EN İYİ SAVUNMA SALDIRI MIDIR?
LİVANELİ OLAYI VE CHP'NİN "İLETİŞİM" SORUNU. SAYNUR TEZEL YAZDI..
En iyi savunma saldırıdır…
Savunma sanatının insanlığa lazım olduğu her platformda savaşlardan, sosyal ilişkilere hatta spora kadar geniş bir yelpazede kabul görüp başvurulan ve “güçsüz, yenik ve suçlu olsan dahi kazanabilirsin” ana fikrini de barındıran bu ölümsüz strateji acaba her halükarda insanın elini güçlendirir mi?...
Şimdi ben Türkiye’nin yakın tarihi açısından kritik bir dönemeç olduğu açıkça ortaya çıkmış 22 Temmuz seçimleri ardından başlayan ve sandık hüsranını yaşandığı sol cephede fırtınalar koparan bir polemik konusunda bu stratejiyi sorgulamak istiyorum…
Acaba “en iyi savunma saldırı mıdır?”
Konu Eski CHP milletvekili, gazeteci yazar Zülfü Livaneli’nin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal hakkındaki iddiaları …
Detaya girmeye gerek yok (zaten bu yazının konusu da değil ve bilmeyen de kalmadı) ama kısaca özetlemek gerekirse; malum 22 Temmuz’da halkın siyasilerin karnesini vermesi ardından sandıkta solda bütünleşmenin meyvesini alamayan ve hayal kırıklığına uğrayanlar eleştiri oklarını CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a çevirdi. Baykal’a istifa hatta siyaseti bırakma çağrıları peşi sıra geldi.
Eski CHP milletvekili, gazeteci yazar Zülfü Livaneli de mevcut tablonun faturasını CHP lideri Deniz Baykal’a çıkaranlar safında yerini aldı. Üstelik ortalığı allak bullak eden bir iddia ile. Livaneli “Baykal Erdoğan ile siyasi yasağını kaldırmak için gizli bir görüşme yaptı” deyince “yasağı kaldırma karşılığında gizli bir pazarlık mı oldu?” tartışmaları ayyuka çıktı.
Bu yazının konusu ne bu polemik, ne de içinde geçen birbirinden keskin onlarca iddia. Araştırmamış, kafa yormamış ya da (tüm bağlantıları ile) arka plan bilgi edinmemiş olduğum için değil, sadece bu onlarca iddiadan çok daha vahim olduğuna inandığım bir başka fotoğrafla karşılaştığım için
Bu yazı ve başında sorduğum temel sorunun tek bir hedefi var:CHP’nin bu krizi “iletişim” organı tarafından yönetme biçimi.
Daha da açmak gerekirse CHP’nin İletişim Koordinatörlüğü’nün tüm Türkiye’nin gözünün üzerinde olduğu bu krizde attığı iki adımın yarattığı tepki.
Bunlardan ilki Livaneli’nin yazısı ardından İletişim Koordinatörü Baki Özilhan imzası ile çıkan ve “Baykal-Erdoğan gizli görüşmesini” toptan yalanlayan basın açıklaması. Diğeri ise CHP’nin resmi internet sitesinde Zülfü Livaneli’nin fotoğrafının üzerine (tıpkı radikal dinci basın organlarında trajik sonuçlara yol açan örneklerde –Akit’in 1999’da Ahmet Taner Kışlalı’yı hedef gösteren manşeti- rastladığımız gibi) çarpı konulması. İlki dün bizzat Deniz Baykal tarafından yalanlandı. Baykal Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’e yaptığı açıklamada 22 Şubat 2003’te (9 Mart’ta tekrarlanan Siirt seçimlerinde milletvekili seçilmeden-yani başbakan olmadan önce) Erdoğan ile Livaneli’nin işaret ettiği mekanda gizli bir görüşme yaptığını doğruladı. Ancak Baykal Livaneli’nin iddia ettiği gibi siyasi yasağı kalkmadan önce (19 Aralık’ta) değil zaten o yasak kaldırıldıktan sonra görüştüğünü söyleyerek “gizli pazarlık” iddialarının mesnetsiz olduğunu söyledi. Görüşmenin içeriği konusunda ise "İki kişi arasında konuşulan bir şey. Benim anlatmam şık olmaz. Ama size bir ipucu vereyim. O yemeği 22 Şubat 2003'te yedik. Ondan bir hafta sonra ne vardı?" diyerek 1 Mart tezkeresini işaret etti ve kişisel kariyerlerinin görüşme gündeminde olmadığını belirtti.
Peki madem o görüşme olmuştu o zaman niye Parti’nin İletişim Koordinatörü Baki Özilhan şu ifadelerle “asla olmadığını” savunmuştu?
''Genel Başkan Deniz Baykal, ne seçim öncesi ve ne de Sayın Erdoğan Başbakan olmadan önce, ne Beylerbeyi'nde, ne de başka bir yerde AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile herhangi bir görüşme yapmıştır.”
Ve acaba niye (yine İletişim Koordinatörlüğü yetki sahasına giren) CHP’nin internet sitesinde Baykal’ın yalanlamasına rağmen bu basın açıklaması üstüne üstlük bir de Livaneli’nin fotoğrafının üzerine çarpı atılarak serviste tutulmaya devam ediyordu?
İşte bu son derece objektif ve her habercinin merak edeceği sorular için ben dün konunun tek muhatabı CHP Genel Başkan İletişim Koordinatörü Baki Özilhan’ı aradım. “Baki bey bu iki unsur cevap bekliyor. Baykal ile ters düşen açıklamanız ve bize sayısız tepki gelen şu çarpı meselesi çok talihsiz, akşam programda sorularımı yanıtlar mısınız?” dedim. Yanıt olumluydu. Livaneli’ye hayli tepkili olan Özilhan kanalımızda yayınlanmakta olan ve Livaneli’ye çarpı konmasını eleştiren (altını bir kez daha çizelim; sadece eleştiren ve geçmişte fotoğrafının üzerine çarpı konulanların başına neler geldiğini, o çarpıları hangi çarpık zihniyetlerin koyduğunu hatırlatan) haberi yargısız infaz diye nitelediyse de hazırladığım BUGÜN programına katılmayı kabul etti.
Program sırasındaki bağlantıdaysa sorum aynen şöyle oldu: “internet sitenizde sayın Livaneli’yi hedef alan ve bize gelen sayısız tepki mesajından da gördüğümüz kadarı ile CHP’ye hiç ama hiç yakıştırılamayan o çarpı koyma meselesini de soracağım ama önce kafaları karıştıran gizli buluşma açıklamanıza dönmek istiyorum. Siz ‘Baykal Erdoğan ile Başbakanlığı öncesinde görüşmedi’ diyorsunuz ama sayın Baykal görüştüğünü doğruladı. Bu görüşmeyi neden önce yalanladınız?”
Aslında soru gayet açık ama programı izlememiş olanlar için genel çerçeveye dair şu çok önemli nüansı peşinen ortaya koyalım…
Sorudan da anlaşılacağı gibi sayın Özilhan ile programımda yaptığım mülakatın ana meselesi Sayın Baykal ve sayın Livaneli arasındaki polemikte bahsi geçen iddialar değil…
Yani ben sayın Özilhan’a “Genel Başkanınız Deniz Baykal gizli pazarlık yapmış diyorlar doğru mu?” filan demiyorum.
Ya ne diyorum?.. Gayet basit:diyorum ki “Siz sayın Baykal, sayın Erdoğan ile Başbakan olmadan önce görüşmedi diyorsunuz ama Genel Başkanınız bugün Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’e tam tersini söylüyor. 22 Şubat 2003’te Livaneli’nin bahsettiği yerde görüşme yaptığını doğruluyor. Genel Başkanınız bir gün sonra görüştüğünü kabul edecekti ise siz niye yalanladınız?“
Peki yanıt ne oluyor?
Yanıt ne yazık ki son derece deneyimli ve usta bir gazeteci olan Sayın Özilhan’dan hiç beklenmeyecek bir çerçevede geliyor…
Sorduğum (ve cevabının aslında çok basit olduğu neden sonra ortaya çıkan) soruya cevaben önce şunları söylüyor; “Sayın Baykal açıklama yapınca Livaneli’nin yalanı çıkmıştır. Yalanları çıkınca hırçınlaşıp hedef saptırmıştır. İnternet sitemizde suratının orta yerinde duran çarpı bugün değil tam üç gündür sitemizde bulunmaktadır. Bugün Berlin’e gitmeden önce veryansın etmesi yalanının ortaya çıkmasının paniğidir. Alamadığı Nobel’i bu olay üzerinden alma hevesindedir” vs. vs.