Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik Yaşam ‘Öcalan’ı önder saymak suç değil’

        Yasemin GÜNERİ/AHT

        BAKIRKÖY 6. Sulh Ceza Mahkemesi, terör örgütü PKK üyesi olmak suçunu işledikleri iddiasıyla cezaevinde tutuklu bulunan sanıkların Abdullah Öcalan’ı lider kabul etmelerinin ve Öcalan’a özgürlük istemelerinin suç olmadığına karar verdi. “Öcalan’ı önder saymak suç değil” diyen mahkeme, “Hitap toplumun büyük kesimini incitse de demokratik haktır, katlanmak gerekir” görüşüyle tartışma yarattı. Bu karar ışığında, hukukçulara ve siyasilere “Öcalan’a lider demek demokratik bir hak mıdır?” diye sorduk.

        ‘Bir kişiye sempati duymak suç sayılmamalıdır’

        AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip ENSARİOĞLU:

        BİRİNİN suçlu olması, mahkemenin değerlendireceği bir şeydir. Bir kişiye sempati duymak suç sayılmamalıdır. Mahkemelerin suçlu gördüğü kişiyi sevip sevmemek demokratik bir haktır. Yasalara göre suç işlemişse ve o suça iştirak ediyorsanız bu suçtur tabii. Ama iştirak etmeden herhangi bir suçluyu sevip sevmemek bir haktır. Örneğin, sizin bir evladınız adam öldürdü ve suç işledi. Sizin evladınızı seviyor olmanız, suçlu bile olsa size bir suç yüklemez. Suça iştirak ediyorsanız bu suçtur. İşlenmemiş bir suç, duygularda karşılık buluyorsa bu suç olmamalıdır. Suça ve suçlu ya da sempati duyabilirsiniz. Ama suça iştirak etmediğiniz sürece bu suç değildir. Lider ise biraz daha farklı. Yasa, fiile bakmalı. Örgütü ve lideri mahkûm edildiyse siz bunu kastediyorsanız, örgüt mensupluğunu kabul ediyorsunuz demektir. Bu suçtur. Sadece siyasetini benimsiyorsanız bu suç olmamalı. Bir örgütün lideri ve örgütü yargılanmış ve mahkûm olmuşsa, siz örgütü kastederek ‘liderim’ diyorsanız örgüt üyeliğini kabul ediyorsunuz demektir ve bu suçtur. Ama fikri ve siyasetini kabul edip ‘liderim’ diyorsanız bu bir demokratik haktır.

        ‘Bu karar, PKK’yı aklamaya yarar’

        MHP Grup Başkanvekili Oktay VURAL:

        UTANÇ verici bir karar. Bu, yargının neden dönüştürülmek istendiği ve bir terör örgütünün, bir katilin önder olmasıyla ilgili ortaya konan tavır bile Türkiye’nin terörle mücadelesine yapılmış bir haksızlıktır. Terör örgütünün liderine sayın demek, lider demek suçtur. Bu kararlar, PKK’nın önünü açmaya ve PKK’yı aklamaya yarar. PKK’yı azmettiriyorlar. Bir suçluyu övmek, milletin hukukunu hiçe saymaktır. Yargı, siyasi bir karar vermiştir, hukuki değil. Yargının siyasallaşmasının gösterdiği bir durumdur. Suç ve suçluyu övmek maddesini çıkarsınlar yasadan. Bu katilleri öven, meşrulaştıran bir karar.

        ‘Öcalan’ı lider kabul etmek suçtur, ifade özgürlüğü değil’

        TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan KUZU:

        NORMAL şartlarda Öcalan ile alakalı olarak Öcalan’ı övmek bir suçtur. ‘Sayın’ kelimesi bir hitap şekli olabilir. Yargı bu tip davalardan bıktığı için yükü üzerinden atmaya çalışıyor. Burada konu ifade özgürlüğü değil, ceza yasasındaki bir hüküm olan suç ve suçluyu övmek suçunun oluşup oluşmadığıdır. Denebilir ki bu madde kalksın. Bu başka bir şey. Ama TCK’da bu madde durduğu sürece Öcalan’ı lider kabul etmek suçtur. Böyle bir şeyi hukuk kolay kolay kabul etmez.

        ‘Başbakan ‘sayın’ derse, yargısı da ‘lider’ der’

        CHP Grup Başkanvekili Muharrem İNCE:

        YARGIYI ele geçiren bir hükümetle karşı karşıyayız. Yargı teslim olmuş vaziyette. Başbakan geçmişte Öcalan’a ‘sayın’ demişti. Başbakan ‘sayın’ derse, yargısı da ‘lider’ der. Bana göre terörist başıdır. Türkiye’de kurbağayı ısıtma modelidir. Meclis’te de BDP milletvekilleri artık ‘Sayın Öcalan’ diyor. Terör örgütünün lideridir. Lider derken neyi kastediyorlar? Terör ne zamandan beri demokratik bir hak oldu. Terörü övmek ne zamandan beri demokratik hak oldu. Katili lider yapacaklar. Memleketin geldiği duruma bakar mısınız? Bu karar AKP’nin eseridir.

        ‘Suça iştirak edilmemişse bir suçtan mahkûm olan kişi ‘lider’ sayılabilir’

        Ceza Avukatı Çağrı ÇETİN:

        MAHKEMENİN kararı yerindedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10. maddesinin 1. fıkrasındaki düzenlemede, ‘Her ne amaçla olursa olsun kimse düşünceleri ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. Düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz’ yazıyor. AİHS’nin ilgili maddeleri gereği hüküm tesis edilmiş. Mahkeme, sanıklara ceza verseydi AİHM, Türkiye aleyhine tazminata hükmedebilirdi. Anayasa’nın 25. maddesinde de düşünce ve kanaat hürriyeti yer alıyor. Hem ulusal, hem de uluslararası tüm yasa ve sözleşmeler düşünce özgürlüğünden yana hükümler taşıyor. Bu nedenle, verilen karar hem insan hakları sözleşmesi kriterlerine hem de Anayasa’ya uygun. Kişi, suç işlediği iddiasıyla mahkûm olan kişiyi lider kabul edebilir. Önemli olan, suça iştirak edip etmediğidir. Karar kesinleşmiş. Yargıtay’a gitmiş olsaydı farklı bir karar çıkmazdı. Hâkimlerin, düşünce özgürlüğünden yana kararlar vermeleri, Türkiye’nin AİHM’de mahkûm olmasını da engeller. Türk Ceza Yasası’nda ‘suç ve suçluyu övmek’ maddesinin yer alması, hâkimlerin bu tür kararlar vermelerinin önünü kesiyor. Yasada değişiklik yapılması gerekir.

        ‘Mandela’ya ve Yaser Arafat’a da ‘terörist’ demişlerdi’

        BDP Şırnak Milletvekili Hasip KAPLAN:

        SUÇ ve suçluyu övmek suçundan binlerce dava açıldı. Bu kararda da ifade özgürlüğü kapsamında olduğu söylendi. Türkiye’de ve AİHM kararlarında, şiddet unsurları taşımayan açıklamaların hepsi , şok edici dahi olsa düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında görülüyor. Yargının da bu yönde verdiği kararların doğru olduğuna inanıyorum. Baştan çok yanlış siyasi kararlar verildi. Son zamanlarda ise doğru kararların verildiğini görüyoruz. Ama hâlâ uygulamada içtihat birliği sağlanmış değildir. Mahkemeden mahkemeye, hâkimden hâkime farklı kararlar çıkabiliyor. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Yaser Arafat’a, Mandela’ya ve daha pek çok lidere siyasi iktidarlar terörist dedi, cezalar verdi. Ama tarih onların verdiği kararlar gibi olmadı. Bu isimler meşru yönetimlerin başına geldiler. Burada bir kişi sadece hitabetinden dolayı bir örgütle ilişkilendirilip cezalandırılamaz. Meclis Başkanlığı’na bu konuda üç milyondan fazla imza verildi. O zaman, bu imza verenleri de tutuklamak mı gerekir. Bu nedenle mahkemenin kararı yerindedir ve hukukidir.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ