Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Röportajlar Taner Ölmez ve Bülent İnal, 'Hayatla Barış'ı anlattı: Barış'ın rüyasına ortak olmak istedik - Magazin haberleri
        1

        1993'te geçirdiği kazadan sonra sağ bacağını kaybeden Barış Telli'nin, Ampute Futbol Milli Takımı oyunculuğu ve Avrupa şampiyonluğuna uzanmasının da yer aldığı hayat hikâyesinin anlatıldığı 'Hayatla Barış' filminin oyuncuları Taner Ölmez ve Bülent İnal ile bir araya geldik.

        Filmde Barış Telli'yi canlandıran Taner Ölmez ve onun öğretmeni olan 'Yılmaz'a hayat veren Bülent İnal, Habertürk'e film ve çekim sürecine dair samimi açıklamalarda bulundu.

        2
        3

        "BARIŞ'IN RÜYASINA ORTAK OLMAK İSTEDİK"

        * Öncelikle filmiz hayırlı olsun... 'Hayatla Barış' filmi size nasıl geldi, projeye dahil olma sürecinizi anlatabilir misiniz?

        Taner Ölmez: Proje bana çekim tarihinden bir sene önce geldi. Yapımla beraber oturduk, kafa kafaya verdik, arada tartıştık. Tabii bunların tamamı filmin daha iyi olması içindi. İyi ki bu kavgayı vermişiz, iyi ki senaryo üzerine yoğunlaşmış ve çalışmışız. Sete çıkarken bayağı bir yol kat etmiştik ve açıkçası inandığımız bir hikâye haline dönmüştü. Hazırlık süreci de 1 - 2 ay, 3 ya da 2.5 ay öncesinde başladı benim için. Fiziksel olarak role hazırlanmam gerekiyordu. Zaten en zorlandığım kısım orası.

        Bülent İnal: Film gelmeden önce ben Barış'ı tanıyordum. Hayatıyla ilgili biraz bilgim vardı fakat bu kadar derinlemesine bilmiyordum. Senaryoyu okuduktan sonra çok etkilendim. Özellikle Barış'ın yaşadıkları, hayatı ve hayallerini gerçekleştirmesi filmde çok güzel anlatılmıştı. Güzel bir senaryoydu. Bir de böyle filmler her zaman karşımıza çıkmıyor. Böyle bir insan hikâyesi... Filme dahil olmak istedim. Özellikle bir öğretmeni oynamayı çok istedim. Çünkü öğretmenlerin özellikle ilkokulda isterlerse, uğraşırlarsa bir çocuğun hayatını nasıl yönlendireceğini de görüyoruz. 'Yılmaz' karakteri üzerinden bu tür öğretmenlere çok saygı duyuyorum ve böyle bir öğretmeni de oynamak istedim açıkçası. Çok iyi oyuncu arkadaşlarım vardı. Hepsini çok seviyorum. Onlarla da aynı filmde olmak istedim. Barış'ın rüyasına ortak olmak istedik. Aslında güzel bir film oldu diye düşünüyorum. Hep beraber seyircinin tepkisini göreceğiz.

        * Biz toplum olarak birbirimizi desteklemeyi, yardım etmeyi severiz fakat bir insanın hayatına dokunmak ve bunun mücadelesini sonuna kadar vermek başka bir şey, fedakarlık ister. Yılmaz öğretmen vazgeçmemiş ve inanmış.

        Bülent İnal: Bu tür insanlar kıymetli insanlar. Aslında illa öğretmen de olması gerekmiyor. Dediğiniz gibi aile üyelerinden biri olabilir, akrabalarından, dostlarından... Zaten Barış'ın hayatında sıkıntılar olsa da iyi insanlarla karşılaşmış o iyi insanlar onun hayatına yön vermişler, onun hayaline ortak olmuşlar. Elinden tutup bu rüyayı gerçekleştirmişler. Bence bunlar kıymetli ve değerli insanlar. O yüzden de filmde çok önemli bir yer tutuyor onlar.

        4

        "HEM BARIŞI HEM DE PROJEYİ TANIDIKÇA DAHA ÇOK SEVDİM"

        * Çekimlerden önce mutlaka uzun bir hazırlık döneminiz olmuştur. Barış Telli ile bu süreçte sık sık bir araya geldiniz hatta bazı sahnelerde Barış filmde kendi dublörlüğünü de yaptı. O süreci anlatabilir misiniz?

        Taner Ölmez: Zordu, yorucuydu ama Barış olduğu için laf olsun beri gelsin diye söylemiyorum gerçekten. Barış çok candan, çok yürekli bir insan, içi dışı bir. Bana çok yardımcı oldu. Hiçbir zaman öfleyip püflemedi. Yapamadığımda "Şu daha güzel, şu daha güzel oldu" deyip hep beni motive etti. Çok zor bir şeydi. Koltuk değnekleriyle yürümek çok zordu sonra koşma evresine geçtim. Yani bunu böyle ilmik ilmik tabii ki dokuduk ama her gün benim için ayrı bir meydan okuma oldu. Bazen umudumu kaybettim, bazen tekrardan kazandım o kaybettiğim umudu. Ama Barış'ın sayesinde hiç yılmadık. Barış çünkü ekstra motive bir arkadaş ve bunun yanında da çok da naif, çok da güzel bir insan. Açıkçası bu da beni çok etkiledi. Hem Barış'ı hem de projeyi tanıdıkça daha çok sevdim.

        5

        "BİZİMKİSİ AMATÖR BİR HEYECANDI"

        * Daha önce futbol geçmişiniz olmuştu sanırım. Bir sakatlık durumu vardı...
        Taner Ölmez:
        Asıl futbolcu Bülent ağabey. (Gülüyor)
        Bülent İnal: Bizimkisi mahalle arasında, lise dönemindeydi. Profesyonel bir sporcu değildik. Lise yıllarında futbol oynuyordum. Ağabeyim de profesyonel futbolcuydu. Lise yıllarında oynuyordum ama belimden sakatlık geçirdim ve bırakmak zorunda kaldım. Ama bizimki amatör bir heyecandı diyeyim. Barış gibi profesyonel bir hayat değildi.

        * Devam etmek ister miydiniz peki?
        Bülent İnal: Yok istemezdim, oyunculuğu daha çok sevdim.

        6

        "BARIŞ VE AİLESİ YARDIMSEVER VE POZİTİF İNSANLAR"

        * Kendi gözünüzden Barış Telli'yi nasıl anlatırsınız?
        Taner Ölmez:
        Barış'ı da ailesini de aynı şekilde tanımak bana acayip bir güç verdi. Çok doğal, çok güzel insanlar. Tanıdıkça o insanları daha çok sevdim. Çok yardımsever ve gerçekten pozitif insanlar. Barış'ın annesi de babası da bana inanılmaz yardımcı oldu. Onlar olmasaydı yapabileceğime gerçekten inanmazdım.
        Bülent İnal: Barış tabii çok özel bir çocuk. Yaşadığı o büyük sıkıntıya rağmen çok küçük yaşta bir rüya, bir hayal kurmuş. Bir rüyası varmış. Onu gerçekleştirmek için de durmadan çalışmış. Kendini eve kapatmamış. Tabii ki çevresinde dostları, arkadaşları, öğretmenleri onun bu hayaline inananlar onunla birlikte bu yolu yürümüşler. Ama çok erken yaşta tabii bu zorlukları aşarak çok erken yaşta olgunlaşmış. Barış çok özel bir şahsiyet. Ailesi de gerçekten çok iyi insanlar, çok özel insanlar. Barış bir hayal kurmuş ve hayali gerçekleştirmiş. Tabii bunun bir film olacağını belki de hayatı boyunca hiç düşünmemişti. Şimdi onun mutluluğunu gözlerinden okuyoruz. Çok heyecanlı. Bence bu filmle birlikte hem Türkiye'de hem de dünyada insanlar Barış'ı çok daha iyi tanıyacak ve birçok kişiye de ilham olacak diye düşünüyorum. Kendi zor şartlarından nasıl kurtulacağını bilemeyen bir sürü insan var. Bundan utanan insanlar var, sıkılan insanlar var. Az önce sizin de söylediğiniz gibi çevresinden pozitif enerji alamayan insanlar var. Onlara da bir umut olacak diye düşünüyorum. Güzel bir umut filmi olacak. Bu da tabii Barış'ın eseri bence.

        7

        "YAŞAYAN BİRİNİ CANLANDIRMAK AVANTAJLI BİR DURUM"

        * Yaşayan birini canlandırmak nasıl bir his?
        Taner Ölmez: Bence avantajlı bir durum. Notu verecek kişi gözlerin içine bakıyor zaten. O yüzden avantajlı bir durum.

        8

        "FİLMİ ÇEKİLEBİLECEK BÜYÜKLÜKTEKİ SANATÇILARIN FİLMLERİ ÇEKİLMELİ"

        * Son yıllarda biyografi filmleri çok talep görüyor ve izleniyor. Sizce bunun altyapısında hangi nedenler vardır?
        Bülent İnal: Biyografisi yapılan insanlar, özel insanlar. Yani bu ülkede milyonları peşinden sürüklemiş insanlar; söylediği cümleler, söylediği şarkılar bunca yıl boyunca insanları etkilemiş ve o insanların bazıları çok sonra tanışmış, çocukluğunda hiç görmemiş, yeni doğmuş, çok uzun yıllar önce yaşamış biri ama hayatında bir şekilde var. O bu toplumun bugüne kadar getirdiği, kalbinin bir köşesinde getirdiği özel insanlar bunlar. Onları izlemek istiyorlar, onların hayatlarını görmek istiyorlar. Yaşadığı sıkıntıları, zorlukları... Tabii anlatılacak bir hikâye, bir duygu varsa onu da insanlar görüp izlemek istiyorlar. Hoşlarına gidiyor, keyif alıyorlar diye düşünüyorum. Bu özel insanların nasıl bu başarıyı elde ettiklerini görmek istiyorlar bence.
        Taner Ölmez: Ben yıllar önce 'Müslüm' filminde oynamıştım. Bu tarz biyografi filmlerine ilk onunla başladık. Tabii şu anda vizyonda daha fazla biyografi filmi var ama ilk 'Müslüm' ile başladı diyebilirim. Bülent ağabeyin anlattığı gibi Müslüm Gürses topluma mal olmuş, kitleleri etrafında toplamış, peşinde sürüklemiş birisi ve unutamıyoruz. Onun hayatında bilmediğimiz o kadar enteresan hikâyeler vardı ki. Evet, birçok kişi filmi izledi ve Müslüm Gürses hakkında bilmediği bir sürü şeyi öğrendi. Bence bunda negatif hiçbir taraf yok. Keşke daha fazlası olsa. Filmi çekilebilecek büyüklükteki sanatçıların bence filmleri çekilmeli. Bunun sinemaya artısı olur. Hiçbir negatif eksisi olmaz bence.

        9

        "SOKAKLARDA KÖTÜLÜK HİÇ YOKMUŞ GİBİ YAŞARDIK"

        * Film, henüz küçük bir yaşta yaşadığı talihsiz bir kaza sonucu bacağını kaybeden ve sonrasında onun verdiği yoğun mücadeleyle sadece Ampüte Futbol Milli Takımı'nın değil ülke tarihinin en ilham veren sporcularından biri olmasını anlatıyor. Peki kendi çocukluğunuzu göz önünde bulundurmanızı istesem siz nasıl bir çocuktunuz, çocukluğunuzu yaşayabildiniz mi?
        Bülent İnal: Ben çok güzel bir mahallede büyüdüm. Urfa'da doğdum ama ben 7 yaşındayken ailece İstanbul'a geldik. İstanbul Örnek Mahallesi'nde geçti çocukluğum. Çamlıca'nın alt tarafı Göztepe'nin üst kısmı... Çok güzel bir mahallede o hep anlatılan, özenilen, komşuluğun olduğu örnek mahalleler... Orada geçti çocukluğum. Çok güzel komşu ilişkileri vardı. Aileler birbirlerini çok severlerdi, saygı duyarlardı. Çok güvenli mahallelerde evimizden çok da uzakta olsak sanki o zamanlar hep kendimizi güvende hissederdik. Şimdi düşünüyorum, sokaklarda kötülük hiç yokmuş gibi yaşardık. Evet, keyifli, güzel bir çocukluk geçirdim ama ilkokul hayatım öyle değildi. Beni pozitif anlamda etkileyecek öyle bir öğretmenim yoktu. O da bir şans, iyi bir öğretmene denk düşmedik maalesef. Şimdi böyle öğretmenlerle ilgili kötü bir şey söylüyor gibi olmayayım ama maalesef sıkıntılı bir ilkokul yaşantım vardı. Keşke daha iyi bir öğretmene denk gelseydim.
        Taner Ölmez: Enteresan... Bülent ağabey söylerken benim de gözümde canlanıyor o güven ve güvenli ortam... Benim de öyleydi. Bizim oturduğumuz apartmana girişte ayakkabıları çıkarttırırdık. Apartmanın dört katında halılar ve kilimler vardı. Ayakkabısız girerdik ve bir sürü dairenin de anahtarı üzerindeydi. Herkes 'Aynur' diye girebiliyordu içeriye. Güven ilişkisi vardı anahtarı kapıya koyacak kadar böyle bir seviyedeydi. Sanki koskocaman bir apartman aynı soyadı taşımasa bile aile gibiydi. Şu anda herhalde kimse kapı komşusunu tanımıyor değil mi? Öyle olduk. Bülent ağabeyin söylediği gibi biz sokakta büyüdük. Biri salçalı ekmek atsın da devam edelim diye topun peşinden koşuyorduk. Ya da başka oyunlar oynuyorduk. Ama o zamanlar daha güvenliydi.

        * Bizim dönemlerimizde güzeldi...
        Bülent İnal: Evet, biz çocukluğumuzu güzel yaşadık. Ben güzel bir çocukluk geçirdim.

        10

        "SEVMEDİĞİM İNSANLARI GÖRMEZDEN GELEBİLİYORUM"

        * Peki kendinizde değiştirmek istediğiniz bir özelliğiniz var mı?
        Taner Ölmez: Var... Ben biraz böyle sevmediğim birisi olduğu zaman onu görmezden gelirim ama bu biraz rahatsızlık verici seviyede. Burada otursa bile olmamış gibi davranıyorum, hayatımdan çıkartıyorum. Bazen, "Böyle bu kadarına da gerek yok" diyorum ama onunla sohbet etmiyorum tepkimi koyuyorum. Daha sonrasında bu biraz fazla gibi geliyor bana.

        * Olmasa da olur gibi mi?
        Taner Ölmez:
        Evet, "Olmasa da olur" diyorum ama atıyorum mesela senin böyle kötü olman lazım, art niyetli bir yapıda olman lazım. Sadece bana değil, başka birisine ekip arkadaşına mesela durduk yere kızarsan ve o çok üzülürse ben de buna şahit olursam sana tavır alabilirim.

        * Evet bu noktada empati devreye giriyor...
        Taner Ölmez: Evet ama işte bu rahatsızlık seviyesinde olabiliyor bazen.

        11

        * Sizin kendinizde değiştirmek istediğiniz bir özelliğiniz var mı?
        Bülent İnal: Benim de çok var tabii değiştirmek istediğim ama herhalde yaş ilerleyince şöyle bir duyguya kapılıyorsunuz; değiştirmek istediğim şeyleri değiştirdiğim zaman belki de ben olmayacağım. Uzun süredir onu düşünmeye başladım. O yüzden artık böyle "Şunu değiştireyim, bunu değiştireyim, kendimi şöyle yapayım, böyle şundan nefret ediyorum, şunu yapmayayım..." gibi durumları pek düşünmüyorum. Ben buyum, iyi yanlarımla, kötü yanlarımla, mutlu olduğum, mutlu olmadığım yanlarımla ben buyum. Onu değiştirmek istemiyorum. Şu an beni çok rahatsız ediyorsa tabii ki değiştirmek için uğraşırım ama artık öyle bakmıyorum. Beni ben yapan özelliklerden biri diye bakıyorum.

        12

        "ELİMİ TAŞIN ALTINA KOYMAKTAN ÇEKİNEN BİRİ DEĞİLİM"

        * Peki siz tutku ve hayalleriniz için risk alır mısınız? Hayatınızda aldığınız en büyük risk nedir?

        Taner Ölmez: Hepimiz hayatımızda riskler alıyoruz. Tabii hem işimizde hem de sosyal ortamımızda, ailemizde, kendi arkadaşlarımızda, yaşantımızda... Ama böyle "En büyük" deyip söyleyeceğim bir şey yok. Açıkçası ben taşın altına elini koymaktan çekinen birisi değilim. 'Hayatla Barış' filmi de açıkçası kolay bir proje değil. Yani o kadar zorluk içeriyor ki... Bir kere "Ha" deyince sete çıkılabilecek bir proje değil. Yani öncesinde baya bir kafa yorup sonrasında da fiziken zorluğunu yaşadım. O yüzden evet risk almayı severim.
        Bülent İnal: Öyle spesifik örnekler veremeyebiliriz. Yani Barış gibi kişilerin, yaşadığı zorluklar çok daha sıkıntılı zorluklar özellikle sağlıkla ilgili sıkıntılar... Bu tarz bir sıkıntı yaşamadığımız için tabii ki bizim onu anlamamız, o yolculuğu hissetmemiz çok zor. Bizim yaşadıklarımız daha kişisel sıkıntılar. Bunların da bir şekilde üstesinden gelmeye çalışıyorsunuz ya da hayatla birlikte bunları öğreniyorsunuz. Barış'ın hayali öyleydi bizim de başka türlü hayallerimiz var. Her zaman hayalimizi diri tutmaya çalışıyoruz ki bu yolculuğu devam ettirebilelim.

         

        13

        "BAZI YERLERİN KURGU OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORDUM"

        * Son olarak 'Hayatla Barış' filminin izleyicilerde hangi duyguları uyandırmasını istersiniz?
        Taner Ölmez:
         Şimdi bu filmde açıkçası hüzün var. Bu filmde umut var, gülecekleri yerler var, anlayacakları yerler var ama ne olursa olsun filmden çıktıklarında en baştaki duygu umut oluyor. Ben de filmin oyuncusu olarak değil, filmin bir izleyeni olarak söyleyeyim bir sürü yerde çok duygulandım, ağladığım yerler oldu ama sonunda filmden çıktığımda başka bir enerjiyle çıktım açıkçası. O da umut oldu.
        Bülent İnal: Senaryoyu okurken ben bazı şeylerin kurgu olduğunu düşünüyordum. Yani birinin hayatını alıp sinemaya aktarırken içine kurgu eklersiniz mutlaka. Fakat Barış'la sette otururken çektiğimiz sahnelerin % 99'u, 95'i değil, tamamının gerçek olduğunu öğrenince çok şaşırmıştım. Yani "O yaşta bir çocuk bu kadar zor duyguları atlatıp, böyle zorlukları atlatıp nasıl bunu başardı?" diye büyük şaşkınlıklar yaşıyorsunuz. O yüzden de bu filmin yaşatacağı duyguyu tahmin edemiyorum insanlar üzerinde. Ben çok etkilenmiştim çekerken. Tabii ki umut en önemli duygu diyebiliriz.

        * 'Hayatla Barış'ın gişesi bol olsun.

        Taner Ölmez: İnşallah, çok teşekkür ederiz.
        Bülent İnal: Ayağınıza sağlık.

        14

        23 Şubat'ta gösterime girecek olan 'Hayatla Barış' filminin oyuncu kadrosunda Taner Ölmez ile Bülent İnal'ın yanı sıra; Nazan Kesal, Gürkan Uygun, Biran Damla Yılmaz, Sinan Tuzcu, Erkan Üçüncü, Arben Akış, Alara Turan, Mekin Sezer, Gurur Çiçekoğlu ve Devrim Kabacaoğlu gibi isimler yer alıyor.

        Medya Door / Hünkar Doğan yapımcılığında, Ekin Pandır'ın yönetmen koltuğunda oturduğu filmin senaryosunda ise Caner Erzincan ve Koray Yeltekin'in imzası bulunuyor.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ