Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Sağlık Meme kanserini teşhis eden elektronik sütyende sona gelindi - Haberler

        Massachusetts Institute of Technology (MIT)’de görev yapan dünyaca ünlü bilim insanı Prof. Dr. Canan Dağdeviren, meme kanserinin erken teşhisi için geliştirdiği "elektronik sütyen" teknolojisinde klinik süreçlerin hızla ilerlediğini müjdeledi.

        Elektronik sütyenin Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nden (FDA) onay alabilmesi için toplamda bin kişide denenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Canan Dağdeviren, şu an 100 hastayı tamamladıklarını söyledi.

        Habertürk'e konuşan Prof. Dr. Dağdeviren, yılda 12 milyon kadının hayatına dokunması hedeflenen elektronik sütyen için "Bir ruj gibi, fondöten gibi her kadının çantasında bulunmalı" ifadelerini kullandı.

        PROJENİN ŞİRKETLEŞMESİ İÇİN ÜNİVERSİTE GÖREVİNE 6 AY ARA VERECEK

        Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin dokuzuncusunu düzenlediği "ALIS26 - Oncoverse: Horizons in Cancer Kongresi" için İstanbul'a gelen Prof. Dr. Dağdeviren, "Meme kanserini teşhis etmek amacıyla tasarladığımız elektronik sütyeni şu an insanlar üzerinde deniyoruz. 100 hastamız tamamlamış bulunuyoruz. Çalışmalar büyük hızla devam ediyor ama bunlar zaman alan prosedürler. Yine de çok eğlenceli ve heyecanlı bir süreçteyiz. Önümüzdeki eylül ayından itibaren üniversitedeki görevime altı ay ara vereceğim. Bu süreçte bu teknolojinin şirketleşmesi, laboratuvar ortamından çıkıp artık büyümesi, daha fazla sayıda üretilmesi ve insan denemelerinin daha hızlı ve daha özgür bir şekilde yapılabilmesi için adımlar atıyoruz" diye konuştu.

        "TEKNOLOJİMİZE SONUNA KADAR GÜVENİYORUM"

        7 haftalık çok yoğun bir pazar ve konsept eğitim sürecini tamamladığını aktaran Prof. Dr. Dağdeviren, "Bu süreçte aralarında teknolojist, mamografi ve ultrason kullananlar, onkologlar ve tıp doktorlarından oluşan 100 farklı kişiyle bir araya geldim. Bu teknolojinin pazara nereden giriş yapması gerektiği, kimlerin öncelikli olarak işine yarayacağı ve cihazın şeklinin, boyutunun zaman içinde nasıl evrilebileceği üzerine geliştirdiğimiz hipotezleri teyit etmeye çalıştık. Benim için son derece öğretici bir süreçti" ifadelerini kullandı.

        "2-3 YIL İÇİNDE KLİNİKLERDE, 6-8 YIL İÇİNDE EVLERDE KULLANILACAK"

        Teknolojinin ticarileşmesi ve son kullanıcıya ulaşması için de net bir tarih de veren Prof. Dr. Dağdeviren, sürecin heyecanını şu sözlerle paylaştı: "Dünyanın en iyi teknolojisine sahip olsanız bile pazara doğru konseptle girmezseniz başarısız olabilirsiniz. Biz teknolojimize sonuna kadar güveniyoruz. Öngörüme göre 2 ila 3 yıl içinde pazarın bir noktasından giriş yapıp kliniklerde kullanılmaya başlanacak. Yaklaşık 6 ila 8 yıl içinde ise evlerde kullanılmaya başlanacak."

        Prof. Dr. Dağdeviren, cihazın yaratacağı sosyo-ekonomik etkiyi şu sözlerle anlattı: "Maalesef her 8 kadından biri yaşam süresi boyunca meme kanseriyle karşı karşıya kalıyor. Ancak mesele sadece kansere yakalanmakla bitmiyor; teşhis sonrasındaki tedavi ve yönetim süreci de çok uzun. Hem kişiler hem aileleri hem de maliyet açısından büyük bir yük. Biz bu teknolojiyle sadece hastaların hayatta kalma süresini artırmıyoruz; aynı zamanda yaşam kalitelerini yükseltiyoruz, sosyal hayatla entegre kalmalarını sağlıyoruz ve yeniden ekonomiye katkıda bulunabilmelerinin önünü açıyoruz. Dolayısıyla bu cihazın hem ekonomik hem de sosyolojik açıdan çok katmanlı, büyük etkileri olacak."

        ELEKTRONİK SÜTYEN MAMOGRAFİNİN YERİNE Mİ GEÇECEK?

        Cihazın çalışma prensibini de açıklayan Prof. Dr. Canan Dağdeviren, bu teknolojinin mamografinin yerine geçmediğini, aksine onu destekleyen güçlü bir ultrason işlevi göreceğini söyledi.

        Dağdeviren, şöyle konuştu: "Mamografi hala altın standarttır ancak özellikle meme dokusu sert olan hastalarda bu geliştirdiğimiz ultrason teknolojisini daha çok öneriyoruz. Cihazın içindeki piezoelektrik malzemelere voltaj uygulandığında, malzeme kasılıp gevşeyerek ses dalgaları yayıyor. Hiçbir acı ya da sızı hissettirmeden dokuya nüfuz eden bu dalgalar, bir engelle karşılaştığında geri yansıyor. Tıpkı hamilelikteki bebek ultrasonu gibi, memedeki bozukluğun yerini, boyutunu ve koordinatlarını üç boyutlu bir video şeklinde ekrana yansıtıyor."

        ELEKTRONİK SÜTYENE HER KADIN ERİŞEBİLECEK Mİ?

        Prof. Dr. Canan Dağdeviren, geliştirdiği teknolojilerin her kadın tarafından erişilebilir olmasını hayal ettiğini söyleyerek, sözlerine şöyle devam etti: "Bu cihazların maliyet olarak tıpkı bir cep telefonu ya da bir çanta gibi kadınların rahatça bütçe ayırabileceği seviyelerde olmasını umut ediyor ve bunu öngörerek adımlar atıyorum. Çünkü kadın sağlığı, maalesef çok uzun süreler boyunca unutulmuş, üzerinde yeterince çalışılmamış, fon aktarılmamış ve önemsenmemiş bir alan. Ben de meme sağlığından başlayarak bunu kendi yaşam sürem içinde bir nebze de olsa değiştirmek istiyorum."

        "BU SİSTEMLE BAŞKA ŞEYLER DE YAPABİLİRİZ"

        Dağdeviren, geliştirdiği teknolojinin çok yönlü bir altyapıya sahip olduğunu vurgulayarak, "Biz sürece memeyle başlıyoruz ama bu sistemle başka şeyler de yapabiliriz. Örneğin; endometriozis (çikolata kisti) ve rahim duvarı kalınlaşması gibi rahatsızlıkları takip etmek, menopoz öncesi ve sonrası süreçleri izlemek, hormonal değişikliklere bağlı olarak kadınların ağrı mekanizmalarının nasıl tetiklendiğini veya nasıl tedavi edilebileceğini görmek de benim çok ilgimi çeken ve üzerinde çalışabileceğimiz alanlar arasında" diye konuştu.

        TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE "KARINDAN İĞNE" DÖNEMİNİ BİTİRECEK BULUŞ

        Kadın sağlığına yönelik yeni projesine de değinen Dağdeviren, vajina içerisine entegre edilebilen yeni bir cihaz üzerinde çalıştıklarını söyledi.

        Özellikle tüp bebek tedavisi gören kadınların yaşadığı sancılı süreçleri hafifletmeyi hedefleyen proje hakkında konuşan Prof. Dr. Dağdeviren, "Kadınların tüp bebek yöntemi sırasında karından aldıkları ağır hormon tedavisini direkt karın boşluğu içerisine aktarabilen bir proje geliştiriyoruz. Henüz çok başındayız, laboratuvar (in vitro) ortamındaki gidişatı inceleyen yeni bir makale yayınlamak üzereyiz. Eğer her şey yoluna giderse de hayvan modellerine ve daha sonra da insan denemelerine başlamayı planlıyoruz. Bunun için biraz bekleyeceğiz" şeklinde konuştu.

        KADIN SAĞLIĞINA YATIRIM, KÜRESEL EKONOMİYE 1 TRİLYON DOLAR KAZANDIRACAK

        Prof. Dr. Dağdeviren, McKinsey’nin verilerine atıfta bulunarak çarpıcı bir çağrıda da bulundu.

        Dağdeviren, "Rapora göre, önümüzdeki 5 yıl içinde kadın sağlığı üzerine yoğunlaşma küresel ekonomiye tam 1 trilyon dolar katma değer sağlayacak. Bu ekonomik anlamda da çok büyük bir getiri. Bunu her gittiğim yerde söylemek istiyorum; çünkü bazen 'Kadın sağlığı çalışıyorum' dediğimde özellikle erkeklerin dominant olduğu bir dünyada bazen söylediklerim anlaşılmıyor ya da önemsenmiyor fakat 1 trilyon doları söylediğim zaman herkesin gözleri parlıyor. Onun için kadınları önemsemesek bile parayı önemseyen insanların olduğunu biliyorum, belki oradan yaklaşabiliriz" dedi.

        CANAN DAĞDEVİREN İÇİN GENÇLERE İLHAM KAYNAĞI OLMAK NASIL BİR HİS?

        Katıldığı konferansta Türkiye'den ve yurt dışından gelen pek çok öğrenciyle bir araya geldiğini belirten Prof. Dr. Canan Dağdeviren, genç nesle ilham kaynağı olmanın kendisi için çok ayrı bir yeri olduğunu ifade etti.

        Dağdeviren, duygularını şu sözlerle paylaştı: "Konferans vesilesiyle pek çok öğrenciyle öğle yemeğinde buluştum. Tıp doktorlarından genç arkadaşlara, hatta küçüklere kadar uzanan bir etki bu... Hatta annesi Türkçe öğretmeni olan küçük bir çocuk, benimle ilgili bir proje ödevi hazırlamış. Her kesimden insana kendi severek yaptığım işle ulaşabilmek büyük bir lüks. Hem severek yaptığınız bir işiniz var, bundan hayatınızı kazanıyorsunuz hem de muazzam bir kişisel haz duyuyorsunuz. Bunun da ötesinde, hiç görmediğiniz, tanımadığınız insanlara rol model oluyorsunuz. Geçmişte benim de rol modellerim vardı; şimdi o rol modellerin üzerine beni de katarak kendilerine yol çizen genç arkadaşları görmek, benim gibi genç bir hoca için gerçekten tarif edilemez, muazzam bir haz duygusu."

        Prof. Dr. Canan Dağdeviren (solda) ile Demet Demirkır (sağda)
        Prof. Dr. Canan Dağdeviren (solda) ile Demet Demirkır (sağda)
        ÖNERİLEN VİDEO

        Rusya Kiev'e dron saldırısı başlattı

        Rusya, Ukrayna'nın başkenti Kiev'e yönelik balistik füze ve drone saldırısı başlattı. Başkentte peş peşe patlama sesleri duyuldu. 

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ