5 - Yaşamın Kıyısında (2007)
Almanya doğumlu Fatih Akın’la iyi bir yönetmen – oyuncu ilişkisi içerisine giren Tuncel Kurtiz, filmin ilk bölümünde (başlı başına bir film çıkabilirmiş aslında onun hikayesinden) ununu eleyip eleğini asmış Karadenizli bir Türk işçisini canlandırır. Biraz maço, biraz huysuz bir erkek ve evladının haklı uyarılarına kulak asmayan bir baba olan Ali’yi sempatik bir şekilde göstermekten de kaçınmaz. Kimi küfürleriyle de filme damga vurur.
4 - Otobüs (1974)
Yurtdışına gitmek isteyen ve dolandırılan dokuz kaçak işçinin hikayesinin anlatıldığı filmde Kurtiz, yine performansıyla öne çıkar. Kurtiz, canlandırdığı kaçak işçinin geçirdiği değişimi biraz da ayrıntılara dikkat çekerek gösterir. Onun Stockholm’deki meydanda otobüsten çıktıktan sonra yaşadığı şaşkınlık biraz da Türk insanının Avrupa ellerinde nasıl bir ruh hali içerisinde olduğunun ipuçlarıyla doludur.
3 - Gül Hasan (1979)
Kurtiz ilk defa yönetmenlik koltuğuna otursa bile oyuncu olmaktan vazgeçmez. Sinema sektörünün içerisindeki çelişkileri ve yurtdışında yaşayan işçilerin durumlarını harmanlayarak anlatan Kurtiz filmde de insanları dolandıran üç kağıtçı bir yönetmen olarak karşımıza çıkar. Yer yer ustası Münir Özkul’a da selam göndermekten de geri durmaz. Komedide de ne kadar usta olduğunu gözler önüne serer.
2 - Umut (1970)
Türk sinemasının kırılma noktalarından biri olan Umut’a Kurtiz’in canlandırdığı Hamal Hasan, ikinci yarıda dahil oluyor. O andan itibaren de Yılmaz Güney ve Osman Alyanak’la birlikte oyunculuk dersi veriyorlar. Cabbar’ı gömü bulmaya inandıran, delirmeye başladığında da sakinleştirmeye çalışan Hasan, yüzünün kavrukluğu, yürüyüşü, konuşmasıyla talihsiz bir Çukurova insanı olarak öne çıkar.
1- Sürü (1978)
Feodal ve aşiret sisteminin iflah olmaz bir savunucusudur Hamo Ağa. Çünkü aşiret reisi olarak bizatihi sistemi temsil eder. Sistemin çöktüğünü az çok kavrasa bile Hama Ağa film boyunca kuyruğunu dik tutar. Hırçınlığı, kızgınlığı, hatta küstahlığı da biraz bu yüzdendir. Tuncel Kurtiz, Hamo Ağa’yı bu gerçeği kavrayarak yorumluyor. Karakteri öyle bir derinleştiriyor, derinleştirdikçe öyle bir zenginleştiriyor ki, Kurtiz zamanla yorumlamanın da ötesine geçiyor, adeta Hamo Ağa oluyor. Peter Brook’un filmi izlediğinde Hamo Ağa’yı gerçekten yaşayan bir insan olarak algıladığı düşünülürse, Tuncel Kurtiz’in oyunculuk gücü anlaşılır sanırız. Böylece Sürü’de Kurtiz, sadece kendisinin değil, sinema tarihimizin de en iyi oyunculuk performanslarından birini sergiler. Başta Tarık Akan olmak üzere kadronun geri kalanı da ona aynı başarıyla eşlik eder.