Hamit doğru söylüyor, futbolumuz bu kadar!
Serdar Ali Çelikler yazdı!
AZERBAYCAN mağlubiyeti skandalı ile 2012’ye gitme şansımızı iyice zora soktuk. Avusturya’dan en az 4 puan almalı; Belçika’dan da en az 1 puanla dönmeliyiz. Almanya’ya bir kez daha yenilmemeli ve içerideki Kazakistan ile Azerbaycan maçlarında sürpriz yaşamamalıyız ki turnuvaya gidebilelim. İmkânsız değil ama çok zor. Tek ümidimiz Avusturya’nın da Belçika’nın da çok iyi halde olmamaları.
Azerbaycan mağlubiyeti sonrası Emre ve Hamit’in itirafları görmek istemediğimiz gerçekleri gözümüze sokma amaçlıydı. Emre; “Biz iyi bir grubuz. Saha dışında çok iyi arkadaşız ama sahaya yansıtamıyoruz” diyor. Hamit ise “Artık bir sistemimiz ve planımız olmalı. Dürüst olmalıyız, işler iyi gitmiyor” şeklinde konuşuyor. Dürüst olacaksak önce kendimden başlayayım:
- Ben Hiddink’in gelmesine çok sevinenlerdenim. Terim’den sonra ısrarla “Yabancı Teknik Adam” diyenlerdenim. Bunun söylerken “Milli Takım’a Ersun Yanal zamanında kulüpçülük virüsü sokuldu. Bunu Hıncal Uluç ile dönemin G.Saray yönetimi yaptı. Yanal gidip Terim geldiğinde bu kez F.Bahçe medyası Terim’i “öldürmeye” ant içti. Artık yabancı bir teknik adam gelmeli ki ‘Şu takımı tutuyor ve kayırıyor’ cümleleri artık bitsin” düsturunu taşıyordum.
Ama Hiddink kulüpçülük virüsünü bitiremedi. Oğuz Çetin etkisi Hiddink’ten çok konuşulur oldu. Tarihin hiçbir döneminde yardımcı antrenör bu kadar konuşulmazken Oğuz Çetin baş aktör oldu. Hiddink’in tercihleri de bu teoriyi güçlendirdi. Hiçbir maçta izlemiş olması mümkün olmayan Özer tercihi, ‘Takımı Oğuz Çetin yapıyor’ teorisini adeta kanıtladı. Benim için en büyük hayal kırıklığı Hiddink’in “Kulüpçülük virüsünü öldürememesidir.” Dürüst olmalıyım. Hiddink’e dair ümitlerim büyük oranda kırıldı. 5 ay sonraki milli maçlar döneminde hâlâ Çetin etkisi görülürse Hiddink ile ilgili fikirlerim başlangıç noktasının tam tersi olacak. Bu kadar tartışılan bir ‘yardımcı teknik adam’ın da artık istifa edip hiç olmazsa mevcut yönetim ve teknik adamın önünü açması gerekir.
Kendi adıma itirafımı yaptıktan sonra takım, oyuncu, yönetim ve teknik kadro
konusunda ‘dürüst’ olmaya çalışacağım:
- Hiddink’i gönderdik diyelim. Milli takımı yönetecek Terim ve Denizli dışında herkesin kabul edeceği Türk teknik adam kimdir? Ertuğrul Sağlam, Bursa ile mucizelere imza atsa da Avrupa karnesi son derece zayıf. Dolayısıyla Hiddink ile ‘uyarı mahiyeti’nde konuşup 5 ay sonraki milli maç döneminde takıma damgasını vurmasını beklemekten başka şansımız yok şu an.
- Artık kabul edelim. Bizim kötü bir takımımız var. Servet’ten başka herkesin ortaklaşa ‘olur’ diyeceği kaç stoperimiz var? Bu takımın santrforu yok. Arda dışında sırtı kaleye dönük top alabilip dönebilen bir tane bile oyuncumuz yok.
- Hamit Altıntop ve Mevlüt Erdinç dışında uluslararası arenada kendini kanıtlamış oyuncumuz yok.
- Emre Belözoğlu-Selçuk İnan-Aurelio v.s hatta Necip gibi en fazla vasat orta alan oyuncularımız var. Sol ayaklı kanat oyuncumuz yok. Gerçek bir sağ çizgi oyuncumuz yok. Sol bekimiz yok. Sorunumuzun olmadığı sağ bek mevkiindeki iki isim de (Sabri-Gökhan Gönül) üst düzey standartta değil.
- Malta’dan 2 tane taçtan gol yiyen; Moldova’da hüsrana uğrayan; Bosna’nın ardında kalan; Azerbaycan’a yenilen takımın hep teknik direktörleri mi hatalı? Bu ülkede 2002 Dünya 3.’lüğü yaşatan jenerasyon sonrası oyuncu kalitesi çok düşmüştür.
- Türkiye ligi zor bir lig. Ama kalitesi düşük. ‘Kasaplar’dan oluşan savunmacı-koşuculardan öte bir şey katamayan teknik direktörlerimiz var.
- Şampiyonumuz kendi evinde yedek kadrolu Valencia’dan 4 yiyor. Avrupa’da
ilerleyen Beşiktaş’ta Ernst’in; Sivok’un; Q7’nin ve Guti ile Bobo’nun alternatifleri yok!
- Futbol Federasyonu’muz 2016’yı Fransa’ya kaptırdık diye günlerce ‘suçlu’ aradı. Peki Milli Takım’ın durumuyla ilgili sorumlunun kim olduğunu açıklayacaklar mı? TFF yönetiminin bu tip durumlarda kamuoyunu rahatlatacak bir tek açıklama yapacak dirayeti yok.
- Bir zamanlar bu federasyonun yakınında olup, şimdi sürekli bir dönem karşı oldukları Haluk Ulusoy’dan bahseden ünlü spor yazarlarımız var.
- Ülkenin en popüler yorumcusunun ‘takım ve milli takım’da arkadaş kayırdığı futbol eleştirisi düzenimiz var.
- Yunanistan’ı Avrupa Şampiyonu yapan Otto Rehhagel’in Almanya’da yaşadığını bilmeden Hiddink’i sadece “Ülkede yaşamıyor” diye eleştiren bir futbol kritiği anlayışımız var. Inter, Real Madrid ve Liverpool’un Milli Takım’la anlaştığı halde peşinden koştukları Hiddink için “Rusya’dan kovuldu” gibi açık bir yalanı yazan spor yazarlarımız var.
Özetle;
Evet; Hiddink çok hatalıdır. Özellikle Almanya maçına açıkça kaybetmek için çıkmasını affedemiyorum. Oğuz Çetin hatalıdır. TFF yönetimi hatalıdır. Oyuncularımızın birçoğu sınıfta kalmıştır. Spor medyamız sınıfta kalmıştır. Hala tüm kamuoyuna kendini tam olarak kanıtlayamayan Türk teknik adamlar sınıfta kalmıştır. “Yabancı teknik adam gelsin de kulüpçülük virüsünü bitirsin” diyen bu satırların yazarı da sınıfta kalmıştır. Çünkü kulüpçülük virüsü halen öldürülememiştir. Sınıfı geçen tek kişi Hamit Altıntop’tur. Dürüst olalım. Futbolumuz bu kadar!