Önce elini öptüler, sonra buzluktaki altınları alıp kaçtılar
Eskişehir'de kendilerini polis olarak tanıtan dolandırıcılar, eşini yeni kaybeden 80 yaşındaki Hasan Karataş'ı "Altınların sahteleriyle değiştirilmiş" diyerek 14 saat boyunca telefonda tuttu. Bankadaki 351 bin 280 liralık altınlarını çektiren şüpheliler, Karataş'a ziynet eşyalarını buzdolabında saklattı. Eve gelen dolandırıcı, altınların fotoğraflarını çektikten sonra 8 Cumhuriyet ve 2 çeyrek altını alıp, yaşlı adamın elini öperek olay yerinden ayrıldı
Eskişehir'de "Altınların sahteleriyle değiştirilmiş" yalanıyla 14 saat telefonda tutularak bankadaki 351 bin TL'lik altın birikimini çekip dolandırıcıların isteği üzerine buzdolabında saklayan yaşlı adam, elini öpen şüphelilere altınlarını teslim etti.
İHA'daki habere göre; Eskişehir'in Odunpazarı ilçesinde ikamet eden ve henüz 1 ay önce eşini kaybeden 80 yaşındaki Hasan Karataş'ın başına talihsiz bir olay geldi. Eşinin kaybından dolayı zor günler geçiren yaşlı adama, kendilerini "Odunpazarı Karakolu amiriyim" diye tanıtan dolandırıcılar "Altınların sahteleriyle değiştirilmiş" yalanını söyledi.
Buna inanan yaşlı adamdan, güncel değeri yaklaşık 351 bin 280 TL'lik altını bankadan çekip buzdolabında saklanması istendi. Hasan Karataş'ın tam 14 saat boyunca telefonu kapatmasına izin verilmeyen sahte polisler, "Yemek yedin mi, aç mısın?" gibi sözlerle de güven kazanmaya çalıştı.
ELİNİ ÖPÜP 351 BİN LİRAYI ALIP KAÇTI
Daha sonra eve gelen genç bir dolandırıcı, "Altınları inceleyeceğiz" diyerek içeri girdi. Yaşlı adam buzluktaki altınları masanın üzerine serdikten sonra, şüpheli ziynet eşyalarının fotoğraflarını çekti. Son olarak güncel piyasa değeri 351 bin TL'yi bulan 8 adet Cumhuriyet ve 2 adet çeyrek altını alan şüpheli, yaşlı adamın elini öpüp vedalaşarak kayıplara karıştı.
"SENİN ALTINLARINI DEĞİŞTİRMİŞLER,' DEDİLER"
Yaşananları anlatan Hasan Karataş, "Bundan yaklaşık üç gün önce, sabah bana bir telefon geldi. Telefondaki kişi, 'Ben Odunpazarı Karakolu amiriyim' dedi. Bazı isimler ve saatler söylemişti. Zaten hastayım, eşim vefat etti, kafam yerinde değil. Bana, 'Nüfus cüzdanın burada,' dediler.
Ben de 'Nüfus cüzdanı evimde,' dedim. 'Yok, hayır, senin altınlarını değiştirmişler,' dediler. İki kişinin ifadesini aldıklarını, onları yakaladıklarını ve şimdi onlarla konuştuklarını söylediler. Bana, 'Sen hemen panik yapma, telefonun açık dursun. Hiç kapatma, kimseye de söyleme; biz seni dinliyoruz. Seni devamlı arayacağız. Şüphelileri yakaladık, ifadelerini alıyoruz,' dediler.
Bir ara, 'Aç mısın, susuz musun? Bir şeyler yiyin,' falan dediler. Ben de 'Bir şey yemedim,' dedim. Sabah saat 09.00'dan gece 23.00'a kadar tam 14 saat boyunca telefonla konuştuk; 'Oraya gitme, buraya gitme, dur kimseye söyleme, aman telefonu kapatma, şarjdan çıkarma,' diye diye benim kafamı iyice yıkadılar.
"ÇEVREMDEKİLER SÜREKLİ, 'SENİ KANDIRIYORLAR' DEDİLER
Çevresindeki komşuların uyarılarına rağmen altınları dolandırıcıya teslim eden Karataş şöyle devam etti:
"Sabah, 'Adliyeye gideceğiz. Sen sakın bunu kimseye söyleme, duyurma,' dediler. Ben durumu o an anlayamadım. Çevremdekiler sürekli, 'Seni kandırıyorlar' dediler. Hepsinden Allah razı olsun, onlara minnettarım; beni çok severler.
Sonra buradan tek bir oğlan geldi ve odadan içeri girdi. 'Altınları bir şeye sar, biz onları inceleyeceğiz,' dedi. Altınları camın kenarındaki masanın üstüne serdik. Altınları elimdeki şu bezle serdik; o da içeri gelip altınların fotoğraflarını çekti. Fotoğraflarını çektikten sonra ben de altınları torbaya koydum. Sonra sokağa çıktık bir gürültü koptu ve altınları alıp gitti.
Giderken elimi öptü, benimle vedalaştı. Ondan sonra da başka pek bir şey söylemedi. 8 tane Cumhuriyet, 2 tane de çeyrek altınım vardı; hepsi gitti. İşte, hâlâ kendime gelemedim. Cenazem var, kaldırılacak. O altınları ben birikim yapmıştım. Zor günler için biriktiriyordum, başka hiçbir şeyim yok. Aslında beni dolandırmak için arayan çok oluyordu ama ben hiç taviz vermiyordum. Ancak bu sefer kafam iyice bulandı, durumu fark edemedim."