Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Sağlık Obezite kalp sağlığını tehdit ediyor

        Prof. Dr. Kervan, kalp sağlığının korunmasında beslenme ve fiziksel aktivitenin yanı sıra uyku düzeni ve sigaradan uzak durmanın da büyük önem taşıdığını bildirdi.

        Sağlıksız beslenme, sigara kullanımı, düzensiz uyku ve hareketsiz yaşamın zaman içinde metabolik hastalıkların ortaya çıkmasına zemin hazırladığını anlatan Kervan, obezitenin yalnızca kilo fazlalığı olmadığını, beraberinde diyabet ve diğer metabolik hastalıkları getirdiğini vurguladı.

        Modern yaşamın insanları giderek daha hareketsiz hale getirdiğini belirten Kervan, kısa mesafelerde dahi araç kullanılması, asansör tercih edilmesi ve günlük fiziksel aktivitenin azalmasının kalp sağlığını olumsuz etkilediğini ifade etti.

        İLK ETKİLENEN ORGAN KALP OLUYOR

        Metabolik hastalıkların ilerlemesiyle kalp-damar sisteminin de zarar gördüğünü belirten Kervan, diyabetin koroner damar hastalıklarına, bunun da zamanla ciddi kalp yetmezliğine kadar ilerleyebildiğini söyledi.

        REKLAM

        Prof. Dr. Kervan, şu değerlendirmede bulundu: "Obezite demek metabolik hastalıklar demek, kardiyovasküler hastalıklar demek. Metabolik hastalığa bağlı diyabet çıkıyor. Diyabete bağlı koroner damar hastalıkları çıkıyor ve o zaman baypas yapamıyor, çaresiz kalıyoruz. Kalp nakli yapmak zorunda kalıyoruz. Kalp nakli bütün kronik hastalıkların, metabolik hastalıkların birer sonucu."

        Dünyada ölümlerin yaklaşık üçte birinin kardiyovasküler hastalıklar nedeniyle gerçekleştiğini aktaran Kervan, kalp hastalıklarının artışında obezite, metabolik hastalıklar ve sigara kullanımının önemli rol oynadığını kaydetti.

        KALP NAKLİNE GİDEN YOL ÖNLENEBİLİR RİSKLERLE BAŞLAYABİLİYOR

        Kalp nakli bekleyen hastaların sayısının artmasında kronik ve metabolik hastalıkların yaygınlaşmasının önemli bir etken olduğunu dile getiren Kervan, uzun yıllar boyunca kontrol edilmeyen risk faktörlerinin kalpte geri dönüşü zor hasarlara yol açabildiğini vurguladı.

        Prof. Dr. Kervan, bu nedenle kalp naklinin yalnızca ileri evre kalp hastalarının tedavisi olarak değil, aynı zamanda toplumda kalp sağlığının korunmasının önemini gösteren bir sonuç olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çekti.

        REKLAM

        BAĞIŞLANAN HER KALP NAKLEDİLEMİYOR

        Kalp nakli açısından bir diğer önemli konunun ise uygun donör bulunması olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Kervan, Türkiye'de beyin ölümü tespit edilen kişilerin ailelerinin yaklaşık dörtte birinin organ bağışına onay verdiğini anlattı.

        Organ bağışının kabul edilmesinin her zaman kalbin nakledilebileceği anlamına gelmediğine dikkati çeken Kervan, yaş, ölüm nedeni, travma, kalbin uzun süre durmuş olması, damarlarında darlık bulunması, kalp kasılma kusuru veya yağlanma gibi nedenlerle organların nakle uygun bulunmayabildiğini dile getirdi.

        Prof. Dr. Kervan, "Doğru hastaya doğru nakil yapmamız lazım. Hekimlikte bir tane kural vardır, önce zarar vermemek sonra ya hayatını kurtaracağız ya da yaşam süresine katkıda bulunacağız" dedi.

        Kalp sağlığını korumanın en etkili yolunun riskleri oluşmadan azaltmak olduğunu belirten Kervan, "Bugün kalbimize iyi bakmak istiyorsak metabolik hastalıklardan uzak duracağız. Kalbinize iyi bakmanın altın formülü obeziteden uzak durmak" diye konuştu.

        ÖNERİLEN VİDEO
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ