kurultayda muhalefeti tek başına Mersin Milletvekili İsa Gök temsil etti. Gök, yeterli delege olmadığı gerekçesiyle kurultayın toplanmasına itiraz edince, salondaki CHP’liler tarafından iki kez karga tulumba salondan çıkarıldı. Gök’ün salona ikinci girişinde “İsa dışarı” sloganları atıldı, bağıranları susturan Divan Başkanı Adnan Keskin usül tartışması açmak isteyen Gök’e de “Kurultayların gündemini çağıran belirler. Gündemi değiştiremeyiz” yanıtı verdi.
Gök, Kılıçdaroğlu konuşmaya başladıktan sonra da itirazlarını sürdürünce tartışma çıktı. Gök bir kez daha dışarı çıkarılırken delegeler pet şişe attı. İsa Gök, “CHP bodyguard’ların partisi değil. 630 imza ile kurultay açtılar, 840’ı bulamadılar. Bu ülkeyi yönetmeye talipsiniz ama yönetmeliği bilmiyor, kurultayı hukuka uygun açamıyorsunuz” dedi. Gök’ün önergesini alan Divan Başkanı Adnan Keskin ise 948 delegenin katıldığını belirterek üçte iki çoğunluk aransa da bu sayıya zaten ulaşıldığını duyurdu, önergeyi işleme koymadı.
Baykal: Bunun elbette bir faturası olacaktır
CHP’nin eski lideri Deniz Baykal, Kılıçdaroğlu ile telefonla yaptığı görüşmelerden olumlu bir sonuç elde edemeyince kurultayı Arena yerine Angora’daki evinde televizyondan izlemeyi tercih etti. 12 Eylül’den sonra üçüncü kez kurultaya katılmayan Baykal’ın, salonda bulunan isimlerle sürekli telefonla konuşarak, Kurultay’ın nabzını tuttuğu da bildirildi. Parti de, tüzük değişikliği yüzünden yaşanan parçalı görüntüyü gidermek için her türlü çabayı gösterdiğini ifade eden Baykal kurmaylarına şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu görüntüden dolayı derin üzüntü içindeyim. CHP’nin iki kurultay dolayısıyla içine sürüklendiği dağınıklıktan, ayrışmadan, çatışmadan, gerginlikten kurtulmasını istedim. Çıkış yolu olarak önerilerimi Sayın Kılıçdaroğlu’na ilettim. Kimsenin dışlanmadığı, ötekileştirilmediği bir kurultay olmasını istedim. Ama bir sonuç elde edemedim. Büyük bir fırsat kaçırıldı. Ortaya iki parçalı, iki görüntü ortaya çıktı. Bunun elbette bir faturası olacaktır. Bu iki parçalı görüntü, içimi parçalıyor. CHP, tarihinde hiçbir zaman bunlar yaşanmadı.” Baykal’ın kurmaylarıyla, “Partide yaşanan bu ikiye bölünme görüntüsünün parçası olmamız doğru değil. Bu manzaraya ortak olmayalım” diyerek bugün yapılacak kurultaya da katılmamayı kararlaştırdığı öğrenildi.
Kılıçdaroğlu’na liderlik görevi verildi
Serpil YILMAZ
Sizi baştan uyarayım; CHP’nin çifte kurultayının birinci gününü yazmak, bugün yaşanacakların karşısın da önemsiz birer karalama durumuna düşme riski taşıyor olabilir. Zira dünkü kurultaydan aldığımız havaya göre, muhaliflerin talebi ile yapılması ön görülen 27 Şubat kurultayının kavga-gürültü potansiyeli yüksek görülüyor. Delegeler soruyor; “Kurultay hakkında ne düşünüyorsunuz?” Onlara söylediğimi sizinle de paylaşayım: CHP’liler, CHP’li olmaktan vazgeçmediler. Gerek salonda, gerekse de salonun dışında önemli bir katılım vardı. Partinin yeni bir ivme kazanacağına dair beslenen umutların sonuna gelinmemişti. Öte yandan muhalif olsun olmasın, farklı gerekçelerle de olsa Kılıçdaroğlu’nun yerine bir aday düşünülmüyor, önerilmiyor, tartışılmıyordu.
Peki, eski CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın peşinden giden 362 delegenin ayrı bir “tüzük” çıkarma ihtiyacını ne besliyor? CHP’lilerin iyi yönetişim istemeleri, muhaliflere can suyu veriyor. Tabii Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün partileşme sürecinde ilerlerken, Kılıçdaroğlu lehine TDH’nın kapısına kilit vurmasının karşılığını alamadığını düşünenlerde azınlıkta sayılmaz. Bu genel tespitler; 1247 CHP delegesinden 948’inin, hazirun defterini imzaladığı bilgisi ile birlikte okunursa şu rahatlıkla denebilir: Kılıçdaroğlu geçirdiği iki kurultay da kendini sınadı; bu kurultayda turnayı gözünden vurdu! Kılıçdaroğlu’na liderlik görevi verildi. Ezcümle; CHP muhaliflerinin güvendiği dağlara karlar yağdı, bakalım bugün ateşlenip yatak döşek mi olurlar? Yoksa son bir hamle ile ortalığı iyice bulandırmayı mı tercih ederler?