Cinsel sorunun çözümünde erkek gönülsüz, kadınlar ise rol yapıyor
Evli çiftler arasında cinsel sorunların oranı düşünülenden daha yüksek. Kadınların yarısı orgazm olamıyor. Vajinismus oranı yüzde 20'lerde. Erkeklerde yüzde 40 civarında erken boşalma görülüyor. En çarpıcı bilgi ise son yıllarda sekse her zaman hazır olduğu düşünülen erkeklerin cinsel isteksizliğinde artış olması. Bu sorunu yaşayan erkek oranı yüzde 30'larda...
ABONE OLEvlilikler cinsel sorunlar nedeniyle de alarm veriyor. Bu alanda yaşanan problemler çiftleri birbirlerinden uzaklaştırıp kar tanesinin çığa dönüşmesine neden oluyor. Sorunlar çözümsüz değil ama tedavi konusunda duyulan isteksizlik ve çekinme hali bu alanda da devreye girince mutsuzluklar çoğalıyor. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi aynı zamanda Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği Eşbaşkanı Prof. Dr. Doğan Şahin, çiftler arasındaki sorunun her zaman iletişimden kaynaklanmadığını, çiftin dünyaya ve evliliğe bakışında ve beklentilerindeki farklılıkların sorunların temelini oluşturduğunu söylüyor. Şahin’e göre bazen psikolog ve psikiyatlar dailetişim ve cinsel sorunu olduğunu düşündükleri hastaları hakkında yanılabiliyorlar. Kendilerine “Aranızda iletişim ve cinsel sorunlar var” denilerek yönlendirilen çok sayıda hastanın belirtildiği türde sorunları olmadığını gördüğünü söyleyen Şahin, bu ifadenin çiftlerin karmaşık durumunu daha da karmaşık hale getirdiğine dikkat çekiyor.
Bazı kişilik yapıları kiminle olursa olsun sorun yaşamaya daha eğilimli görülüyor. Örneğin insanların psikopat veya sosyopat, uzmanların ise antisosyal dediği karakterler, sorumsuzlukları, bencillikleri ve şiddet eğilimleri ile hemen herkesle ilişkide sorun yaşamaya yatkın oluyorlar. Öte yandan hemen her tür karakterin ağır ve patolojik halleri sorun çıkarıcı olabiliyor. Mesela bağımlıların hafif halleri, bir evlilikte aşırı uyumlu olmaları, sorumlulukları üstlenmeleri, çok verici ve fedakâr olmaları dolayısıyla uyum sağlayıcı olabilirken, daha ağır hallerinde aşırı karamsarlıkları, sürekli üzülecek şeyler bulmaları, kendilerini değersiz ve yetersiz hissetmeleri nedeniyle uyumsuzluk yaratıcı olabiliyor. Obsesif karakterlerin hafif biçimiyle, düzenlilikleri, titizlikleri, temiz, planlı ve programlı olmaları bir evlilikte uyum ve sorunların çözümünde yararlı olabilecek iken daha ağır hallerinde aynı özellikler aşırı kontrolcülüğe ve dayatmacılığa dönüşebiliyor. Bu durum, esneklikten yoksun bir hal aldığında başlı başına bir sorun kaynağı oluyor.