Recep İvedik 4 çok tartışılacak!
Kerem Akça, Recep İvedik 4'ü değerlendirdi keremakca@haberturk.com
Recep İvedik’in ‘Survivor’ın perde temsili ‘Issız Ada’da yarışmacı olduğu, TV dünyasıyla bağ kuran serüvenini odağına alan çok sevilen serinin dördüncü bölümü, eğlenceli ve safkan bir fiziksel/kaba komedi örneği sunuyor. Ancak “Recep İvedik 4”ün tüm külliyat içinde feminist ve eşcinsel grupları en fazla rahatsız edecek eser olacağını söyleyebiliriz. Filmin ve karakterin hayranları için ise, ‘Yeşilçam’ geleneğinden alışıldığı üzere kimi sinemasal zaaflar gibi böylesi detayların da fazla değeri yok elbette. Recep İvedik, ‘Yeni Şaban olacak mı?’ sorusu eşliğinde sınır tanımadan eğlendirmeye devam ediyor.
‘Halk kahramanı’, ‘mahalle delikanlısı’ ya da ‘maganda’ gibi tanımlarla anılan ‘Recep İvedik’, Şahan Gökbakar’ın TV şöhretiyle parlattığı bir fenomene dönüştü. Bu etiket onu –üç filmi baz alırsak- totalde 11 milyon üzeri bir izleyiciye taşıdı. Böylece aslında ülkemizde pek görmediğimiz bir ‘dördüncü film’ de kapısını çaldı bu karakterin. Üçüncü filmde bile eli ayağına dolaşan seriler bildiğimizden bu hareket biraz fazla ‘yok artık’ deyişine yol açtı.
TV KÜLTÜRÜNDEN BESLENEN BİR KAHRAMAN
Çok da haksız değiliz. Zira eğer bir komedi serisinde tek bir karakteri odağınıza alıyorsanız, onunla ilgili hikayeler bir yere kadar ‘keyif’le seyredilebilir. Devamında ise ‘kabak tadı verme’ veya ‘sakız gibi uzama’ süreci başlar. Zaten serüvenlerin sayısı artıp toplam dakikası fazlalaştıkça filmlerden ziyade akılda kalan sahneler geçerli olmaya başlar. Bu konuda adet olarak ‘Budala Dedektif’ (‘Ace Ventura’), ‘Bay Bean’ (‘Mr. Bean’), ‘Avanak Ajan’ (‘Austin Powers’) gibi 90’larda çıkan serilerin daha üzerine çıkılması şan-şöhret ve seri üretim riski açısından bir gösterge. Bunu da es geçmemek lazım.
Hafif karikatürize kahraman Recep, ilk filmdeki yaz tatili bölümünün ardından bir iş arayışına atılmıştı. Üçüncü bölümde ise uzak akrabası ile ilişkisiyle biraz ‘insan’ olmuştu. Burada ise ‘para arayışı’na giriyor. Zengin adamlar, kredi derken, bizde Acun Ilıcalı’nın sunuculuğunu yaptığı, formatını İngiliz Charlie Parsons’ın 1992’de yarattığı reality şov ‘Survivor’ın benzeri ‘Issız Ada’ yarışmasında alıyor soluğu. ‘Biri Bizi Gözetliyor’dan beri devam eden ve popüler kültürde iz bırakan TV yarışmalarının bir yenisi böylece içeri sızıyor.
Recep İvedik’in kendisi de bir TV karakteri olduğundan bu duruma şaşırmıyoruz. Hatta karakterin zamanında Kim 500 Bin İster’de yarıştığı bir de skeci var. TV kültürü böylece doyuruluyor “Recep İvedik 4”te. Aynen ‘Şans Kapıyı Çalınca’ kaynaklı “Şans Kapıyı Kırınca”da (2005) olduğu gibi (Elbette BBG çıkışlı gerilim “Ev”i saymıyoruz). Tek fark orada yarışmanın kazananlarının Barbunya Adası’na sürülüp hiciv yüklü bir kültür farkları komedisi izlememizdi. Buna bir de sitcom estetiği kıvraklığı eklenmişti.
FARUK AKSOY’SUZ İLK RECEP İVEDİK
Burada seriyi hit yapan ilk üç filmin Aksoy Film etiketinin devre dışı kalması bir tarihsel istatistik. Bu sefer “Celal ile Ceren”i (2013) de mal eden Togan Gökbakar’ın şirketi Çamaşırhane Film’in katkısı en başta süre açısından, ‘en uzun İvedik filmi’ hissiyatı yaratıyor. Kariyerli Fransız görüntü yönetmeni Gérard Simon ise aslında projeye fazla katkı yapmıyor. Koltuğunda geriye yaslanıp işine odaklanırken, ışık tutarlılığını kontrol ederek belki ilk filmdeki zafiyetleri gideriyor.
Erkan Özakan’ın kurgusu ise biraz fazla kırılgan duran montaj sekanslarla tempoyu yükseltip Yeşilçam komedilerinden uzak bir estetik getirmemiş. Togan Gökbakar, Şahan Gökbakar’a alan açan bir rejiyle onun kavgacı karakterini, haşlama geleneğini gözler önüne sermeye çabalıyor. Bu da alışık olduğumuz ‘tek karakterli kaba (slapstick) komedi’ yaklaşımını öne alıyor. Tramp, Bay Bean, Şaban gibilerine benzer, gerçekçi bir mizahi üslup canlanıyor.
YENİ ŞABAN OLMA YOLUNDA SINAVLARDAN BİRİ
Tek fark, cinsellik, dışkı gibi kavramların içeriye iyiden iyiye dahil olması. Bu da 1970’lerde start alan ‘tuvalet komedisi’yle beraber paket halinde gelen bir durum. İster istemez, ağza alınmayacak küfürler, cinsiyetçi tavırlar veya iğrençlikler bir espri malzemesine dönüşebiliyor. Ama öte yandan kenar mahalle yaşamı eleştirisi de ‘Güngören’in döverken seven delikanlısı’ babında işliyor. İvedik’in yeni Şaban olma yolunda burada da sınav verdiği net.
Bambaşka hikayelerden ziyade kendi geleneğinde yürüyecektir. Bir ‘Hababam Sınıfı’na ihtiyacı olmayacaktır. Ondan sonra çıkan kaba komedi eğilimli karakterlerden en fazla ‘Temel’in bir seriye dönüştüğünü düşünürsek bu gayet doğal. Şahan Gökbakar da ‘mahluk’ görünümlü tiplemeye yakışıyor.
FEMİNİST VE EŞCİNSEL KESİMLERİ RAHATSIZ EDECEK
Burada ‘Survivor’ yarışmasının macera mizanseni bir rekabet mizahı getiriyor. Bu da “Patron Mutlu Son İstiyor”dan (2014) sonra bir kez daha bu türle iç içe geçen komedinin yolculuğunu, arayışlarını anlatmaya yarıyor. Ilıcalı’nın Dominik Cumhuriyeti’nde çektiği program, burada da benzer bir ada platformuna yerleştiriliyor. “Recep İvedik 4”, kırmızı adada kalan takımının lideri olan Recep’in tavırlarına odaklanıyor. Geçimsizliğine, iletişimsizliğine, haşlama arzusuna, tek başlılığına, belki Tayyip Erdoğan alegorisine kayan mizacına odaklanıyor.
Arkadaşlarıyla arayı açmak da ‘elenme geceleri’nde bir geri adıma yol açıyor. Doğrusu ‘Survivor’ ile kurulan ilişki eğlenceli, keyif veriyor. Ama takıma dahil olan ‘lezbiyen görünümlü heterosekseül kadın’ ile ‘iri, kilolu kadın’ hakkında söylenen laflar çok uç noktalara ulaşıyor. Eşcinsel ve feminist kesimleri en fazla rahatsız edecek İvedik filmi böylece sınır tanımıyor.
REKABET KOMEDİSİ KEYİFLİ
Sürenin iki saate dayanması bu konuda bir dezavantaj oluşturmuş. Bu sahnelerin uzamasıyla ‘Barbar Conan’a, ‘Herkül’e benzetilirken ‘rekabet komedisi’ni fitilleyen diğer takımın esmer tenli ve kaslı tiplemesi Taylan’la (Barış Bulut) etkileşimin verdiği keyif yaralanıyor. Elbette bu bölümler, Will Ferrell-Sacha Baron Cohen arasındaki ‘oyunculuk gösterisi’ne kayan “Talladega Geceleri: Ricky Bobby Efsanesi” (“Talladega Nights: The Ballad of Ricky Bobby”, 2006) kadar keskin ve tavizsiz değil. Ama Recep’in her zaman sessiz sakin bir kız veya erkeği yanına alıp kullanarak biraz kendi kendine konuşur hale gelmesi burada da var. Yine oyuncular, deneyimsiz yüzlerden seçilmiş.
Bana kalırsa “Recep İvedik 4”ün sinemasal açıdan en büyük zaafı, zaten kara kalem ile çizilmiş gibi duran sakallar ile vücut kıllarının, yaz mevsimi görmeyince pek gözükmeme avantajının burada işlememesi. Elbette üzerine bir futbol forması giyen karakter bunları biraz gizliyor. Ancak onun kısa kollu olmasıyla ve yarışmadaki açık hava gözlemiyle birlikte kollardaki kılların ve boynun altındaki kılların yapaylığının göze battığı söylenebilir. Onun ‘karikatürize’ yapısından kabullendiğimiz bu durum, bir tutarsızlık yaratmış tatil mekanı sayesinde. ‘İnsan’dan ziyade ‘maymun’ olmasına yarasa da tutarlılık adına dikkatli olanla bir iletişim kuramıyor.
SEVİLSE DE SEVİLMESE DE EĞLENCE KRİTERİNİ TUTTURUYOR
Nihayetinde 2008, 2009 ve 2010’dan sonra Recep İvedik ‘futbol’ ve ‘yarışma’ algısını külliyatına ekleyerek maceralarına devam ediyor. Komedi karakterlerinin eğer eğlenceliyse serüvenlerini sürdürmesi gayet doğal. Sektörün çarkının dönmesi için bunlara ihtiyaç var. Burada prodüksiyon kalitesi de yüksek. Ama yarışmaya girme sahnesindeki belirgin mantık boşluğu ile ‘kafa yapan salatalık’ yeme sahnesindeki bakış açısı sahnelerinin devamlılığı elden kaçırması gibi kimi sinemasal eksiklikler gözlerden kaçmıyor. Yan oyuncuların ‘mankenlik’leri de bunlara eklenebilir.
Ama “Recep İvedik 4”ün sektörün genişlemesiyle seriye dönüşen ‘Hükümet Kadın’, ‘Eyyvah Eyvah’, ‘Çılgın Dersane’ gibi eserlerin tamamından daha çok güldürdüğünü es geçmemeliyiz. Togan Gökbakar’ın karaktere alan açan rejisinin ve diyalogların öne çıkmasının buna katkısı büyük. İvedik serisi sevilse de sevilmese de eğlence kriterini tutturan bir iş. İlerleyen zamanda da bu özelliğiyle, toplumu gözlemleyerek mizah yaratma arayışıyla hatırlanacaktır. Cem Yılmaz gibi Peter Sellers, Mel Brooks’u hatırlatırken Hollywood algısını bir şekilde taşıyan parodi zekasıyla değil.
FİLMİN NOTU: 3.5
(10 üzerinden)