Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Sinema Her zevke göre dört film

        KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com

        Orijinal DVD’leri raflara giren “Aşka Dair”, “Hedefteki Adam”, “Derin Kabus” ve “Kapımdaki Tehlike” farklı kitleler için değerli seçenekler oluşturuyorlar.

        “Aşka Dair”: Oyuncu var, film yok

        Justin Long ile Evan Rachel Wood’un rol aldığı bağımsız bir romantik-komedi… Facebook’tan bulduğu Birdie’ye aşık olan genç yazar Sam’in öyküsü… Kat Corio’nun üçüncü yönetmenlik denemesi…

        “Aşka Dair” (“A Case of You”, 2013), sanki Justin Long’un ortak senaristliğiyle “Hayalimdeki Aşk” (“Ruby Sparks”, 2012) kıvamında bir filme dönüşmek istiyor. Yazım aşamasını anlatan yazıları üzerimize atan açılış sekansıyla bunu hissettiriyor. Ama devamında gerçekçilikten beslenen bir romantik-komediye evriliyor. Bu yönelim yönetmeni de yormuş olabilir.

        Zira kurguyu iki kişi yapsa da, Doug Chamberlain’in sinematografisi boyutlu görüntüler yaratamıyor. En azından hikayeye uygun bir işçilik çıkmıyor. Sanki duran kareler, durgunluk yaratma arzusunu karşılayamıyor. Aksine Coiro’nun memuriyet yetisini sınamamızı sağlıyor. Kadın hikayeleri anlatan yönetmenin “And While We Were Here” (2012) gibi ana tipleme haricinde ayakta duramayan bir filmini de biliyoruz.

        Belli ki Long’un kişisel projesi için Corio yanlış tercih olmuş. Brendan Fraser, Sienna Miller, Vince Vaughn ve Peter Dinklage ile renklenen filmde bir mizansen yaratma, bir topu yere indirme şansı olmuyor. Aksine karşımıza çıkanlar arasında fazlasıyla boyutsuz bir görsellikle yüzleşiyoruz. Sinemaskop anlamsızlaşınca, tempo yükselmeyince bu romansa adapte olmak zorlaşıyor.

        Long, her şeyi hayale yorabilir. ‘Sanal kadın’ imgesine bağlı kalabilir. Ama hiçbir şeyin tutmaması, mantık boşluklarının gürle gitmesi sahiciliğe zarar veriyor. 50 yaşına merdiven dayayan Fraser en eğlenceli oyuncu olarak akılda kalırken, Evan Rachel Wood’un yanlış proje tercihlerinden biriyle daha yüzleşmek kaçınılmaz hale geliyor.

        FİLMİN NOTU: 3

        “Hedefteki Adam”: İyi çekilmiş ajan aksiyonu filmi

        Hollywood’da yavaş yavaş yerini kaybeden iki ismin buluşması… Bond filmleri sonrası üzerine yapışan rolün kopya temsilleriyle (bkz. “Panama Terzisi”, “Matador”, “Gün Batarken”) anılmaya başlayan Pierce Brosnan ile klasik hikaye anlatma sinemasındaki becerisiyle bilinen Roger Donaldson… Aslında her ikisinin de kaderi aynı…

        Donaldson, 70’lerin sonunda Yeni Zelanda’da çıkış yaptıktan sonra kısa sürede stüdyoların aranan memur yönetmeni oldu. Marka isimlerle çalıştı. Tom Cruise, Kim Basinger, Al Pacino, Kevin Costner, Robin Williams, Anthony Hopkins derken, Jason Statham ve Nicolas Cage bunları izledi. Aslında en son adamakıllı Hollywood projesi Brosnan’la birlikteliği “Dante Yanardağı” (“Dante’s Peak”, 1997) idi. O dönemde bu eser dahil birçok yapıtla stüdyoları batırması, onu son 10 yılda bütçesi 20 milyon doları geçmeyen tür filmlerine yönlendirdi.

        “Banka İşi” (“The Bank Job”, 2008), “İntikamın Bedeli” (“Seeking Justice”, 2011) gibi işçilikle dikkat çeken filmlerin ardından sıra Bill Granger’ın ‘There Are No Spies’ romanını uyarlamaya geldi. Burada da aksiyonu iyi ayarlanmış bir çalışma var. Yeniden işine dönen tabiri caizse kaşarlanmış ajan prototipi, mizahıyla olmasa bile karizması ve tempoya adapte olmasıyla tatmin ediyor. Brosnan’ın Bond rollerinde oynaması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu ‘yenilmez adam’ esnekliği, 61 yaşına gelen oyuncuyu bugüne adapte edebiliyor mu, tartışılır.

        Açıkçası Olga Kurylenko’nun ‘öylesine bir yüz’ izlenimi bırakması da şaşırtmıyor. Ama kurgusundan sinematografisine kadar stüdyo imzası taşımasa da iyi çekilmiş, görsel açıdan falsosu olmayan bir iş canlanıyor. Biraz süresinin uzunluğu, biraz başrol oyuncularının yapaylığı sebebiyle sendeliyor. Donaldson, fantastik ve bilimkurgu piyasayı kontrol altına almasa, eski tip starlar devreye girse bu tutarlılığıyla iş alabilirdi.

        Rusların ‘düşman’a dönüşmesi ise son yılların furyası gibi… “Hedefteki Adam” (“The November Man”, 2014) bu yaklaşımıyla da bir yerlere not edilebilir. Ajan aksiyonu filmleri arasında ayrı bir kümeye konulabilir.

        FİLMİN NOTU: 4.8

        “Derin Kabus”: Mağarada bir şeyler oluyor

        Seri katilin kendisinin kameraya aldığı buluntu film örneği “The Poughkeepsie Tapes” (2007) ile çıkış yapan John Erick Dowdle, “Karantina” (“Quarantine”, 2008) ve “Şeytan” (“Devil”, 2010) ile kapalı mekanda korkutma becerisini göstermişti. İlkinin terkedilmiş binanın, ikincisinin asansörün içine sıkışması onun için bir sorun değildi. Böylece 1996 ve 2005 tarihli iki bağımsız filmine geri dönüp bakmamızı şart kılıyor.

        Açıkçası “Derin Kabus” (“As Above So Below”, 2015), bir mağara macerasına doğru ilerleyerek start alıyor. Buluntu film (found footage) furyasına adapte olurken, okült grupların, klonların devreye girebildiği bir yeraltı temsiliyle karşımıza çıkıyor. “Cehenneme Bir Adım”ın (“The Descent”, 2005) yaratıcılığını tercih etmiyor. Ama Shannyn Sossamon’u şehrin altındaki tünellere hapseden “Yeraltı Mezarlığı”nın (“Catacombs”, 2007) zengin stüdyo kardeşi gibi gözüküyor. Oradaki gibi gotik korku filmine kayma arzusu burada da var.

        “Derin Kabus” (“As Above, So Below”), işi maceradan başlatarak yol alıyor. Ama hikaye içi seslerden uzaklaşmamak, kalitesiz görüntüleri inadına kullanmak, gerçekçiliği desteklemiyor. Daha ziyade 1.85:1 formatında bir Z sınıfı ya da çöp (trash) film tanımı yaratıyor.

        “İçimdeki Şeytan”dan (“The Devil Inside”, 2012) sonra bir stüdyo işi buluntu film daha ‘kağıt üstünde temiz’ ve ‘maddi açıdan iyi parlatılmış’ gözükmenin ötesine geçemiyor. Film, kendi türünde ‘yeraltında geçen film’ şablonuna adapte olan “Cehenneme Bir Adım” ve “Catacombs” gibi örnekleri öne atıp köşesine çekiliyor. Dijital sinemanın en özensiz hali, bu kez göze batıyor.

        FİLMİN NOTU: 2.5

        “Kapımdaki Tehlike”: Aksiyon-gerilim üret, özenmesen de olur!

        2000’lerde güçlü, kaslı ve can yakan sahne kimliğiyle kendini kabul ettirme peşindeki Idris Elba, bu kez ısmarlama bir video projesiyle karşımıza çıkıyor. TV işleriyle bilinen Sam Miller, bir ekip toplasa da “Kapımdaki Tehlike”yi (“No Good Deed”, 2014) sinema filmine çevirmeyi beceremiyor. Hapishaneden çıkan mahkumun şiddetle haşır neşir yolculuğu, aksiyon-gerilim arasında gidip gelirken, mantık boşlukları ile sarılıyor. ‘Eve giren yabancı filmi’ni en klişe haliyle kullanıyor. Kadın-erkek ilişkileri olabilecek en çiğ noktalara açılıyor.

        “Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi”nde (“The Curious Case of Benjamin Button”, 2009) abartılı makyaj sebebiyle Oscar’a aday olan Taraji B. Henson, zayıf performansıyla unutulmak için her şeyi yapıyor. Leslie Bibb ve Kate del Castillo da bu bilinçsiz eğilime eşlik etmeyi seçiyor. Boyutsuz kadın tiplemeler bir yana, Elba’nın ‘erkeklik hormonlarına karşı çıkan adam’ tripleri hiç sahici durmuyor. Evden eve koşturma, “Yeter” (“Enough”, 2002) gibi senaryosuz eserleri akla getiriyor. Sinematografi, kurgu deseniz zaten onlara girmeye bile gerek yok.

        Sözü geçen eser, vicdan, adalet ve belki intikam peşindeki kafası karışık mahkum tipiyle 13 milyon dolardan 46 milyon dolar hasılat getirmesiyle anılacak. Her düşündüğümüzde bu rakama şaşıracağız. Bu başarıyı göstermek, bu tür projelere ucuzluk katkısı yapan Liam Neeson’ın çöp (trash) ve B sınıfı üretimini arttıran işlerinden farksız…

        Elba ise “Mandela: Özgürlüğe Giden Uzun Yol” (“Mandela: Long Walk to Freedom”, 2013) ile anıldığında da söylediğimiz gibi yetenekli bir aktör asla olmadı, olamayacak. Aksine bugünün Afro-Amerikalı oyuncularının kalitesini düşürüyor. Onu izlerken bir Stallone, bir Schwarzenegger karizmasına rastlamakta zorlanıyoruz.

        FİLMİN NOTU: 2.1

        KEREM AKÇA’NIN TÜRKİYE’DE YENİ PİYASAYA ÇIKAN DVD’LERDEN ÖNERİLERİ

        1-Açlık (Hunger)

        2-Sen Aydınlatırsın Geceyi

        3-Kayıp Kız (Gone Girl)

        4-Labirent: Ölümcül Kaçış (The Maze Runner)

        5-Grace: Cinnet (Grace: Possession)

        6-Rosetta

        7-Takip (The Rover)

        8-İşkence Gecesi (Tusk)

        9-Dracula Başlangıç (Dracula Untold)

        10-God's Pocket

        11-Salak ile Avanak Geri Dönüyor (Dumb and Dumber To)

        12-Kaset İşi (Sex Tape)

        13-Aşk En Kusursuz Cinayettir (L'Amour est Un Crime Parfait)

        14-Pek Yakında

        15-Karışık Kaset

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ