İş hayatında yaşanan tartışmalar bazen kavga ile sonuçlanabiliyor. Bir anlık öfkesine hakim olamayan çalışanlar kavga ettiklerinde, on yıl da yirmi yıl da çalışmış olsalar kıdem tazminatı ödenmeden işten atılabiliyorlar. Çocuklarının rızkını bir anda kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalabiliyorlar. Yargıtay’ın bu konuda verilmiş çok sayıda kararı bulunuyor.

Hukuk Dairesi’nin 2015/28093 esas numaralı, 2019/1509 sayılı kararına konu olan dosyada, iş arkadaşıyla kavga eden bir işçi 6 yıldır çalışmakta olduğu işyerinden ihbar ve kıdem tazminatı ödenmeksizin atıldı. İşçi, ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi için dava açtı. Mahkeme işçinin talebini kabul ederken, işverenin temyizi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay, işvereni haklı bularak, yerel mahkeme kararını bozdu.
Dosyaya göre, davacı işçi, işyerinde daha önceden karıştığı bir kavga nedeniyle ihtar aldığı halde bir başka çalışma arkadaşıyla tekrar tartışmaya girerek tehditte bulundu ve küfür etti. İşveren sadece kavgayı çıkartan davacı işçiyi işten attı. Yargıtay kararında, ilk haksız hareketin davacı işçiden gelmesi ve daha önceden de başka bir işçi ile tartışması nedeniyle ihtar aldığı dikkate alınarak, işverenin sadece davacı işçiyi işten çıkartıp, kavga ettiği kişiyi işten çıkartmamasının eşit davranma ilkesine aykırı olmadığı belirtildi. İşverenin iş akdini feshinin haklı nedene dayandığı kaydedilen kararda, yerel mahkemenin kıdem ve ihbar tazminatına hükmetmesinin doğru olmadığı kaydedildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise bir başka dosya ile ilgili kararında, bu konudaki genel kuralların çerçevesini ortaya koydu. Genel kurulun 2015/22-2677 esas numaralı ve 2018/1954 sayılı kararında özetle, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinde, “İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşmasının işverene haklı fesih imkânı verdiği” vurgulandı.

İşçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışlarının, işverene fesih hakkı tanıdığı kaydedilen kararda, sataşmanın söz veya fiili tecavüz anlamına gelen bir hareket olduğu, sataşmanın varlığı için söz ya da davranışın suç teşkil etmesine gerek bulunmadığı belirtildi.

 

KAVGAYA KARŞILIK VEREN DE ATILABİLİR

Kavgaya sebebiyet veren davranış diğer işçiden kaynaklanmış olsa ve olaya diğer işçinin tahriki neden olmuş olsa dahi, yaşanan kavganın işyerinde olumsuzluklara sebep olacağı vurgulanan kararda, bu durumda karşılık vererek işyerinde olumsuzluğa yol açan işçinin de iş sözleşmesinin feshinin haklı değil ise de geçerli nedene dayandığının kabulünün gerekeceği ifade edildi. İşveren tarafından yapılan haklı fesihte kıdem tazminatı ödenmezken, geçerli sebeple yapılan fesihte kıdem tazminatı ödeniyor.

Kararda, etkili eyleme uğrayan işçinin kendini sınırlı olarak, yani amaç dışına çıkmadan karşı tarafı etkisizleştirmeye yönelik davranışlarının ise yasal olduğu, bu hallerde işveren için haklı fesih sebebinin oluşmayacağı vurgulandı.

İŞVEREN EŞİT DAVRANMAK ZORUNDA

Bu tür davalarda işverenin eşit işlem yapma borcu bulunduğuna dikkat çekilen kararda, sadece kavgayı çıkartan kişinin işten atılıp, kavganın diğer tarafı olan işçinin işten atılmamasının, işverenin eşit işlem yapma borcuna aykırılık teşkil ettiği belirtildi. İşverenin, eşit işlem yapma borcuna aykırı davranmasının, iş akdinin feshini haksız kılacağı kaydedildi.

İŞÇİ VE İŞVEREN AÇISINDAN KURALLAR NEDİR?

Yargıtay kararlarını özetleyecek olursak, işten atılmak için kavganın fiziki olması gerekmiyor. Sözlü sataşma da işten atılma sebebi olarak değerlendiriliyor.

Kavgayı çıkartan kişi tazminatsız işten atılıyor.

Sataşmaya veya karşı saldırıya maruz kalan kişi, aynı şekilde mukabele ederse tazminatını alarak da olsa işten atılır.

İşten atılmamak için saldırı ile karşı karşıya kalan işçinin, sadece karşıdaki kişiyi etkisiz kılacak ölçüde mukavemet göstermesi gerekiyor.

İşveren, sadece kavgayı çıkartan kişiyi işten atıp ona aynı şekilde karşılık veren işçiyi işten atmazsa kıdem tazminatı ödemek zorunda kalır.