Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

HABERTÜRK MAGAZİN

‘Toplumun yarısı beni seviyor diğer yarısı benden tiksiniyor’

İKİ yıldır ara vermeden yaptığımız, taklitlerini yaratan HT Masa’ya arada konuk da davet ediyoruz. Bu hafta boşandıktan sonra hiç kimselerle konuşmayan İrem Derici masamızın baş yorumcusu oldu. Gezi İstanbul’da bir araya geldik. İrem o kadar disiplinliydi ki tam saatinde masada hazırdı. Hatta sohbet sonrasında “Çok eğlenceli bir ekipsiniz. Beni her hafta dahil etsenize” dedi. Gerçekten biz de acayip eğleniyoruz. Konuk olduğu zaman ben yorumlarda geri duruyorum. Bu güzel ekibi sorularımla terletiyorum. Bendeniz bu hafta sadece soru soracağım. Yorumlar hem konuğumuz İrem Derici’den hem de ekibimizden geldi.

‘Ben hem ç.şe hem paraya sıkışıyorum’

Esin ÖVET: Bu hafta bana göre en keyifli çıkış Bülent Ersoy’dan geldi: “Ben ancak ç.şim geldiği zaman sıkışırım.” Biraz komik değil mi?

OBEN BUDAK: Ne kadar zengin olduğunun altını çizmek için güzel bir cümle kurmuş. Bülent Hanım’ın paraya sıkışması o kadar imkânsız ki aklına bir tek ç.şten sıkışmak gelmiş.

KADİR KAYMAKÇI: Hatırlarsanız sıkışan bir Tarkan vardı. Yirmi sene geçti hâlâ konuşuyoruz. Bülent Ersoy söyleyince kimse üzerinde durmuyor. Eğlenceli bir beyanattı. Bülent Hanım’ın uzaylı olduğunu düşünüyorum.

İREM DERİCİ: Daha dört senedir bu piyasada olduğum için halen hem ç.şe hem de paraya sıkışıyorum. Bu sene özellikle çok sıkıştım. Hiç unutmuyorum, Bülent Hanım ‘Kalbimin Tek Sahibine’ adlı şarkım 100 milyona ulaştığında ‘Benim için o tık rekoru kıran şarkınızı söyler misiniz?’ demişti. Ben de ona ‘Sizin için kafamı keserim’ demiştim. Sözün özü bir kere görüşmüş de olsam Bülent Hanım’a tapıyorum. Ünlülerin kasıntı durmak yerine böyle eğlenceli olması lazım. Böyle bir laf edeceği benim aklıma gelmezdi. Gördüğüm en zeki kadınlardan.

BÜLENT İPEK: Eğlenceli bir açıklama oldu ama parası olan insanların illa espri yapacağım diye özgüvenleri yüksek oluyor galiba, Ali Ağaoğlu gibi... Bülent Hanım da mevzusu açılınca para üzerinden yürüyor. Bir dönem Cem Yılmaz da bunu yapıyordu. Bülent Hanım parasını, pırlantalarını göstermeyi seviyor. Halk onu görgüsüz olarak algılamıyor.

REŞAT BALCIOĞLU: Bülent Hanım sanat dünyası içerisinde kendini farklı bir yerde görüyor. Onu ne sanatçılar ne de halk yadırgamıyor. Bunu argo bir terim olarak değil de doğaçlama söylediğini düşünüyorum.

K.K.: Sıkıcı, ağzında laf geveleyen ünlülerdense Bülent Ersoy’u bin kez tercih ederim.

E.Ö.: Tam da bunu konuşmak gerek. Eğlenceli ünlülere hasret kaldık. Mesela İrem de çok eğlenceli. İrem sen oynuyor musun?

İ.D.: Bu benim aşırı törpülenmiş halim. Gerekirse kimse beni sevmesin ama ben o kalıplara girmek istemiyorum. Kamerayı gördüğüm anda “Arkadaşlar konuşmak istemiyorum” diyemiyorum. Tam tersine gelin size malzeme vereyim diyorum.

B.İ.: İrem Derici ezber bozan bir ünlü. Böyle şeyler yerinde ve zamanında yapılırsa sempatik geliyor. Kasıntılı ünlülerdense eğlenceli ünlüleri tercih ederim.

O.B.: İrem’i albümü çıkmadan önce de tanıyordum. Şimdi kendimi törpüledim dese de hiçbir şeyi törpülemedi. İrem gerçekten böyleydi.

İ.D.: Bu yola çıktığımda babam bana “Ya sana âşık olsunlar ya da nefret etsinler” dedikten sonra “Büyüme çağında disiplin kurullarına giderek bizim anamızı ağlattın, bırak bu halin kalsın” serzenişinde bulunmuştu. Bunun arası star olamazmış. Annem “Seni büyütürken harcadığım enerjiyle 11 tane erkek çocuk doğurup birinci lige takım kurardık” der hep. Toplumun yarısı beni seviyor, diğer yarısı benden tiksiniyor. Daha çok tiksinsinler hiç umurumda değil. Ben de 4-5 rakibimi açıp açıp stalk’lıyorum. Takip etmediğim, nefret ettiğim isimleri bile stalk’lıyorum. Asıl onları merak ediyorum, kuduruyorum.

K.K.: Şimdi İrem’in yaptığı müzik özellikle 13-25 yaş arasındaki gençlerin ilgisini çekiyor. Dünyada müzik yapan insanlara bakalım. Justin Bieber normal bir adam mı? Murat Boz mu, Justin Bieber mı? Bin kere Justin Bieber. Miley Cyrus normal bir kız mı? Rihanna normal mi? Bizim sanatçıların şarkıları birbirine benziyor artık, kıyafetler aynı, diyaloglar aynı, ilişkiler aynı. Burak Özçivit-Fahriye Evcen çiftiyle Murat BozAslı Enver çifti arasında bir fark yok. Bülent Ersoy ve Yıldız Tilbe gibi farklı olacaksın.

‘Cem ile Ahu yeniden bir araya gelir mi?’

E.Ö.: Biraz ilişkilere girecek olursak, Ahu Yağtu, Cem Yılmaz’a doğum günü partisinde eşlik ederek yeniden bir araya gelme sinyalleri verdi. Sizce bu ikili yeniden birlikte olur mu?

B.İ.: Olsalar iyi olur ama Ahu Yağtu ile Cem Yılmaz yeniden olmaz. Doğum gününde şöyle ilginç bir şey var: Cem Yılmaz’ın son dönemde hiç bir yerde yanından ayırmadığı ikizler doğum gününde yoktu. İkizleri üniversitede katıldığı bir panele bile yanında götürmüştü. Bir denge olmuş herhalde. Yanında eski eşi varsa yeni arkadaşları gelmiyor. Onlar varsa eski eşi uzak duruyor gibi.

R.B.: Cem Yılmaz rahat ve mutlu. Çocuk için evlendi ama olmadı boşandı. Ahu Yağtu çocuğunun annesi, bir araya gelmelerinden daha doğal ne olabilir? Ben bir daha ne evleneceğini, ne de Yağtu ile bir araya geleceğini düşünüyorum.

O.B.: Twitter’daki söylemlerinden anlıyoruz ki Cem biraz hassaslaştığı bir döneme girdi. Eski eşinin eve varıp varmadığını merak edip ona karşı yükselmiş olabilir. Gecenin o saatinde bir kadından haber beklemesi bana doğal geliyor. Birlikte olacaklarını zannetmiyorum.

K.K.: İkizler belki Cem Yılmaz’ın gerçekten arkadaşı olabilir. Benim de bazı ünlü arkadaşlarım yakın dostlarıyla dışarıya çıkıyorlar ama sevgili diye yazılabiliyor.

İ.D.: Bu yakıştırmalar yüzünden sokağa çıkamıyorum.

‘Aşka küsme durumum yok’

E.Ö.: İrem, Cem Yılmaz gibi bir daha evlenmem diyor musun?

İ.D.: Niye diyeyim canım. 29 yaşında kadınım âşık da olurum. Zaten hepimizin ruhumuzun dolup taşması için âşık olması lazım. Ben hayatımda her şeyi dağların tepesinde yaşamayı seviyorum. Aşka küsme durumum yok. Benim babam üç kere evlendi. Benim daha üçe kadar yolum vardır herhalde.

‘Kapattığım sayfayı açmayı bırak dönüp bakmam bile’

E.Ö.: Tam da eski eş durumuyla ilgili bir soru geliyor. İrem senin eski eşin Rıza Esendemir, ‘Eski eşimden çocuk yapabilirim’ dedi. Olabilir mi?

İ.D.: “Hayat bu, ne gösterir bilinmez” demeye getirmiş olsa gerek. 1.5 ay geçti ve o dava kapandı. Çocuk yapmamız imkânsız. Hayatımın her aşamasında kapattığım bir sayfayı bırak tekrar açmayı, dönüp o sayfaya bakmadım bile.

R.B.: Rıza Esendemir, İrem Derici’ye olan saygısını koruduğunu bu cümleyle ifade etmiştir. Gerçek anlamda İrem’le bir araya gelip çocuk yapalım demek değildir niyeti.

O.B.: Bana gereksiz bir açıklama gibi geliyor. Barışma fikri konuşulabilir belki ama çocuk yapma söylemi biraz ütopik ve konuşmuş olmak için söylenmiş gibi.

K.K.: İrem Derici’yle birlikte oluyorsan bu bir sorumluluk getiriyor. Onun bilgisi olmadan hakkında “Eşimle çocuk yapabilirim” demek yanlış. O zaman ben de çıkıp ‘Rihanna ile çocuk yapabilirim’ diyeyim. Ağızdan çıkanlara dikkat etmek lazım.

B.İ.: Belki samimi olarak duygularını itiraf etmiştir. İrem Derici’nin tam tersine defteri kapatamayan bir karaktere sahip olabilir yani. Medya üzerinden mesaj yolluyor olmasın.

‘Caner’in ‘Yeter’ serzenişi doğal’

E.Ö.: İhanet haberleri çıkarken susan Caner Erkin, Asena için “Beni artık o kadınla anmayın” dedi. Garip değil mi eski eşin böyle bir çıkışı?

İ.D.: İşin içinde çocuk olduğu için bu konuda çekimser kalmayı tercih ederim ama bitmiş gitmiş bir olay. Bir de Caner Bey’in yeni bir ilişkisi başlamışsa bir süre sonra ‘Yeter yahu’ serzenişi doğaldır.

K.K.: Beni onunla anmayın ne demek yahu? Bu kadar kolay kestirip atmanın bir âlemi yok. Bu işin bir dengesi, insanların bir ayarı yok mu? Ya çocuk yapıyorlar ya da ismini bile anmıyorlar. ‘O benim için özel birisi’, ‘Yılların hatırı var’ demek bu kadar mı zor? Asena, çocuğunun annesi. Şimdi Asena cevap verse hoş mu olacak?

B.İ.: Boşanma sürecini çok iyi idare eden Caner Erkin’in böyle bir şey söylemesi şaşırtıcı ama Asena da boşandıktan sonra çok konuşmaya başladı.

R.B.: Caner ile Asena’nın sorunlu kişilikler olduğunu düşünüyorum. Caner’in Asena’dan ‘O kadın’ diye bahsetmesi delikanlılığa sığmayan bir durum.

O.B.: Caner o kadar olay yaşanırken ağzını açıp tek kelime etmedi ama şimdi durup dururken şaşırtan bir açıklama geldi. Caner’in çıkışını gerçekçi bulmadım. 1-2 gün sonra yine el ele görebiliriz kendilerini. İlişki durumları borsa gibi değişim gösteriyor.

İ.D.: Mesela ben ilişkimin neden bittiğine dair konuşmadım, konuşmayacağım. Senin ‘A’ dediğin ‘Z’ olarak çıkıyor. Kimsenin ağzı torba değil, büzemezsin. Bence iki tarafın da konuşmaması lazım. Ortak yapılan açıklamalar kâfi diyorum.

B.İ.: Ünlülerin hayranları da merak ediyor. Evliyken birtakım duyguları paylaşıyorsun, bitince birden kesiliyor, bu da merak uyandırıyor.

‘İlkokul düzeyinde folklor hareketleriyle konser olmaz’

 

E.Ö.: Kadir’den aldım pası ve yürüyorum İrem’in üstüne! Tam da hep yazdığım, dert ettiğim mevzu. Neden sahnede dans eden bir starımız bile yok İrem?

İ.D.: Aaa olmaz olur mu? Şu anda Türkiye’de sahnede en iyi Atiye dans ediyor. Hadise’yi de söyleyebilirim. Ama Beyonce gibi dünya starlarıyla kıyaslanamaz tabii. Onlar günde on saat çalışıyorlar. Şimdi Madonna, Jennifer Lopez canlı mı söylüyor? Hepsi playback yapıyor. Madonna’ya ünlü olmadan önce çirkinsin, dans edemiyorsun, sesin yok, bırak diyorlar. O da hırs yapıyor. Madonna, şu anda hayvanlar gibi dans ediyor. Biz tembeliz. Tabii bizim yaptığım dans Jennifer Lopez’in, Beyonce’un yanından geçmez. Türk kadınları olarak çok kıvrağız, çalışırsak iyi dans ederiz aslında.

K.K.: Yerli Rihanna veya yerli Beyonce olmaya soyunuyorsan o dansı da yapacaksın. İlkokul düzeyinde folklor hareketleriyle bu işler olmaz. Hande Yener bu ülkede dansçıyım diye dolaşıyor. Albüm kapaklarını bile yabancı sanatçılardan çalıyoruz.

B.İ.: Bunlar dünyanın zirvesindeki isimler. Beyonce, Rihanna çok uç noktadalar. Türkiye’deki müzik sektörünün büyüklüğü ise belli. Konserlerden, albümlerden elde edilen gelirler belli. Sanatçıların tek odaklandığı nokta işleri olmayabilir. İrem daha iyi bilir tabii sanatçıların iş dışında kafalarının daldığı pek çok nokta var. Türkiye’deki sanatçı sadece sahneyi düşünemiyor. Muhasebesinden albüm prodüksiyonuna kadar pek çok işle uğraşan sanatçılarımız var.

İ.D.: Rihanna’nın ‘Man Down’ diye bir şarkısı var. Şarkının ortaya çıkışı ve PR’ı 1.2 milyon dolara mal olmuş. Dünya starlarında ‘besteci kampı’ kavramı var. Orada 30 kişi toplanıp hepsi birer kelime bularak ortaya bir şarkı çıkarıyorlar. 1.2 milyon dolara üç albüm yaparız. Rihanna bir şarkıya harcıyor o parayı. Başında kızılcık sopasıyla bekleyip sekiz saat çalışacaksın diyen tipler var.

‘Oscar alacağımı bilsem 20 kilo almam’ 

 

E.Ö.: ‘Oyunbozan’ dizisinde rol alan Tuvana Türkay, “Oyuncunun bedeni kiralıktır, inandığım rol için 20 kilo bile alabilirim” demiş. Biz pek alışık değiliz böyle oyunculara.

İ.D.: Şu saatten sonra Oscar alacağımı bilsem 20 kilo almam. Üç aydır anam ağlıyor. Ama 13-14 kilo verdim. “Erken öleyim, zayıf öleyim, tabuta sığayım” düşüncesindeyim. Alman savaş tankı gibi ortalıkta geziyordum. Dar pantolon giyemiyordum. Bir gün aynaya baktım ‘Bunu niye kendine yapıyorsun’ dedim. Kate Moss’un bir lafı var ya “Hiçbir şeyin tadı zayıflık kadar değil” diye, 36 bedene girdiğim gün pantolona sarılıp hüngür hüngür ağladım. 42 bedene kadar ulaşmıştım çünkü. Tuvana, iki hafta gelip benle takılsın 20 kilo değil 30 kilo aldırırım.

K.K.: Oyuncuların zayıflığa takılmaları yanlış. Dünyanın en popüler kadını Kim Kardashian sonuçta... Kendi içinde ben biraz toparlanayım demeye eyvallah ama dışarıdan telkinlerle kilo alıp vermeye gerek yok.

İ.D.: İnsanların ne dediğine takılsaydım ben haftada üç kere estetik ameliyatı olurdum. Her hafta 500 yorum ağzıma, 500 yorum burnuma yapılıyor. Hiç takmıyorum. Tuvana zayıf tabii, tuzu kuru.

R.B.: Ben oyuncuyum diyen insanlar ‘Bedenim kiralıktır’ diyebilir. Hollywood’da starlar pek çok çeşit tiplemelerle karşımıza çıkıyorlar. Kimi saçlarını sıfıra vuruyor kimisi de kilo alıyor. Tuvana’ya katılıyorum ve onu tebrik ediyorum.

B.İ.: Bu lafı edenin de vazgeçilmez birisi olması lazım. Yoksa yirmi kilo almışı var, o oynar yani.

K.K.: Senin zayıf olman değil de kondisyonunun iyi olması gerekiyor. Beyonce’nin de Roberto Carlos gibi baldırları var ama sahnede bir dakika bile durmuyor.

O.B.: Türkiye’de 20 kilo verip saçınızı kazıtacağınız bir yönetim şekli yok ki. Şişman biri gerekiyorsa şişman bir oyuncu bulunabilir. 

‘Seçkin dağ gibi duruyor, kontrolünü kaybetmiyor’

 

E.Ö: Seçkin Piriler bence hiç boşanmak istemediği eşi Kaan Tangöze ile çocuklar için buluştuklarında evcilik oynadıklarını itiraf etti. Yine bence Kaan ‘Evlenelim’ dese, Seçkin kabul edecek gibi duruyor... Siz ne düşünüyorsunuz?

O.B.: Kocasına bir şirket gözüyle bakıp kendisini CEO zanneden pek çok kadın var. Kaan Tangöze olumlu bir laf etse Seçkin geri döner.

B.İ.: Dönmez bence. Seçkin, konuşarak kendisini rahatlatmaya çalışıyor. Seçkin psikoloğa gidiyormuş ama demek ki psikolog yetmiyor.

İ.D.: Böyle bir şey yaşasaydım çok çirkinleşirdim. Hani bana erkeksi İrem deniyor ya; olay lafla kalmaz, saç baş yolma, kerpetenle diş sökme, kaşıkla göz oymaya kadar gidebilirdi. Rockstar kafası ayrı bir şey. Seçkin Piriler, dağ gibi, kontrolünü kaybetmiyor.

‘Bu beraberlikten bir evlilik çıkmaz’

 

E.Ö: Benim de acayip şaşırdığım bir aşk haberi var bu hafta. Ece Erken’le olaylı şekilde boşanan Serkan Uçar ile Ceylan Çapa on gündür birlikteymiş, Aztek’te sarmaş dolaş öpüşmüşler. Yanlış bir ilişki gibi geldi bana.

İ.D.: İnşallah mutlu olurlar. Ben içimde küçük Polyannacıklar taşıyan biriyim.

R.B.: Ceylan Çapa, uzun zamandır kalbinin prensini arıyordu. Kendini prenses, dokunulamaz, ulaşılamaz bir kız gibi lanse ettikten sonra Serkan Uçar’la aşk yaşarsan insanlar ‘Ne oluyor’ der.

B.İ.: Ceylan bulunduğu sosyal çevreden dolayı böyle bir evlilik yapma düşüncesinde ama hayal ettiği evlilik Serkan Uçar’la olur mu bu şüpheli.

O.B.: Evlilikten sonraki ilişkilerin çok uzun sürmediği bilinen bir gerçek. O yüzden bu beraberlikten evlilik düşündüklerini zannetmiyorum.

K.K.: Amerika’da ribaunt ilişki diyorlar. Ribaunt olmamak lazım. Ceylan, umarım ribaunt olmaz.

İ.D.: Kimseyi onun eskisi bunun eskisi diye sıfatlandırmayın. O zaman biz bittik yani.

‘Mesajlaşma üzerine 20 yıl çöpe atılmaz’

 

E.Ö.: Yıllar sonra bir mesajla boşanma davası geldi Ceyda Sabah ve Coşkun Sabah kanadından. Eşinin telefonunda bir kadınla olan mesajlaşmalarını gördüğünü söyleyen Ceyda Sabah, mesajları dava dilekçesinde delil olarak da sundu. Coşkun Sabah ise “Eşimi doldurdular, kadın dayanışmasının mağduruyum” diyor.

O.B.: Doldurma konusu günümüzde çok yaygın. Kötü zamanlarında karşındakine ne diyeceğini iyi seçmelisin. Çünkü hemen harekete geçmek üzere bekleyen kitleler var.

İ.D.: Şimdi mesaj var, mesaj var. 20 yıl sonra gelen bu mesaj bayağı baba bir mesaj olsa gerek. Kimsenin dolduruşuyla tek mesaj üzerine 20 yıl çöpe atılmaz. Ben de bir aşk mesajı görsem direkt boşanmaya giderim. Aldatanı ve aldatılanı da İstanbul’da barındırtmam. Biz Rıza’yla 7 / 24 beraberdik, hiç bu duruma gelmedik.

K.K.: Rıza’yı Allah korumuş demek ki, verilmiş sadakası varmış.

B.İ.: Bir mesaj ile on mesaj arasında ve 20 yıl ile bir yıl arasında hiçbir fark görmüyorum. Gelecek görememişler. Coşkun Sabah’ın da çevresinin gazına gelmiş bahanesine sığınmaması lazım.

R.B.: Mesajın içeriği ilişkiyi bu noktaya getirecek kadar önemliymiş demek ki.

B.İ.: Tek bir evlilikle efsane besteler, şarkılar yazılabilir mi? Evlilikle yaratıcılığın bir evliliği var mı? İşin böyle bir tarafı da var.

İ.D.: Ben zaten üretici olmadığım için sıkıntı yok.

‘Rıza’nın başka biriyle görüntülenmesine hazırım’

E.Ö: Peki hazır mısın İrem, eski eşin Rıza’yla ilgili her haberde “İrem Derici’nin eski eşi” diye yazılacak. Birçok kişi Rıza’yı senin sayende tanıdı çünkü.

İ.D.: Ben de onun eski eşi diye anılacağım yani.

K.K.: Sen daha popülersin böyle bir şey olmayacak. 300 yıl sonra tabletlerde çıkacak Rıza Esendemir, İrem Derici’nin eski eşi diye. Böyle olacak maalesef. İrem’in hayatına girecek insanlar da bunu kabul edecek. Jennifer Aniston hâlâ Brad Pitt’in eski eşi.

İ.D.: Rıza benden önce de tanınan 20 yıllık saygın bir radyocu. Onu tanıyan binlerce insan zaten vardı. Rıza’nın başka biriyle görüntülenmesine hazırım yani. Niye hazır olmayayım ki?