Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Eskiden “çirkin şansı” diye bir laf vardı, ne zamandır tedavülde değildi. Ancak Satoshi Kanazawa ve Mary Still adlı iki ekonomistin araştırmasına bakarsanız, bir ihtimal yeniden lügata alınabilir.

Ayşe Özek Karasu'nun  HT Pazar'da yer alan yazısına göre, “Journal of Business and Psychology”de yayınlanan araştırma 20 bin genç Amerikalı arasında yapılmış. Bir grup bağımsız gözlemci, denekleri dış görünüşlerine göre kategorilere ayırmış. Tabii yine güzel ve çekici olanların, nispeten çirkinlerden daha yüksek ücret aldığı sonucu çıkmış. Araştırmacılar, çekici insanların daha zeki ve sağlıklı görünmesine bağlamış bunu.

İşin önceki araştırmalara göre orijinal tarafı ise Kanazawa ve Still’in deyişiyle “Ekstrem derecede çirkinlerin, çirkince olanlardan daha fazla kazandığının” tespit edilmesi. Hatta birkaç örnekte güzelleri bile geride bırakmaları. Bu “ekstrem derecede çirkin”, sanırım bizim kaknem, gudubet dediğimiz sınıfa giriyor. Ama estetik beğeniler göreceli olduğuna göre, denekleri gruplara ayıranlara neden güvenelim? Bu şartlarda, güzel ve çirkinin ekonomik endeksine dair bilimsel bir sonuç çıkar mı araştırmadan?

GÜZELLİK BONUSU
Çirkinliğin bedelini ölçüp biçmeye doymuyoruz. Alman ekonomist Eva Sierminska’nın 3 yıl önce yayınlanan çalışmasına göre de güzel insanlar iş hayatında daha rahattı. Üstleri tarafından çirkinlere göre daha güvenilir bulunuyor, çalışma ortamında daha çok seviliyor ve özellikle kadınlar yüzde 20 daha çok kazanıyorlardı. Çirkinlerin şansını artırmak için, en azından iş başvuru formuna fotoğraf iliştirilmemesini salık veriyordu Sierminska. Çünkü güzeller, çirkinlere göre daha çok mülakat daveti alıyordu. Aynı çalışma “güzellik bonusunun” Almanya ve Çin’de yüksek olmasına karşın, Brezilya ve ABD’de daha düşük olduğunu gösteriyordu. İngiltere’de ise güzel- çirkin ücret farkı bulunamamıştı.

Milenyumun başlarıydı, yine iki ekonomist David Hamermesh ve Jeff Biddle, güzellerin çirkinlere göre daha çok kazandığını tespit etmişlerdi. Şunu da sorgulamışlardı: Güzel insan sırf göze hoş göründüğü için mi, yoksa özgüveni daha fazla olduğundan daha iyi çalışır, daha üretken olur diye mi işe alınır? Ve işverenin güzeli seyir amaçlı değil, verimlilik açısından tercih ettiği sonucuna varmışlardı.

Araştırmadan çıkan bir sonuç da şuydu: İleri derecede sakil görünümlü olanlar tamamen iş piyasası dışında kalır. Artık trendler değişti sanırım. Kanazawa ve Still’in çalışmasına bakarsanız, şimdi onlar çok kazanıyor. Neye benzedikleri konusunda ise hiçbir fikrim yok.

YOK MU TAYT GİYMEYEN
Bir Gigi Hadid, Kendall Jenner değilsen, giymeyeceksin o taytları. Ama özgüven çıtamız öyle yüksek ki, sokaklar geçilmiyor tayta kıstırılmış bacaklardan.

 

Araştırma yeni değil ama hiç aklımdan çıkmıyor. Daha doğrusu sokakta bir örnek sneaker üstü tayt çekmiş kızları gördükçe yeniden yeniden anıyorum o araştırmayı. Philips geçen yıl kasımda yayınladı. 11 ülkeden 18 yaş üstü 11 bin kadın arasında öz-güzellik algısına dönük 3 yıllık araştırmaya göre Türk kadınlarının yüzde 91’i kendini güzel buluyordu. Bu arada raporun en çarpıcı yanı, Türk kadınlarında botoks oranı, diğer ülkelerin tam 3 katı!

Kısaca her 10 Türk kadınından dokuzu güzelliğine güveniyor ki, hayli yüksek bir eşik. Bizden daha özgüvenli olanlar Hintli kadınlar. Onlarda oran yüzde 96. Eşiğe yüksek dememin nedeni, Fransa’da yüzde 41, Polonya’da yüzde 40, İngiltere’de yüzde 29, Japonya’da yüzde 26 gibi aşırı düşük seviyelerde olması. Rus kadınları yine iyi, yüzde 81’i kendini güzel buluyor.

İşte bizdeki bu özgüven neticesinde olsa gerek, neredeyse sokaktaki her 10 kadından dokuzu, etek veya elbiseli değilse pantolon diye tayt giyiyor. Bodur ve yayvan basenli mi aldırmadan. Giymekle kalmıyor, gösteriyor da. Battal tişört/gömlek yerine bel hizasına gelen üstlerle giymek istiyorsan Gigi Hadid, Kendall Jenner ve avanesinden olman gerekir. Yakışıp yakışmaması bir yana tayt, pantolon değildir. Hele okula, iş yerine giymek için hiç uygun değildir. Biraz Elle, Vogue karıştırsan bu konuda yazılmış onlarca yazı bulursun.