Spor Bakanlığı, geçtiğimiz hafta bir devrim yaptı. İki yönlü bir devrim bu, hem spor dünyası ve spor politikalarımızı hem de spora yetenekli gençlerin bireysel yaşamlarını değiştiren bir devrim bu.

"Okumakla spor arasında kaldım ve okulu seçtim" bizim ülkemizdeki bir çok kişiden duyduğumuz bir 'tercih-vazgeçiş' ilişkisidir. İşte bu adeta 'kader' haline gelen durum sonsuza kadar değişsin diye bakanlık çok önemli bir adım attı.

Efendim,

Geçtiğimiz hafta, 28 tane vakıf üniversitesi ile Spor Bakanlığı arasında bir mutabakat imzalandı.

Olimpik ve paralimpik her ama her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı lisanslı sporcu, spor hayatına devam ederken üniversite hayatına da devam edebilme imkanına kavuştu. Durum iki türlü de sporcunun lehine..

A- Misal iktisat okumak isteyen bir sporcumuz var. Ve Vakıf üniversitesi diyelim ki üniversite sınavında ilk 30 bin arasına giren kişiler arasından iktisat fakültesine öğrenci seçiyor. İşte olimpik ve paralimpik sporcu iseniz anlaşmaya ve üniversitenin ayırdığı kontenjana göre ilk 60 bin içerisinde olsanız da iktisat fakültesine kabul edilebileceksiniz. Sporculuk yeteneğiniz size pozitif dönecek..

B- Daha da önemlisi spor hayatınız bittiğinde "Ee şimdi ne yapacağım" demeyeceksiniz 'Kolunuzda bir altın bileziğiniz' olacak. Misal, jimnastikçisiniz ya da yüzücü.. En geç 28-29 yaşında spor hayatınız bittiğinde federasyon kapılarında iş diye gezeceğinize "Avukatım"; "Muhasebeciyim"; "Öğretmenim" diyebileceksiniz.

Üstelik vakıf üniversitesinin parasını da devlet ödeyecek. Daha ne olsun?

☆☆

Bu mutabakat, 10 yıllık süreçte sporcu profilini de pozitif olarak değiştirecek.

Üniversite içerisinde de olimpik ya da paralimpik belki madalyalı sporcu da üniversiteli arkadaşlarına rol model olacak belki..

Belki daha lisedeyken "hem sporcu olayım hem de üniversite okuyayım" diyen bir kaç kişiyi daha etkileyecekler.

Şimdi, adında hem Gençlik hem de Spor olan bir bakanlıktan beklenen nedir?

Gençliğin dertlerinden biri de üniversite değil mi? Bu sorunun bir kısmını çözmeye yönelik bir adım işte. Eee sporcuların en az yüzde 70'inin spor sonrası hayatlarında neler yaşadıkları da malumken onlara da en azından bir başka meslek sahibi olma imkanı tanımak da gençlik ile ilgili doğru bir proje değil midir?

Spor açısından da "Kafanızı tamamen spora odaklayın" imkanı getirmez mi?

Tekrarlayayım, 10 sene sonra sporcu profilini daha da geliştireceği de kesindir.

O zaman bunun adı devrimdir.

Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Bakan Mehmet Muharrem Kasapoğlu'nu; vakıf üniversitelerini kutluyor, tebrik ediyorum.