Kocaya beddua etmek günah mı? Diyanet'e göre kocaya beddua etmek caiz mi?
Evlilik, iki farklı insanın bir ömrü paylaşmak üzere "iyi günde, kötü günde" diyerek çıktığı uzun ve meşakkatli bir yolculuktur. Bu yolculukta sevgi, şefkat ve huzur olduğu kadar, zaman zaman anlaşmazlıklar, kırgınlıklar ve öfke patlamaları da yaşanabilir. Tartışmanın alevlendiği, sabrın tükendiği ve canın yandığı o anlık öfke nöbetlerinde, ağızdan dökülen kelimeler bazen kontrol edilemez hale gelebilir.
Eşine kızan, haksızlığa uğradığını düşünen veya çaresiz hisseden bir kadının dilinden dökülen "Allah belanı versin", "Günün yüzü görme" gibi beddualar, o anlık bir rahatlama sağlasa da sonrasında büyük bir vicdan azabına dönüşebilir. Öfke dindikten sonra geriye kalan pişmanlık ve korku, mümin bir kalbi "Acaba büyük bir günah mı işledim, bu sözler tutar mı?" sorusuyla baş başa bırakır.
İslam ahlakında "dilin afetleri" konusu oldukça geniş bir yer tutar. Müslümanın ağzından çıkan her sözün bir sorumluluğu vardır. Beddua, yani "kötü dua", bir başkasının başına musibet, bela veya kötülük gelmesini istemek demektir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), müminlerin lanet edici ve bedduacı olmamaları gerektiğini defalarca vurgulamıştır. Ancak söz konusu eşler arası hukuk olduğunda, işin içine "kul hakkı" ve "zulüm" kavramları da girer. Haksız yere edilen bedduanın gökyüzü kapılarından geri dönüp sahibini bulacağı uyarısı, bu konudaki en büyük caydırıcı unsurdur. Bu yazımızda, bedduanın dindeki yerini, kocaya edilen bedduanın geçerlilik şartlarını, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın aile içi iletişim ve beddua konusundaki uyarılarını ve pişmanlık durumunda yapılması gerekenleri tüm detaylarıyla ele alıyoruz.
İSLAM'DA BEDDUA KAVRAMI VE TEHLİKESİ
Beddua, özünde bir "dua" türüdür ancak içeriği şer (kötülük) doludur. İslam inancına göre dua, kulun Allah'tan istekte bulunmasıdır. Ancak Allah, kullarının birbirine kötülük istemesinden hoşnut olmaz. Hz. Peygamber (s.a.v.), "Kendinize, çocuklarınıza ve mallarınıza beddua etmeyiniz. Duaların kabul olduğu bir saate denk gelir de Allah o bedduayı kabul eder, sonra pişman olursunuz" buyurarak bu tehlikeye dikkat çekmiştir.
Müslümanın temel vasfı, affedici ve yapıcı olmasıdır. Birine lanet okumak veya bela dilemek, o kişinin hidayetini veya düzelmesini istemek yerine helakını istemektir ki bu, peygamber ahlakıyla bağdaşmaz. Özellikle aynı yastığa baş koyulan, hayatın paylaşıldığı eşe karşı beddua etmek, aile içindeki rahmet bağlarını koparır ve yerini nefrete bırakır. Meleklerin "Amin, aynısı senin de başına olsun" deme ihtimali, beddua eden kişiyi aslında en büyük mağdur konumuna düşürür.
HAKLI VEYA HAKSIZ OLMAK HÜKMÜ DEĞİŞTİRİR Mİ?
Kocaya beddua etmenin hükmü, bedduanın "haklı" veya "haksız" yere yapılmış olmasına göre değişir. İslam'da "Mazlumun (haksızlığa uğrayanın) duası ile Allah arasında perde yoktur" hadisi, bedduayı da kapsar.
Eğer bir kadın, kocası tarafından gerçekten zulme uğruyorsa, şiddet görüyorsa, hakları gasp ediliyorsa veya aldatılıyorsa; o kadının can havliyle ettiği beddua (Allah'a havale etmesi) geçerli olabilir ve kabul görebilir. Kuran-ı Kerim'de, zulme uğrayanların kötü söz söylemesine (feryat etmesine) ruhsat verilmiştir. Ancak İslam alimleri, zulme uğrayan kişinin bile beddua etmek yerine "Allah ıslah etsin" demesinin veya sabredip Allah'a havale etmesinin daha faziletli olduğunu belirtirler.
Öte yandan, sudan sebeplerle, basit tartışmalarla veya anlık öfkeyle kocasına beddua eden kadın büyük vebal altındadır. Eğer koca o bedduayı hak edecek bir zulüm yapmamışsa, o kötü söz göğe yükselir, sahibini bulamaz ve bumerang gibi geri dönüp beddua edeni vurur. Yani haksız yere kocasına bela okuyan kadın, aslında o belayı kendi üzerine çekmiş olur.
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI'NIN YAKLAŞIMI
Diyanet İşleri Başkanlığı, aile içi geçimsizliklerde sabrı, sükuneti ve güzel sözü tavsiye eder. Diyanet'in fetvalarına göre; bir Müslümanın diğer bir Müslümana, hele ki hayat arkadaşına beddua etmesi "caiz değildir" ve günahtır. Bu davranış, İslam ahlakıyla örtüşmez. Beddua etmek yerine, sorunların konuşarak çözülmesi veya hayır dua edilmesi önerilir.
Diyanet, bedduanın bir çözüm olmadığını, aksine var olan huzursuzluğu daha da derinleştirdiğini vurgular. Eşler birbirinin "örtüsü" olarak tanımlanmıştır. Birbirinin açığını kapatmak, eksiklerini tamamlamak yerine birbirine lanet okumak, bu ilahi tanıma aykırıdır. Ayrıca Diyanet, ağız alışkanlığı haline gelen bedduaların (örneğin "Boyun devrilsin", "Ocağın sönsün") manasını düşünmeden söylenmesinin de çok tehlikeli olduğunu, bu sözlerin bir dua saatiyle buluşması halinde telafisi imkansız acılar yaşanabileceğini hatırlatır.