Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bu yılki ana teması ‘göç’ olan Uluslararası 4. Suç ve Ceza Film Festivali’nin son oturumunda, uluslararası kamuoyunun gündeminde yer alan ‘Diasporadaki Filistinliler’, ‘Çifte Mültecilik’, ‘Filistinli Mülteciler’ konusu tartışıldı. Cemal Reşit Rey Kültür Merkezi'nde yapılan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Sözüer’in moderatörlüğünü yaptığı oturuma konukları Dr. Youssef Abu Soud, Dr. Read Abubadawıa, Shadya Saduf Kaiser katıldı. İşte panelden çıkan çarpıcı konu başlıkları:

        Tülay ACAR

        "İsrail Batı Şeria’da toprak genişletiyor”

        İsrailliler şu an Batı Şeria’da tek bir boş alan bırakmadılar. Burada Filistinliler için tek bir karış yer kalmadı. Gittikçe yayılmacı bir stratejiyle yerleşiyorlar. Barış süreciyle zaman kazanıp sınırlarını genişleme politikası izliyorlar. Avrupa bunu fark etti. İsrail üzerine baskı kurarak engel olmaya çalışacaklar. Ancak bu yeterli değil. Uluslararası camia daha fazla baskı kurmalı.

        "11 milyon Filistinli mülteci Filistin’in dışında”

        Bugün 11 milyon Filistinli mülteci Filistin’in dışında. Onların köylerine geri dönmesi mümkün mü. Batı Şeria’da yaşayan herkes kendini mülteci olarak görüyor. Sanıyorlar ki dışarıya çıkarlarsa anavatanlarına evlerine geri dönme haklarını kaybedecekler.

        Filistinliler nasıl mülteci oldu

        “Filistinliler Filistin’in nasıl terk etti, ne zaman mülteci oldular” deniliyor. Cevabı çok basit ve trajedik. İsrailler 1948’de Filistin’de bir katliam yaptı. O gün olanlara ‘Al-Nakba (felaket) denir. O gün orada 20 binden fazla Filistinli katledildi. Katliam sonrası yakınlarını daha fazla kaybetmek istemeyen Filistinliler doğdukları, büyüdükleri köylerini terk ettiler.

        “Babamın gözünde annesi, kardeşi, amcaları öldürüldü”

        "Filistinliler nasıl mülteci oldu" sorusuna, kişisel hikayemle yanıt vermek isterim. “1948 yılında babam 7 yaşındaymış. Küçük amcam 3 yaşında. 1948 yılında Filistinliler büyükannemi ve kucağındaki 3 yaşındaki çocuğunu öldürüyorlar. 4 amcamı,çocuklarını. O sırada babam kapının arkasında saklandığı için kurtulmuş, ancak sevdikleri gözlerinin önünde öldürülmüş. Ve o günleri son nefesini verene kadar unutmadı. İşte bu nedenle bu katliama tanık olanlar sevdiklerini kaybetmemek için köylerini terk etmek zorunda kaldılar.

        “Geri döneriz diye evlerinin anahtarlarını yanlarına almışlardı”

        Geri döneriz diye yalnızca evlerinin anahtarlarını yanlarına almışlar. Çok acıklı hikayeler var. Kısacası Filistinliler bu nedenle topraklarını terk etmek zorunda kaldılar. 66 yıldır Filistin’e geri dönmek için bekliyorlar.

        Filistin’i tanıyan iki ülkeye İsveç ve İngiltere’ye teşekkür ediyoruz. Ancak Filistin’i devlet olarak daha fazla sayıda Avrupa ülkesinin tanıması gerekir.

        “Yahudi soykırımını da alkışlamayalım”

        Oturumun kapanış konuşmasını yapan Prof. Dr. Adem Sözüer, aşunları söyledi: “Filistin’de, Batı Şeria’da Gazze’de yaşanlar çok trajedik. Acılarını yürekten paylaşıyoruz. Tek ricam; İsrail’i protesto edelim.

        Ancak bunu yaparken Yahudi soykırımını da alkışlamayalım. Dünya barışı için mücadele edeceksek dilimizde ‘nefret’ söylemi olmamalı.

        “Etnik temizlikle sınırlarını genişletenlere ses çıkaralım”

        Bugün haritaya bakın İsrail sürekli genişliyor. Filistin nüfusu gittikçe azalıyor. Bunun adı ‘etnik temizliktir’. Orada bunlar dünya olup biteni sessizce izler. Konuyu yıllarca tartışır. Ve sonrası için çok geç olur.

        “Hiç kimse etnik kimliği nedeniyle ötekileştirilemez”

        Sonra mağdur olan taraf toprağından olur, mülteci olur. Avrupalı dostlarıma sesleniyorum. Avrupa sorunu bu konuyu gündemine almalı. İsrail politikasını eleştirelim. Orada yaşanan acılara artık son verilsin. Yalnızca Filistin için değil ‘etnik’ kimliğe saygı göstermeyen, etnik temizlikle sınırları değiştirmeye çalışan her ülkeye benzer tepkiler göstermeliyiz. Bu etkenliğin amacı dünyaya bu bir mesaj vermek. ‘barış’ için bir araya gelelim çağırısında bulunmak. Hiç kimse ırkı, dili, dini, rengi nedeniyle ötekileştirilemez, dışlanamaz.

        ÖNERİLEN VİDEO
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ