Barış Kaygusuz

Dünyada şu ana kadar 21 bin kişinin hayatını kaybetmesine neden olan koronavirüs salgını Türkiye'de etkisini göstermeye devam ediyor.

Türkiye'de şu ana kadar 2 bin 433 koronavirüs vakası tespit edilirken, 59 kişi koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Ancak ülkede vaka ve can kaybı sayısı kadar, Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanan test sayıları ile dünyada geliştirilen ilaç ve aşı çalışmaları da gündemde önemli bir yer tutuyor.

Son olarak Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Çin'de önerilen biri Japon menşeili üç ilacın ağır durumdaki hastaların tedavileri için kullanılmak üzere tedarik edildiğini belirtmişti.

Bakan Koca ayrıca geçtiğimiz günlerde Japonya'nın Ankara Büyükelçisi'yle bir araya gelmiş, bu görüşmenin Japon kökenli ilacın kullanımıyla ilgili olduğu yorumları yapılmıştı.

Bakan Koca, Japon büyükelçiyle görüşmenin ardından Habertürk yazarı Fatih Altaylı'ya yaptığı açıklamada önümüzdeki günlerde Japonya'dan gelecek bir bilim heyetiyle ortak toplantı yapılacağını söyledi.

 

Altaylı'nın köşesinde aktardığı görüşmede Bakan Koca, "Japon deneyimi ilginç ve öğrenmemiz gereken bir deneyim. 30 bin test yaptılar toplam ama çok başarılı sonuç aldılar genelde. Paylaşmak istiyoruz" ifadelerini kullanmış ve Türkiye'nin koronavirüsle mücadelede rotayı Japonya'ya çevirdiğinin sinyallerini vermişti.

Peki Bakan Koca'nın 'Japon deneyimi' olarak tanımladığı Japonya'nın koronavirüsle mücadelesinde neler yaşandı, Uzak Asya ülkesi koronavirüse karşı kayda değer bir başarı elde edebildi mi?

JAPONYA'NIN KORONAVİRÜS ÖYKÜSÜ

Aralık ayının son günlerinde Çin'de ortaya çıkan koronavirüs salgınının sıçradığı ilk ülkelerden biri Japonya olmuştu. Tokyo hükümeti 16 Ocak'ta Japonya'da ilk vakanın görüldüğünü duyurmuş, ülkedeki ilk hastanın kısa bir süre önce Wuhan'da bulunmuş 30'lu yaşlarında bir adam olduğunu açıklamıştı.

Japonya'nın koronavirüse karşı verdiği ilk reaksiyon birçok kişi tarafından 'hafif' bulundu. Shinzo Abe hükümetinin Çin ile olan sınırları kapatmakta acele etmemesi, Japonya'nın ikinci bir Wuhan'a ev sahipliği yapacağı eleştirilerini de beraberinde getirdi. Abe hükümeti hem destekçileri hem de muhalifler tarafından 2020 Tokyo Olimpiyatları'nın ev sahipliğini ve Çin'le olan ikili ilişkileri, halk sağlığının önünde tutmakla eleştirildi.

Ancak aradan geçen iki buçuk ayın ardından Japonya şu anda gelişmiş ülkelerin neredeyse tamamından daha az koronavirüs vakasına sahip. ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi G7 ülkelerinde çoktan 20 bin barajını aşan vaka sayısı Japonya'da 26 Mart itibariyle 1307, can kaybı sayısı ise 45 olarak açıklandı.

Bu rakamlar ilk vakasını 11 Mart'ta tespit eden 15 günlük süre içerisinde 2433 vaka, 59 can kaybı sayısına ulaşan Türkiye'nin de bir hayli altında.

25 Mart'a kadar Japonya'daki vakaların artış hızını gösteren grafik - Statista

KOMŞULARDAN FARKLI MÜCADELE YOLU

Koronavirüs salgınıyla mücadele konusunda Asya ülkeleri dünyanın geri kalanına kıyasla verdikleri başarılı sınavlarla dikkat çekti. Özellikle Güney Kore, olabildiğince çok test yapma politikası güderek salgını kontrol altına tutmayı başardı ve adeta bölgenin 'poster çocuğu' haline geldi.

Ancak 'Japon deneyimi' kendine tam ters yönde bir çizgi çizdi. Japonya, 23 Mart'ta açıklanan verilere göre salgının başlangıcından bu yana 20 bin 340 test gerçekleştirdi. Yani 127 milyon nüfusa sahip olan ülkede, her 1 milyon kişi başına 160 test uygulandı.

Bu rakam 1 milyon kişi başına 332 test uygulayan Türkiye'nin, test sıklığının da yarısı kadar test yapıldığı anlamına geliyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün salgınla başa çıkabilmek için olabildiğince çok test yapılması yönündeki tavsiyesine karşın Japonya hükümeti bu konuda farklı bir strateji izliyor ve bunun sebebi ülkenin test yapma kapasitesinin düşük olması değil.

Japonya Sağlık Bakanlığı, koronavirüs tespiti için yapılan PCR testlerini tıbbi bir adım olarak değil, 'epidemiolojik soruşturmanın' bir parçası olarak görüyor. Yani yapılan testler üzerinden virüsün yayılma davranışlarına ilişkin analizler yapılarak salgının yayılma şekline ilişkin genel bir fotoğraf çiziliyor.

Japonya'da koronavirüs salgınının en çok konuşulan konularından biri Diamond Princess isimli cruise gemisi oldu. Halen Yokohama limanında demirli halde 1 Mart'a kadar karantina altında tutulan gemide, 712 enfekte kişi tespit edildi. 10 kişi koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti

JAPONYA'NIN TEST STRATEJİSİ NE ANLAMA GELİYOR?

Japonya'nın test stratejisi ülke içerisinde de birçok eleştirinin hedefi oldu ve Japon hükümeti yer yer salgının gerçek boyutunu gizlemekle eleştirildi.

Eleştirilerin dozu artınca, PCR testlerinden sorumlu kurum olan Enfekte Hastalıklar Ulusal Enstitüsü (NIID) şefi Takaji Wakita 1 Mart tarihinde konuyla ilgili bir açıklama yayınladı. Açıklamada defalarca kez kullanılan 'aktif epidemiolojik soruşturma' ifadesi Japonya'nın stratejisini anlayabilmek için kilit tıbbi terim olarak öne çıktı.

Bu stratejiye göre, bir enfeksiyon hastalığı ortaya çıktığı zaman epidemiolojik soruşturma, hastalığın karakteristik özelliklerini ve yayılış şeklini de ortaya koymayı hedefleyen genel bir fotoğraf ortaya çıkarmak için yürütülüyor.

Soruşturma enfekte kişilerin sağlığını, enfekte kişilerle yakın temasta olan kişilerin durumunu ve enfekte olmasından şüphelenen kişileri yakın incelemeye alıyor. Daha net açıklamak gerekirse Japonlar, virüsün kümelenme yaptığı bazı noktaları tespit edip, salgının sivrildiği bu noktalara odaklanarak salgını bir anlamda 'çevrelemeye' ve hızını yavaşlatmaya çalışıyor.

Bu yöntem hastalığı bir topluluk üzerinde incelemesiyle, her hastaya test ve tedavi uygulanması yönteminden ayrılıyor.

Japonya'daki salgının önemli gündem maddelerinden biri de 2020 Tokyo Olimpiyatları'ydı. Olimpiyatlar, Abe hükümeti ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin kararıyla 2021'e ertelendi

Salgını yavaşlatmak için böyle bir strateji izleyen Japon sağlık uzmanları, kendi seçtikleri kriterlerle ve daha da önemlisi kendi seçtikleri ekipmanlarla testler gerçekleştiriyor. Testlerden sorumlu kurum olan NIID'nin en büyük korkusu ise, özel sektörün farklı standartlarla gerçekleştireceği farklı kalitedeki testlerin, epidemiolojik soruşturma yöntemiyle hedeflenen hayati verilerin toplanması zor bir hale getirmesi.

Japonya Sağlık Bakanlığı, ülkede sadece soğuk algınlığı benzeri semptom taşıyanlar, 37.5 derecenin üzerinde ateşi bulunanlar ve dört gün veya daha uzun süredir nefes alma problemleri yaşayanlara test uyguluyor.

Japonya Prensesi Aiko, mezuniyet törenine maskeyle katılarak törene katılanları bu şekilde selamladı

KARŞIT GÖRÜŞ: JAPONYA BİR PATLAMAYLA KARŞILAŞMAK ÜZERE

Vaka sayıları düşük kalsa bile Japon hükümetinin temelinde 'günlük yaşamda panik oluşturmama' fikri yatan bu stratejisinin yanlış olduğuna ilişkin de birçok görüş bulunuyor.

Bunlardan biri de Japonya Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Masahiro Kami'ye ait. Kami'ye göre Japonya'daki rakamların buzdağının görünen kısmı ve henüz teşhis edilmemiş birçok vaka bulunuyor.

Dünya Sağlık Örgütü'nün eski sağlık politikası şefi Kenji Shibuya'ya göre ise Japonya'daki vaka sayısının düşük olmasının arkasında iki neden yatıyor olabilir: Japonya virüsün kümelendiği noktalara odaklanarak salgını çevrelemeyi başardı ya da henüz tespit edilemeyen salgınlar var.

"İkisi de mantıklı" diyen Shibuya, "Benim tahminim, Japonya bir patlamayla karşılaşmak üzere. Çok yakında kaçınılmaz olarak virüsü çevreleme stratejisinden, pik noktayı erteleme stratejisine geçeceklerini düşünüyorum" sözleriyle yaklaşan tehlikeye karşı Tokyo hükümetini uyarıyor.