15 Temmuz FETÖ’nün hain darbe girişiminin üzerinden 3 yıl geçti. 15 Temmuz 2016’da FETÖ’cü hainler darbe girişiminde bulunmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla meydanları dolduran vatandaşların gayretleriyle darbe girişimi püskürtülmüştü. Darbe girişiminde 251 vatandaş şehit olmuş, 2 bin 194 kişi de gazi olmuştu.

15 Temmuz FETÖ’nün hain darbe girişiminin üzerinden 3 yıl geçti. 251 vatandaşın yaşamını yitirdiği 2 bin 194 kişinin de yaralandığı darbe girişiminde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Özel Kuvvetler Komutanlığı, Genelkurmay, emniyet gibi pek çok stratejik bina vurulmuş; TRT, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü gibi birçok kamu kurumu ve özel binalar işgal edilmişti.

MECLİS’TE ÖZEL OTURUM

TBMM Genel Kurulu, 15 Temmuz darbe girişiminin üçüncü yılında 'özel gündem'le toplanacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da izleyeceği Genel Kurul'da Meclis'te grubu bulunan siyasi parti temsilcileri birer konuşma yapacak.

Meclis Başkanı Mustafa Şentop Başkanlığı'nda toplanacak olan Genel Kurul'da, Meclis'te grubu bulanan siyasi partilerin temsilcileri 10'ar dakika, grubu bulunmayan partilerin temsilcilerine 3'er dakika söz verilecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da Genel Kurul'dan izleyeceği özel oturuma kabine üyeleri, Yüksek Yargı mensupları, komuta kademesi ve bürokratlar da davet edildi.

Meclis'te ilk tören, saat 11.00'de başlayacak.  TBMM Şeref Holünde gerçekleşecek tören İstiklal Marşı ve saygı duruşu ile başlayacak. Kur'an tilaveti okunacak. TBMM Başkanı Şentop da bir konuşma yapacak.

O GECE NELER YAŞANMIŞTI

Kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak bildiren bir grup darbeci asker tarafından 15 Temmuz akşamı başlatılan darbe girişiminin ilk saatlerinde Boğaziçi Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü jandarma tarafından kapatılmıştı. FETÖ’cülerin halkı paniğe ve korkuya sevk etmesi için F-16’lar alçak uçuş yaparken, TBMM de 4 defa hedef oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otele de saldırı düzenlenirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik suikast girişimi başarısız oldu. Erdoğan, Marmaris’ten yaptığı tarihi FaceTime çağrısıyla vatandaşları meydanlara davet ederek, darbe girişimine karşı harekete geçmelerini söyledi. Çağrının ardından, Türkiye'nin birçok ilinde darbe karşıtı protesto gösterileri düzenlendi.

Aynı gece TRT’de okunan ve TSK’nın resmi sitesinde de yayımlanan darbe bildirisiyle ordunun yönetime el koyduğu duyuruldu ve sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak, Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal ve Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi darbeyi gerçekleştiren askerler tarafından rehin alındı.

16 Temmuz sabahına kadar süren darbe girişimi Hükümetin kararlı duruşu ve TSK’nın üst düzey komutanları ile Emniyet personelinin başarılı operasyonları sonucunda darbe girişimi bastırıldı. Darbe girişimine 251 vatandaş şehit olurken, 2 bin 194 kişi de yaralanarak gazi oldu.

Darbe girişiminin hemen ardından başlatılan soruşturmalar kapsamında üst düzey rütbelerde bulunan birçok askerin de aralarında olduğu 10 bine yakın asker-polis ve sivil gözaltına alındı. Kamu kurumlarından on binlerce kişi ihraç edildi.

21 Temmuz'da Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından anayasanın 120. maddesi gereğince üç ay süreyle olağanüstü hâl ilan edildi. İlan edilen olağanüstü hâl darbe girişiminin ardından geçen 2 yıllık süreyi kapsayacak şekilde uzatıldı.

15 Temmuz tarihi, darbe girişiminde hayatını kaybedenleri anmak amacıyla Demokrasi ve Millî Birlik Günü adıyla 2017'de resmî tatil olarak ilan edildi.

DARBE GİRİŞİMİNİN KAHRAMAN ŞEHİDİ

15 Temmuz hain darbe girişiminde, darbeci Tuğgeneral Semih Terzi'yi göğsünden vurarak öldüren ve ardından diğer darbeci askerler tarafından şehit edilen Ömer Halisdemir, darbe girişimini engellenmesinin simge ismi haline geldi.

Darbe girişimi sırasında Özel Kuvvetler Komutanlığında görevliyken, komutanlığı ele geçirmeye çalışan darbeci Tuğgeneral Semih Terzi'yi göğsünden vurarak öldüren ve ardından diğer darbe yanlısı askerler tarafından vurularak öldürülen Ömer Halisdemir, 15 Temmuz'un simge ismi oldu.

289 DARBE DAVASINDAN 265'İ SONUÇLANDI: Cumhuriyet Tarihi'nin en karanlık gecesi, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ),kanlı 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 3 yıl geçti. Darbe girişimin ardından ülke genelinde açılan 289 darbe davasından 264'ü sonuçlandı. Bu davalarda 3 bin 660 kişi hakkında mahkûmiyet kararı verildi. Sanıklardan bin 206’sı 1 ila 141'er kez arasında değişen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına çarptırıldı.

DARBE DAVALARI: Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin ardından Ankara'da 52 darbe davasının yanı sıra örgütün kritik isimlerinin yargılandığı "silahlı terör örgütüne üyelik" dosyalarının büyük bir kısmı karara bağlandı. Darbe girişimini yöneten sözde yurtta sulh konseyi üyeleri ile hakim, savcı, gazeteci, futbolcu ve iş adamlarından oluşan örgüt mensuplarına ceza yağdı. İstanbul'da 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin açılan 41 ana davadan 38'i tamamlanırken, darbe davaları dışında haklarında dava açılan birçok sanığın dosyası da karara bağlandı.

 

SÜREN DARBE DAVALARI: FETÖ'nün darbe girişiminin ardından geçen üç yılda, yargılaması süren 8 darbe girişimi davasında sanıklar hesap vermeye devam ediyor. Devam eden davalarda, Ankara'da bin 404, İstanbul'da 255 olmak üzere toplam bin 659 darbe sanığı halen yargılanıyor. Darbecilerin komuta merkezi olarak kullandığı, Ankara'nın birçok bölgesini bombalayan savaş uçaklarının havalandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 sanıklı dava, sanıkların esasa ilişkin savunmalarıyla sürüyor. Ankara'da yargılaması devam eden 521 sanıklı Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'ndaki eylemlere ilişkin davada ise tanık ve müşteki beyanları alınıyor.

TAZMİNAT CEZALARI: Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz ihanet girişimi sırasında savaş uçakları ve zırhlı araçlarla can kaybının yanı sıra hasara neden olan darbeciler hakkında yaklaşık 126 milyon 895 bin 76 liralık tazminat davası açıldı. Ağırlaştırılmış müebbet ile süreli hapis cezalarına çarptırılan darbeciler, Gölbaşı Özel Harekat Başkanlığı, Ankara Emniyet Müdürlüğü, Meclis, Akıncı Üssü, TÜRKSAT ve Jandarma Genel Komutanlığında sebep oldukları hasarların da bedelini ödeyecek. FETÖ'cülere yönelik verilen yaklaşık 127 milyon liralık tazminat kararlarının dışında da halen devam etmek olan davalarda da çeşitlik miktarlarda tazminat ödenmesi talep ediliyor.

OHAL SÜRECİ: FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin ardından olağanüstü hal ilan edildi. Örgütün haberleşme ağı ByLock çözüldü. Soruşturmalar başladı, genişletildi. Çoğu da davaya dönüştü. İhraçlar, görevden almalar, birbiri ardına geldi. FETÖ, 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 3 yıl geçti. Peki üç yılda neler yaşandı? 15 Temmuz darbe girişiminden 5 gün sonra OHAL ilan edildi. 2 yıl süren OHAL sürecinde 32 KHK ile 125 bin kamu personeli ihraç edildi. 500 bini aşkın kişi hakkında adli işlem yapıldı. Halen 29 bin kişi cezaevinde.

SAHTEKARLIKLARI DEŞİFRE OLDU: FETÖ'ye yönelik yürütülen 100 binin üstünde soruşturmada açılan davalarda örgütün taktikleri, çeşitli sahtekarlık yöntemleri ve yasalara uygun olmayan çalışmaları gün yüzüne çıkartıldı. FETÖ üyelerinin bir araya geldiği toplantılarda "sohbet abisi" olarak adlandırılan örgüt mensupları, "kör bilgisayar" adı verilen, hiçbir şekilde internetle bağlantı kurulmamış bilgisayarlar kullandı, böylece örgüt toplantılarında yer tespiti yapılması ve konuşmaların dinlenmesinin önüne geçildi. Örgüt üyelerinin, kullandığı telefon hatlarının abonelik kaydı farklı kişiler üzerine yapıldı. Kontörlü cep telefonu hatları ise sürekli olarak örgüt üyeleri arasında değiştirildi. Söz konusu hatlara kontör yüklenmesi için kamera olmayan iş yerlerinin kullanılmasına dikkat edildi. Örgüt elebaşı Fetullah Gülen tarafından gönderilen 1 dolarlık banknotların, işlerin açılmasını sağladığına, bereket getirdiğine inanıldı, bazı FETÖ mensupları bu paraları 50 dolar karşılığında satmayı tercih etti. FETÖ'nün üst düzey yöneticilerince örgüt evlerine, polis baskını gibi ani habersiz baskınlar yapıldı. Bu yöntemle örgüt üyelerinin polis operasyonlarına hazırlanmaları ve örgütsel dokümanların imha edilmesi hedeflendi. Sivas'ta FETÖ'nün Türk Silahlı Kuvvetlerindeki askeri mahrem yapılanmasına yönelik operasyonda gözaltına alınan ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak itiraflarda bulunan bir astsubayın ifadesiyle örgütün askeri okullara öğrenci kazandırmak için izlediği taktikleri ifşa edildi. FETÖ, askeri okul sınavları ve mülakatlarına hazırlananlara, "Senin annenin başı kapalı, peruklu fotoğraf çektirsin, baban sakallı, sakallarını kessin ya da kirli sakallı fotoğraf çektirsin" şeklinde talimatlar verdi.

ANKESÖR SORUŞTURMALARI: Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ),Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki (TSK) yapılanmasını deşifre etmek amacıyla başlatılan "ankesör soruşturması"nın bilançosu belli oldu. Şubat ayı verilerine göre; ağırlığı Ankara ve İstanbul’da olmak üzere 891 operasyon gerçekleştirildi. 14 bin 391 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Bunlardan 13 bin 357’si gözaltına alındı. 5 bin 127 kişi tutuklanırken, 7 bin 382 kişi ise denetimli serbestlik kapsamına alındı. Gözaltına alınan şüpheliler içerisinde itirafçıların oranı yüzde 43 oldu.

SINIRDAKİ FETÖ’CÜLER: Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sonrası Yunanistan'a kaçmaya çalışan 557 örgüt üyesi, Edirne sınır hattında yakalandı. Darbe teşebbüsünün ardından tutuklanma korkusu yaşayan terör örgütü FETÖ üyeleri, düzensiz göçmenlerin kullandığı rotadan Avrupa'ya kaçmak için girişimde bulundu. Kimi düzensiz göçmenlerin arasına sızarak kimi de PKK, MLKP gibi terör örgütleriyle iş birliği yaparak kaçmaya çalışan çok sayıda FETÖ üyesi, Avrupa'ya kaçamadan yakalandı.

FETÖ’CÜLERİN İADESİ: Adalet Bakanlığı, bugüne kadar aralarında ABD, Almanya, Romanya ve Belçika'nın da bulunduğu 94 ülkeden 570 FETÖ mensubunun iadesini istedi. ABD'den FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in yanı sıra çok sayıda örgüt yöneticisi ve üyesinin, Almanya'dan da örgütün sözde hava kuvvetleri imamı Adil Öksüz ile eski savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın iadeleri talep edildi. İade taleplerinin ardından 23 ülkede bulunan 109 FETÖ mensubu ise sınır dışı edilerek Türkiye'ye gönderildi. 

HABERTÜRK YAZARLARININ KÖŞELERİNDEN: 15 TEMMUZ

FATİH ALTAYLI: DEMOKRASİDEN ŞÜPHENİZ OLMASIN

Bugün 15 Temmuz.

Türkiye demokrasisinin önemli mihenk taşlarından birinin yerine koyulduğu gün.

Türkiye’de ilk kez halk bir darbe girişimine kelimenin gerçek anlamıyla “Etiyle, kemiğiyle, bedeniyle” karşı koydu.

Evinde sofrasından, yatağından, karısının koynundan, bebesinin yanından ayrılıp sokağa fırlayan yüz binler ordusunun içine yerleşmiş bir çetenin tanklarının, toplarının, helikopterlerinin önüne yattı...

Mermiye göğsünü uzattı.

O ordunun içindeki çetenin, darbecilikle suçlayarak yargıladığı gerçek askerler ellerine beylik silahlarını alıp ordularının içindeki çeteyle savaştılar.

Ve belki de tarihte ilk kez insan bedeni silahı yendi.

MURAT BARDAKÇI: 15 TEMMUZ’UN ASIRLAR SONRA DA HATIRLANMASI İÇİN
MARŞININ YAHUT TÜRKÜSÜNÜN OLMASI ŞARTTIR!

Bütün bu eserlerin ortak özelliği “basit” ve Onuncu Yıl Marşı hariç tamamının resmî yarışmalarla, jürilerle, ödüllerle, vesairelerle değil halkın yaratıcılığının neticesinde ortaya çıkmış olmalarıdır. Onuncu Yıl Marşı gerçi Cemal Reşid’e siparişle yaptırılmıştır ama bestekâr operetler devrinin zevkini yansıtan kulakta kalıcı hoş ve basit nağmeler kullandığı için rağbet görmüştür, hattâ icrası zor olan İstiklâl Marşı’ndan bile rahat okunur.

Devir değişip de heyecanın azalmaması; faciaların, ıztırapların ve yaşanan acıların unutulmaması için işte böyle kalıcı ama “samimî” eserlere ihtiyacımız var!

Yapımcılığını ve yönetmenliğini Emrah Doğru'nun üstlendiği "En Uzun Gece" belgeseli

 

NİHAL BENGİSU KARACA: 15 TEMMUZ'UN ÇOCUKLARI

250 oğul ya da kız, darbecilere "durun yapmayın" demek için fırladıkları evlere sağ salim dönemediler.

Her seferinde annelerini düşündüm.

Biliyordum ki, şehitlerin kanı yerde kalmaz , suçlular cezalarını çekecek. Ama o ocaklar, o yuvalar eskisi gibi olmaz.

Biliyordum ki, devlet muktedirdir, kendisini arındıracak, kendisini yeniden imar edecek. Ama bu travma devleti de hukuku da, adalet anlayışını da değiştirir, eskisi gibi olmaz.

Böyle hain teşebbüslere maruz kalmak sadece devleti değil, milleti de dönüştürür çünkü. Otorite ihtiyacını arttırır; "devlet yumruğunu vuracak ama hukuk engel oluyor" zihniyeti yaygınlaşır, devlet doğal olarak, handiyse milletin itelemesiyle katılaşır, merhamet büyük bir lükse dönüşür, suçlu, kabahatli ve muhalif tarifleri arasındaki fark kaybolur, masumların canı yanar.

NAGEHAN ALÇI: O KARA DEFTER BUGÜN KAPANDI

Bugün Türkiye tarihine büyük puntolarla yazılacak, çok önemli bir gün. Yalnızca 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin alt edilmesinin ikinci yıldönümü olduğu için değil. Aynı zamanda bu anlamlı yıldönümünde bizi 58 yıldır karanlıkta bırakan, demokrasimizi boğan, kanlı iktidar kavgalarına hapseden, siyaset kurumunu adeta boynu bükük bir yetim konumuna sokmaya çalışan kötü bir parantezi kapattığı için.

Bugün Genelkurmay Başkanlığı Milli Savunma Bakanlığına bağlandı! Bu, sivil otoritenin asker memurlar üzerindeki üstünlüğü adına büyük bir zaferdir! 27 Mayıs 1960 tarihinde açılan askeri vesayet parantezinin ilebet kapanmasıdır.

Türkiye’ye yapılmış en büyük kötülüğün 27 Mayıs darbesi olduğunu ve hem toplumu hem orduyu zehirlediğini defalarca kaleme almış bir yazarım. 27 Mayıs bu ülkede iktidara gelenin iktidardan düşenden intikam alması deliliğini başlatan bir kara gündür. O kara günden beri de Türkiye kendine gelememiştir. Oysa aynı Türkiye 1950 yılında kansız ve intikamsız iktidar değişikliğini başarmış bir ülkeydi. Celal Bayar ve İsmet İnönü bunu yapabilmişti. CHP-DP arasında sürtüşmeler yaşanmış ama CHP’lilerin akrabalarıyla beraber toptan içeri atılması, işkence edilmesi ve idam gibi felaketler olmamıştı.

 

ORAY EĞİN: DEMOKRASİYE ADANMIŞ BİR GÜN

Çok da uzun olmayan bir zamana kadar Türkiye’nin gidişatı konusunda endişe edenler ellerini taşın altına koymak yerine “Ne de olsa asker gelir, her şeyi yoluna koyar” diye beklenti içine girerlerdi. Özel televizyonlarda artık darbe dönemlerinin bittiği konuşulsa da kamuoyu araştırmalarında asker hep en güvenilen kurum olarak çıkar, darbe tehdidi ya da ihtimali toplumsal bilinçaltının bir köşesinde hep dururdu.

15 Temmuz günü seçilmiş hükümeti devirip rejimi ele geçirmek isteyen terör örgünün de güvendiği bu bilinçaltıydı. Varlığı sürdürmek için son bir hamle yapmaya kalkışan örgüt siyasi iktidardan memnun olmayanların desteğini alıp, bu insanları kandırıp Türkiye’yi ele geçirmeyi planlıyordu.

Güvendikleri, kendi ezberlerine göre Türklerin demokrasiye pek yatkın olmayışıydı…

Oysa Türkiye’nin demokrasiyi öyle ya da böyle sahiplendiğini, içine sindirdiğini ve vazgeçmeyeceğini gördük 15 Temmuz’da. Acı bir tecrübe oldu, birçok insanımızı kaybettik. Ama halk demokrasiye ve ülkesine sahip çıktı.

SEVİLAY YILMAN: YA BAŞARIYA ULAŞSAYDI O ALÇAKLAR?

Büyük Türk Milleti…

Sağcısı solcusu Türk’ü, Kürt’ü Alevisi Sünnisi bir olup, diri olup hep beraber def ettik memleketin başından alçakları ve kalleş oyunlarını…

Çok bedel ödedik bu arada…

O gece canı pahasına sokaklara dökülüp demokrasi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği adına kendini siper eden ve hayatını kaybeden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum…

Bu ülkede yaşayan bir birey olarak bugünkü satırları yazıyor olabilmemi onlara borçlu olduğumun farkındayım…

Hepsinin ruhu şad olsun…

Sadece şehitlerimize değil elbette, o gece o alçaklara karşı hiç sorgu sual etmeden direnen tüm gazilerimize de binlerce kez teşekkür…

Haklarını helal etsinler…

MUHSİN KIZILKAYA: BEDENLER DEĞİL, TANKLAR BEDENLERİN ALTINDA KALDI!

15 Temmuz’da daha pervasız davrandılar.

Bu sefer gece yarısını beklemediler.

Yarasalar ortalık kararmadan çıktı yuvalarından.

Tekrar aynı şeyi yapacaklardı.

Belki de bin beterini.

Çünkü bu kez, haki kıyafetlere bürünmüş olan kara bir şeytanın buyruğu yerine getirilecekti.

Hedef Cumhurbaşkanı ve bütün halktı.

Daha önce defalarca aynı şeyi yapmışlardı, kimsenin gıkı çıkmamıştı, tekrar öyle olacaktı.

Ama öyle olmadı.