Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Sinema ‘Hızlı ve Öfkeli’nin sırrı ne? / Kerem Akça'nın yazısı

        KEREM AKÇA /HABERTURK.COM

        keremakca@haberturk.com

        Hızlı ve Öfkeli 7”, Türkiye’de son 26 yılın en çok izlenen yabancı filmi oldu. Eğer istatistikleri takip edersek rekorun göstere göstere geldiğini görebiliriz. Ama başlangıçta 200-250.000 kişiye ulaşan ‘Hızlı ve Öfkeli’ serisi, nasıl 3 milyonu bulabildi? 14 senede “Hızlı ve Öfkeli 7”ye kadar gelinen noktada ne gibi stratejiler izlendi? Bu yükselişin arkasında neler yatıyor?

        Meseleye en baştan başlayalım... Gişe rekortmeni olmak için ne yapmak gerekiyor? Dünya çapından gidersek, bu konuda iki milyar doları deviren iki film var. Bunlar yanlarına herhangi bir yapıtı yaklaştırmamak için direniyorlar. Açıkçası 2.788 ve 2.186 milyara en yakın film, 1.518 ile “Yenilmezler” (“The Avengers”, 2012) olabildi.

        TITANİK’ VE ‘AVATAR’ YIKILMASI ZOR İKİ KULE

        Türkiye’de de bu seneye kadar benzer bir durum vardı. “Titanik”in (“Titanic”, 1997) 2.844.022, “Avatar”ın (2009) 2.482.991 kişilik seyircisine en yakın eser 1.883.004 ile “Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor” (“Ice Age: Continental Drift”, 2012) olabilmişti.

        Uzun lafın kısası bu iki yapıtın yaptığı gibi ‘sinema tarihinin en yüksek bütçeli filmi’, ‘yedinci sanatın en gelişmiş teknolojiyle üretilmiş filmi’, ‘en dev blockbuster’, ‘en büyük film’ olarak pazarlanmak çok değerli. Sinemasal açıdan bakarsak alanlarında başarılı işler bunlar, ama yedinci sanatın 120 yıllık tarihini değiştirecek başyapıtlar değiller. James Cameron’ın ‘Terminatör’ filmleri ‘kalite’ olarak bunları sollayabilir.

        SERİ ÜRETİM YOLLARI ZENGİN EDER

        Bu iki rakipsiz gibi gözüken yapıtın ardından seri üretim ağındaki nokta atışları geliyor. “Yenilmezler”, etrafına ‘Demir Adam’ (‘Iron Man’), ‘Thor’, ‘Hulk’, ‘Kaptan Amerika’ ile kurulu önceden gelen ‘spin-off’lar (yan bölüm) ile bir ivme yakaladı. Hatta onun varlığından sonra bunların devam filmlerinin seyircileri de neredeyse her yerde iki katına çıktı.

        Tüm zamanlar tablosunda altıncı sırada ‘Harry Potter’, 11. sırada ‘Yüzüklerin Efendisi’, 14. sırada ‘Kara Şövalye’ serilerinin final bölümlerinin oturması da tesadüf değil. Böylece ‘son film’ aranan bir tamlama oldu. Eğer filminizi üst sıralara güreştirmek isterseniz ‘en büyük film’ ya da ‘üzerine seyirci koyan seri üretim’ yolları birincil seçenekler. Aradan “Karlar Ülkesi” (“Frozen”, 2013) gibi orijinal işler nadiren sıyrılabiliyor. Bunun da sebepleri var…

        BURAYA GÖSTERE GÖSTERE GELDİ

        “Hızlı ve Öfkeli 7” (“Furious 7”, 2015), şu anda tüm zamanlar listesinde dördüncü sırada. Yani hakkını vermiş ve tam gaz gidiyor. İşin tuhafı altıncı filmin 51. sıraya yerleşebilmesi… 2001’de birinci film, fena gitmemişken, iki ve üç serinin biteceğini duyurmuştu aslında. Vin Diesel’in yeniden direksiyona geçmesi ise 2009’da yepyeni bir başlangıç anlamına geldi. ABD’de 62 milyondan 155 milyona, ülkemizde 231.604’ten 379.827’ye yükselen gişe, bir ‘ivme’yi işaret ediyordu. Beşinci filmde The Rock’ın Walker ile Diesel’e eklenmesi ABD’de yüzde 40, Türkiye’de neredeyse yüzde 100’lük (665.624) bir artış getirdi.

        Bu topraklarda altıncı film 1.180.105 yaparken, yedinci film için ‘arkası yarın’ hesabı eklenen kapanış jeneriğinde Jason Statham’ın duyurulması yeni bir hamleydi. ‘Matrix Üçlemesi’nden bu yana uygulanan bu ticari taktik, aslında dizi kitlesine uygun, ‘serial’ mantığını getiriyor. ‘Marvel’in ‘Yenilmezler’ serisinde de bu televizyon mantığı aktifti. Böylece jenerik sonrasına denk gelen silinmiş sahne ya da sürpriz yumurta heyecan yarattı, değer kazandı. Ama Paul Walker’ın vefatıyla da birlikte bizde üzerine yüzde 160, ABD’de 160 milyon dolar koyan bir seri var. 190 milyon dolar bütçeli “Hızlı ve Öfkeli 7” bu istatistiği doğurdu.

        TÜRKİYE’DE BİLİNİRLİK BİRİNCİ KISTAS

        Aslında filmin bu konuma gelmesinde yurtdışı gişesi daha etkili. Kendi ülkesinde tüm zamanlarda anca 30. sıraya yerleştiği gerçeği de ortada. Ama bizdeki seri üretim kafasında, her halkasında üzerine 500 bin kişi koyan ‘Buz Devri’nin (‘Ice Age’), 2016’daki devam filminde 2.5 milyona ulaşması beklenebilir.

        ‘Hobbit’in, 1.1’le başlayıp 1.6 ile kapatması, ‘Yenilmezler’in 666.000’den 1.3’e çıkması, ‘Maymunlar Cehennemi’nin 306.000’dan 666.000’e fırlaması, görülen durumlar. ‘Çakallarla Dans’ın üçüncü filmde 1.3 milyon, ‘İncir Reçeli’nin ikinci filmde 1.1 milyon üzerine koyması da bir ‘eğilim’ anlamına geliyor. Yani kimi serilerde ‘bilinirlik’, bizim seyircimizin aşırı olumlu tepkisine yol açabiliyor. Kitlenin kemikleşip markanın zamanla büyümesi ve fısıltı gazetesi ‘bu filme gidilir!’ dedirtiyor.

        EGZOZ, FREN SESLERİ YETERLİ OLABİLİYOR

        ‘Hızlı ve Öfkeli’ de bu yolla zirveyi gördü. Ama 3 milyon nasıl geldi? Paul Walker’ın ani vefatının yol açtığı hüzün (geçen sene “Yasak Bölge/Brick Mansions” da beklenenden fazla hasılat yapmıştı) en önemli sebep olmalı. Ama buna herkesin sokaklarda arabasını modifiye edip hız yapma arzusuyla dolaşması, fantastikten bıkan kitleye ‘yer çekimi tanımayan abartılı/saf aksiyon’ ambalajı sunulması, Vin Diesel’in star elektriğinin renk ayrımı yapmaması ve ‘araba yarışı filmi’nin klasik kalıplarından arındırılması… Elbette Obama dönemine uygun bir ‘siyahi kültür’ temsili yaratılması da, Will Smith’in filmlerinin artan kitlesini buraya da kaydırmış gözüküyor.

        Açıkçası böyle virajları iyi almak için mucizevi, orijinal bir şey yapmak gerekmiyor. Var olan kitlenin istediğini yerine getirmek, doğru stratejik planlamalarla ilerlemek yeterli. Diesel, Walker, The Rock ve Statham’in geri dönerek ‘Hızlı ve Öfkeli’yi seri mantığında bir yerlere taşıdığı kesin. Böylece beşinci filmin sonundaki bonus sahnede ölen Rodriguez’in dirilmesi ‘saçmalık!’ değil de, ‘yaşasın!’ tepkisine yol açabiliyor. Bu da ‘sokak yarışları’na odaklanan araba yarışı mantığını, 50’lerde önemsenmeyen Roger Corman mamulü B-tipi “The Fast and The Furious”tan (1955) daha önemli bir yere getirdi. İnsanların malzemelere kanı ısınırsa, ‘gürültü’ye, 'görsel efektler'e, ‘ses efektleri’ne, ya da ‘kuru gürültü’ye vurulması da mümkün olabiliyor. Seyir zevki memur yönetmenlere emanet ediliyor. Egzoz ve fren sesleri yeterli oluyor.

        Not: Rakamlar, boxofficeturkiye.com’dan alınmıştır.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ