Isparta'nın neyi meşhur? Isparta'da ne yenir, ne alınır, neresi gezilir?
Şafak vaktinde uyananların, henüz çiğ düşmüş yapraklar arasından yükselen o büyüleyici kokuyu içine çekenlerin ve rengarenk çiçek tarlalarının ortasında kendini bir masalın içinde bulanların şehrine, Isparta'ya doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. Göller Yöresi'nin bu zarif başkenti, her yıl bahar aylarında pembe güllerin, yaz aylarında ise mor lavantaların yarattığı görsel şölenle ziyaretçilerini selamlar.
ABONE OLAncak Isparta sadece bir çiçek bahçesi değil; aynı zamanda Torosların eteklerine kurulu, Selçuklu ve Osmanlı izlerini taşıyan, kayak merkezlerinden pırıl pırıl göllerine kadar doğanın her türlü cömertliğini sergileyen bir huzur limanıdır. Dünyanın gül yağı ihtiyacının büyük bir kısmını tek başına karşılayan bu topraklar, sabırla işlenen el dokuması halılarıyla da tarihin ilmeklerini bugüne taşır. Şehre girdiğinizde sizi karşılayan ferah atmosfer, aslında bu kentin ne kadar temiz, düzenli ve yaşam dolu olduğunun bir kanıtıdır.
Isparta, doğanın renklerini sosyal hayatına ve ekonomisine öyle bir entegre etmiştir ki, kentin her sokağında bu bütünleşmeyi görmek mümkündür. Bir yanda binlerce yıllık antik kentlerin vakur duruşu, diğer yanda lavanta köylerinin modern turizm anlayışıyla canlanışı, Isparta’yı çok yönlü bir destinasyon haline getirir. Şehri sadece gülden ibaret görmek büyük bir eksiklik olur; çünkü burası aynı zamanda elmanın vatanı, balıkçılığın en taze hali ve kayakseverlerin kış sığınağıdır. İşte detaylar…