Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Hatay Barosu Başkanı Ekrem Dönmez, restoranda polislerle girdiği tartışma sonrası gözaltına alındı.

Polislerin kimlik kontrolü yaptığı sırada, Baro Başkanı Dönmez, yazılı emri görmek istediğini söyledi.

Polislerle tartışan Dönmez, "Yazılı olmadan göstermiyorum. Yazılı dayanağınızı görmem lazım" dedi. Polis memurları ise, "Bizim yetkimiz var, göstermez zorundasınız" ifadelerini kullandı.

Bu tartışma sonrası polis memurları kimliğini göstermediği gerekçesiyle Baro Başkanı Dönmez'i gözaltına alarak emniyete götürdü.

BAROLAR BİRLİĞİ'NDEN AÇIKLAMA

Türkiye Barolar Birliğinden (TBB) Hatay Baro Başkanı Ekrem Dönmez'in gözaltına alınmasıyla ilgili yapılan açıklama, "Uygulama ve sonrasındaki fiziki müdahale keyfi ve kanuna aykırıdır. Sorumlular hakkında adli ve idari yaptırım uygulanması gereklidir." ifadeleri kullanıldı.

TBB'den yapılan açıklamada, Hatay Barosu Başkanı Ekrem Dönmez'in ailesiyle yemek yediği sırada polisler tarafından kimlik göstermediği için gözaltına alınmasının kınandığı bildirildi.

Olay sonrasında TBB Avukat Hakları Merkezi üyesi Şenol Yücesoy'un, Mersin'den Birlik adına destek olmak üzere Hatay'a gittiği belirtilen açıklamada, polisin kimlik sorma yetkisi bulunduğu ancak Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun 4/A maddesinin özünün, polisin tanıdığı halde bir kişiye kimlik sormasına izin vermeyeceği şeklinde olduğu ifade edildi.

Açıklamada, "Kanunen il Cumhuriyet Başsavcısı ile eşit kurumsal pozisyonda bulunan baro başkanının o ilde görev yapan polis memurları ve özellikle amirleri tarafından tanınmaması hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu sebeple Hatay Barosu Başkanına yapılan uygulama ve sonrasındaki fiziki müdahale keyfidir ve kanuna aykırıdır. Sorumlular hakkında adli ve idari yaptırım uygulanması gereklidir. TBB konunun takipçisi olacaktır." değerlendirmesine yer verildi.

EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NDEN AÇIKLAMA

Emniyet Genel Müdürlüğü'nden gözaltı işlemi hakkında yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Bilindiği üzere 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunun 4/A Maddesi ile Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin 5. Maddesince Polis, görevini yerine getirirken kişilere kimliğini sorabilir. Kimliği sorulan kişi de kimliğini ibraz etmek zorundadır. Kişilerin kimliğinin bulunmaması, kimliği hakkında açıklamada bulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması hallerinde kimliği belirlenene kadar kişi gözaltına alınır. Hükümleri bulunmaktadır.

Sosyal medyaya yansıyan görüntülere göre polislerimizin mevzuata, terbiye ve nezaket kurallarına uygun olarak görevlerini ifa ettikleri, bir kişiye kimlik sormaları üzerine kişinin kimliğini ibraz etmeyip, kimliği hakkında da bilgi vermediği, görevli Polislerimizin ısrarla kişiden kimliğini ibraz etmesini istedikleri, ancak tüm ısrarlara rağmen kişinin kimliğini ibraz etmediği ve kimliği hakkında bilgi vermediği görülmektedir.

Olayın devamında kimliğini ibraz etmeyen kişi daha sonra kimlik tespitinin yapılabilmesi amacıyla sağlık kontrolünden geçirilerek Polis Merkezine götürülmüştür. Burada kimlik tespiti yapılan şahsın Hatay Baro Başkanı Ekrem DÖNMEZ olduğu anlaşılmıştır. Olay yerinde ve sağlık kontrolü esnasında görevli Polislerimizi tehdit eden ve görevlerini yapmasını engelleyen Ekrem DÖNMEZ ile görevlilerimizin karşılıklı olarak birbirilerinden şikayetçi olmaları üzerine Cumhuriyet Savcısının talimatıyla adli işlem başlatılmış olup adı geçen hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 265. Maddesince Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla direnme suçundan adli işlem yapılmıştır. Daha sonra Ekrem DÖNMEZ ifadesi alınarak Polis Merkezinden serbest bırakılmıştır."

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Yaşanan olayda görevlilerimizce hiçbir suretle yasaların dışına çıkılmamış ve Hatay Baro Başkanı Ekrem DÖNMEZ’e karşı herhangi bir kötü muamelede bulunulmamıştır. Baro Başkanı her ne kadar kendisine kimlik sorulmasının hukuki olmadığını savunmuş ise de 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 58. Maddesinde belirtildiği üzere avukatlar Baro Başkanı dahi olsa sadece arama konusunda özel hukuki muameleye tabi olup, kimlik ibraz etmeme gibi bir muafiyetleri bulunmamaktadır. Yapılan işlem rutin bir uygulama olup, herhangi bir kasıt söz konusu değildir.

Anayasanın 10. Maddesine göre herkes kanun önünde eşit olup Polisin kimlik sorma yetkisi kapsamında her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kimliğini ibraz etmek veya kimliği ile ilgili bilgi vermekle mükelleftir."

HATAY BAROSU BAŞKANI EKREM DÖNMEZ: ZORUNLULUK

İfade verip polisler hakkında şikayetçi olan Hatay Barosu Başkanı Avukat Ekrem Dönmez, adliyede bir basın toplantısı düzenledi. Polisin, bir vatandaşı aramadan ya da kimlik sorgusunu yapmadan önce, istendiği takdirde karar ve yasal dayanağını vatandaşa beyan etme hükümlüğünün olduğunu ifade eden Dönmez, "Polis kıyafetiyle mekan basıp insan kaçırıldığı olaylar yaşadık. Polisin polis olduğunu vatandaşa nazik bir dille beyan etmesi gerekiyor. Kapalı mekanlarda yazılı emrin vatandaşa bildirilmesi gerekiyor. Bu bir zorunluluk" dedi. Polis memurlarının açığa alınması daha sonra da tutuklanması gerektiğini belirten Ekrem Dönmez, “Hakkını vatandaşa doğru olarak ifade edemeyen polis, vatandaşın canını ve malını koruyamaz” dedi.

HUKUKÇULAR DEĞERLENDİRDİ

Gözaltı süreci ile ilgili Hukukçulardan Prof. Dr. Erşan Şen, Av. Cem Kaya ve Av. Ecenur Işın konuyu Habertürk'ten Emrah Doğru'ya değerlendirdi.

"İŞLEM KEYFİ VE KANUNA AYKIRI"

Prof. Dr. Erşan Şen: "Kendisine kimlik sorulan kişinin baro başkanı bir avukat olması ve bu nedenle kimliği itibariyle çevresinde bilinme, tanınma ihtimalinin yüksekliği bir yana, yapılan bu işlem keyfi ve kanuna aykırı gözüküyor. Sırf avukat olduğu için değil, 'Durdurma ve kimlik sorma' başlıklı PVSK m.4/A’ya aykırı, yasal şartları varsa kişiyi veya aracı durdurabilirsin, kişiye kimlik sorabilirsin, fakat bu keyfi olamaz. Zaten duran, restoranda yemek yiyen bir insana bu şekilde kimlik sorulması doğru değil. 4/A maddesi; yürüyen veya koşan kişiyi veya araçları, suçüstü, yakalama veya gözaltı şart, emir ve kararları varsa veya yasada öngörüldüğü şekilde durdurup kimlik sorma için makul şüphe üzerine polisin veya jandarmanın durdurup kimlik sormasını mümkün kılar. Zaten durup yemek yiyen kişiye kimlik sorulmasında yasal koşulların varlığı gözükmüyor. Yasal şart var olduğu halde kimlik göstermeyen kişinin tutulabilmesi için de kolluk durumu derhal cumhuriyet savcısına bildirmeli ve ona göre hareket etmeli. Ancak burada önce m.4/A’nın ilk fıkrasında aranan dört sebepten en az birisinin varlığı gerekir, yani bunlardan en az birisinin gerçekleştiğine dair poliste makul bir şüphenin varlığı somut olayda oluşmalıdır, yoksa keyfi olarak durdurma ve kimlik sorma yetkisi kullanılamaz. Aksi halde görevi kötüye kullanma, hürriyeti tahdit ve/veya haksız arama suçları gündeme gelebilir.

PVSK m.4/A’nın 3, 4 ve 5. fıkraları çok önemli, polis durduğu kişiye ve araçta bulunanlara durdurma sebebini açıklamalı. Polis; durdurma sebebi ile ilgili soru sorabilir, keyfi hareket edemez, süreyi uzatmaz ve maddenin ilk fıkrasında gösterilen sebebin ortadan kalkması ile de kişinin veya aracın oradan ayrılmasına izin vermelidir. Durdurma ve kimlik sormanın prosedürü bu şekilde olup, bir yerde oturan veya restoranda yemek yiyen kişi yönünden suçüstü veya yakalama ve gözaltına alma gibi bir karar veya yazılı emir yoksa, durdurma ve kimlik sorma işlemi uygulanamaz."

"TÜRKİYE CUMHURİYETİ BİR HUKUK DEVLETİDİR"

"Kanunda 'amacıyla durdurabilir' diyor, bir yerde ailesi ile yemek yiyen insana ne kimliği soracaksınız, varsa yakalama ve gözaltı sebebi ve kararı veya yazılı arama emri veya kararı gereğini yaparsın, yoksa olmaz. Çünkü zaten şahıs orada duruyor ve yemek yiyor. Burada mesele; PVSK m.9 düzenlenen önleme araması da değil, durdurma ve kimlik sorma, arama için zaten karar lazım. Konunun burada avukat olup olmamakla ilgisi de yok. Konu net; bu şekilde restorana gelip ailesi ile yemek yiyen bir kişiyi, ortada suçüstü, yakalama ve gözaltı kararı olmadan kimlik sorma işlemine tabi tutabilir misin, bunun sebebini sorup göstermemekte direnince onu zorla alıp götürebilir misin? Anayasa ve PVSK hükümleri, kamuoyuna yansıyan görüntülere göre bunu mümkün kılmıyor. Hukuk devletinde önleme ve adli amaçlı tedbirler, can ve mal güvenliği bakımından kabul edilmiştir, ama bunun iki şartı var; Anayasa m.13’e uygun kanun şartı ve bu kanuni yetkinin somut olayda keyfi veya yasal şartlar aşılarak kullanılmamasıdır. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir, kanun ve polis devleti anlayışı başkadır. Anayasa ve kanunlar öngörülebilir olmalı, amacına ve şartlarına uygun tatbik edilmelidir. Meseleyi 'avukat da olsan polis sorarsa kimlik göstereceksin' veya 'ne olmuş kolluk kimlik sormuş, bu hepimizin iyiliği için, sorun çıkarmamak lazım' gibi alanlara daraltılıp ele almak yanlış. Unutulmaması gerekir ki; güvenlik önemlidir, fakat bir hukuk devletinde esas olan, hukukunun evrensel ilke ve esasları ve herkesin hukuk dairesinde hareket etmesidir. Kural ve kaideler olmalı, bunlar herkese ve her yerde yeknesak, doğru ve yasa amacına göre uygulanmalı, keyfilikten ve kanunun amacı dışında tatbikinden kaçınılmalıdır ki, güvenliğin ve güvenin esası da budur."

"YAPILAN İŞLEM ÜZÜCÜDÜR VE HUKUKA AYKIRIDIR"

Av. Cem Kaya: "Polis vazife ve salahiyet hakkında bir kanun vardır 2559 sayılı. Burada 4. Maddesinde 'polisin ilgili anlamda kimlik sorma yetkisini düzenleyen hatta gözaltına alma işlemini esas teşkil eden' Yine yönetmelikler vardır. 'Yakalama, gözaltına alma ve ifade alma yönetmeliği' bu hususta düzenlenmiş mevzuat hükümleri vardır. Burada yapılan işlem maalesef bir sulh ceza mahkemesine kararına dayanıyorsa öncelikle onun ibrazı veya makul şüpheyi gerektiren bir hâl varsa, makul şüphenin kolluk tarafından ilgilisine açıklanması yönündedir. Söz konusu videoyu izlediğimiz vakit, yapılan işlemlerin baştan sona usul hukukuna aykırı olduğu hatta ve hatta hukuki bir açıklama yerine 'Biz devletiz, bu şekilde davranabiliriz' şeklinde hiçbir şekilde kabul edilemez bir beyanatta bulunulduğu görülmüştür. Yapılan işlem üzücüdür. Burada karşısındaki şahsın baro başkanı veya avukatı olması neticeyi değiştirmemektedir buna takılmayalım. Burada sıradan bir vatandaş da olabilir. Kaldı ki avukatların kendi 1136 kanunla ilgili maddeleri gereğince ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri dışında üzerleri aranamaz, alıkonulamaz savcılık kararı olmaksızın. Bu yönüyle de diğer yönüyle de normal vatandaş yönüyle de maalesef yapılan işlem üzücüdür ve hukuka aykırıdır. 1136 sayılı avukatlık kanununun 58. Maddesi var. Ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri dışında avukatın üzeri aranamaz, şahsi eşyaları aranamaz, bunlara el konulamaz. Yapılan işlemin bir vatandaş boyutu bir de avukatlık kanunu boyutu var."

"POLİS USULDE HATA YAPIYOR"

Av. Ecenur Işın: "2559 Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu Madde 4/A’ya göre polis, kişileri ve araçları; bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek, suç işlendikten sonra kaçan faillerin yakalanmasını sağlamak, işlenen suç veya kabahatlerin faillerinin kimliklerini tespit etmek, hakkında yakalama emri ya da zorla getirme kararı verilmiş olan kişileri tespit etmek, kişilerin hayatı, vücut bütünlüğü veya malvarlığı bakımından ya da topluma yönelik mevcut veya muhtemel bir tehlikeyi önlemek, amacıyla durdurabilir. Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için polisin tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebebin bulunması gerekir. Süreklilik arz edecek, fiilî durum ve keyfilik oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapılamaz. Polis, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirir ve durdurma sebebine ilişkin sorular sorabilir; kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebilir. Kanunda da çok açık bir şekilde yer aldığı gibi yukarıdaki sebepler oluştuğunda polis kimlik sorabilir ve maddede yer aldığı gibi durdurma sebebini bildirir ve ancak o zaman kimlik ibrazını sorabilir. Hatay Baro Başkanının yaşadığı olayda herhangi bir makul sebep yokken kimlik ibrazı için bir sebep oluşmamış, ailesiyle birlikte restoranda yemek yerken polis tarafından kimlik ibrazı isteniyor. Burada haklı olarak Baro başkanı dayanağı soruyor. Burada polis usulde hata yapıyor. Polis her ne kadar kimliği sorma yetkim var dese de makul sebepleri olmadığı için hatalıdır."