55 yıldır kullandığım, tüm gelişimine tanık olduğum ve çok sevdiğim Atatürk Havalimanı’nın kapanmasından sonra bizim Sermet Severöz kapanan terminalde bir veda yemeği düzenledi. (Bilmeyenler için söyleyeyim, Sermet bizde yazardır ama TAV’da da yöneticidir.) 

TAV’ın CEO’su Sani Şener’in de katıldığı yemek neşeli olmaktan çok hüzünlüydü.

En azından benim için.

Yemekten önce bomboş terminali gezerken gözlerim doldu bir ara. 

“Ulan” dedim kendi kendime, “Amma zengin ülkeyiz. Daha en az 10-15 yıl iş görecek bir yeri kapatıp yenisini yapabiliyoruz” 

Bomboş, inlerle cinlerin top oynadığı terminalin videolarını bu yazıya ekliyorum. İzleyip sizler de hüzünlenebilirsiniz. 

Yemek sırasında da Sani Şener’le epey bir muhabbet ettik.

Sorduklarımız ve aldığımız yanıtlar şöyle: 

-Sani Bey, bu terminal artık kullanılmayacak, ne olması planlanıyor? 

- Biz o tarafını bilmiyoruz. 3 Mayıs’ta buradaki tüm birimlerimizi taşımış olacağız ve tüm binaları mal sahibi olan devlete bırakacağız. Ne olacağına devlet karar verecek. Terminalin önündeki alanın bir bölümünün Millet Bahçesi olacağı söylendi. Onu biliyoruz. 

Terminal binasının da fuar alanı olarak kullanılacağı söyleniyor ama kesin bir bilgimiz yok. Fakat pistlerden biri duracak. Kuzey güney aksındaki uzun pist kalacak. Onun yanında genel havacılık terminali var. O da bir kaç yıl daha burada ve biz işletmeye devam edeceğiz 2021’e kadar. Keza buradaki Devlet Konukevi de yenilendi, çok güzel hale getirildi. Sayın Cumhurbaşkanı ve yabancı devlet adamları Atatürk Havalimanı’nı kullanmaya devam edecekler, ki bu doğru bir yaklaşım. Bizim bildiğimiz bu.

- Siz olsanız ne yapardınız burada? 

- Benim ancak bir tavsiyem olabilir. Burada müthiş bir “Havacılık Üniversitesi” olabilir. Tamamında değilse bile en azından bir bölümünde. Pist var, terminal var ve tüm ekipmanlar var.
 
Eğitim için muazzam bir ortam. Sivil havacılığın gelişme hızı ve ihtiyaçlar da aşikar. Burada süper bir sivil havacılık üniversitesi olur. Pilottan, yer hizmetlerine, havaalanı işletmeciliğine kadar. Süper bir okul olur. Süper bir ekol yaratılır.
 
Dünya’da böyle bir imkana sahip bildiğim bir ya da iki üniversite var ve burası onların hepsinden daha iyi ve uygun. Bir bölümü böyle olsa keşke. Sonuçta bir devlete en az 1 milyar dolar değerinde bir bina devrediyoruz geriye. 

Atatürk Havalimanı terminali son ana kadar sanki hiç gitmeyecekmiş gibi bir hal içindeydi. Hizmet hiç aksamadı!

- Buna gayret ettik. Tüm arkadaşlarıma son uçak kalkıp, son yolcu terminalden ayrılıncaya kadar hizmette en küçük aksaklık olmaması için azami gayreti sarf etmelerini söyledim. Gidiş tarihi belli olduktan sonra bile burada yolcu konforu için yatırıma devam ettik. Bu iş böyle bir iş.

Yeri gelmişken bir şeyi daha söyleyeyim. Burada ne yapılacaksa bir an önce karar verilip, hemen harekete geçilmesi lazım. Burası boş kalamaz. Kaldığı anda inanılmaz bir hızla yıpranır. Mesela şunu söyleyebilirim burada yıllardır müthiş bir fare mücadelesi veriyoruz. Bu mücadeleyi kestiğimiz anda burayı kısa sürede fareler basar ve sonra uğraş ki, temizleyesin. Keza duvarlardan alt yapıya, her yer hızla eskir. O yüzden ne yapılacaksa bir an önce yapılmalı. Beklemeye tahammül edemez binalar. 

- Sözleşmenizin sona ermesine 1 yıl 8 ay kala burayı bırakıyorsunuz. Bu yüzden de devlet size uğradığınız zararı ödeyecek. Ya da bu 20 aydaki gelir kaybınızı. Bununla ilgili eleştiriler var. 

- Ben de duyuyorum bunları ama bunlar haklı eleştiriler değil. Çünkü biz buranın işletmesini ihale ile aldık. Beş buçuk milyar dolar kira ile. Bu kiranın önemli bir bölümünü de 13 yıl önce peşin ödedik.

Hesaplarımızı 15 yıla göre yaptık. Ona göre bir kira tespit ettik. Kiranın dışında da 13 yıldır buraya sürekli yatırım yaptık. Son güne kadar yatırımlarımızı kesmedik. Ama sözleşmeden önce çıkartılıyoruz. Bu da bize ödediğimiz paraları geri alma hakkı vermeli. Evden kiracıyı çıkarsanız bile, hele kirayı peşin ödemişse bir tazminat verirsiniz değil mi? Üstelik bu para devletin kasasından çıkmayacak. Yeni havalimanından aldıkları kiranın daha azını bize verecekler 1,5 yıl için. 

- Çok adam çıkardınız değil mi? 

- Aslında şöyle. Burada biz yaklaşık 18 bin kişilik bir operasyon yürütüyorduk. Bunların bir bölümü TAV’da, bir bölümü TGS’de ve Havaş’taki personelimizdi.  

TAV’daki yaklaşık 5500 personelin yüzde 80’den fazlası, bizim yeni havaalanının işletmecisi İGA ile yaptığımız anlaşma ile oraya geçiyor. Yaklaşık 4500 kişi. Biz bunlara tazminatlarını ödüyoruz ve onlar İGA’da işe başlıyor. Bir bölümü zaten İGA’ya geçmek istemedi. Uzak diyen oldu, başka nedenlerle istemeyen oldu. Onlar tazminatlarını alıp ayrıldı. 

Bir bölümünü ise bir diğer işletmelerimizde görevlendiriyoruz. Sonuçta Ankara, Bodrum, Antalya, İzmir, Gazipaşa operasyonlarımız sürüyor. Ayrıca yurt dışında da doğrudan veya parçası olarak yürüttüğümüz 70’in üzerinde operasyonumuz var. Oralarda değerlendiriyoruz. THY ile ortak yer hizmetleri şirketimiz TGS’de çalışan 12 bin personelimiz ise zaten yeni havalimanında işe başladı bile. 

- Yeni İstanbul havalimanında işletmeci olarak yoksunuz değil mi? 

- Bazı bölümlerde varız. Mesela Duty Free artık bizde değil ama oradaki marka mağazalar bizde. Hermes gibi, Salvatore Ferragamo gibi markalar. Yeme içme kuruluşumuz BTA yine orada da olacak. Yer hizmetlerinde varız THY ile ortak olarak. 

- Yeni havalimanı için ne düşünüyorsunuz?

- Benim bu konuda konuşmam hoş olmaz. Ne desem yanlış anlaşılır. Çok güzel, çok modern, çok büyük bir havalimanı oldu. Bu memleketin malı. Ne kadar iyi olursa o kadar iyi. Büyük bir yatırım. Binayı gezdim gördüm çok beğendim. Başta elbette bazı hatalar, bazı acemilikler olacaktır. Zamanla hepsi düzelir. Kolay iş değil sonuçta.