TBMM'de 23 Nisan özel oturumu
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında, Meclis'in açılışının 106. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplandı. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, özel oturumda yaptığı konuşmada, "Okulun, hastanenin, ibadethanenin, pazar yerinin güvenli sayılmadığı bir dünyada insanlığın ilerleme iddiası gerçekten akıldan ve mantıktan uzak kalır. İnsanlığın ortak vicdanı çocukların sınıfta öldürüldüğü bir tabloya alışamaz, alışmamalıdır. 23 Nisan'ı buruk kılan hissiyatın başlıca kaynağı yurdumuzdaki elim can kayıpları, bir başka kaynağı ise uluslararası alandaki tablodur. Okulların emniyeti insanlığın müşterek haysiyetidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millî sınırlarımız içinde ihtiyaçlarla ilgilendiği gibi insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren acılara da ses vermek durumundadır, asla sessiz kalamaz." ifadelerini kullandı
TBMM Genel Kurulu 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. yıl dönümü dolayısıyla özel oturumla toplandı.
İHA'da yer alan habere göre TBMM özel oturumuna AK Parti Başkanvekili Efkan Ala ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP lideri Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, siyasi parti Grup Başkanvekilleri, kabine üyeleri, yüksek yargı organlarının başkanları, yabancı misyon şefleri, milletvekilleri ve ziyaretçiler katıldı.
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, CHP ve DEM Partililerle selamlaştı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel başta CHP milletvekilleri olmak üzere AK Partililer ile selamlaştı.
"OKULLARIN EMNİYETİ İNSANLIĞIN MÜŞTEREK HAYSİYETİDİR"
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, özel oturumda yaptığı konuşmada Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan okul saldırılarına değinerek, saldırıda hayatını kaybeden çocuklara Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.
Kurtulmuş, yaşanan hadisenin milletçe yüreklerini dağlayan ağır bir ikaz olduğunu söyleyerek, "Hepimizin önünde duran mesuliyet açıktır. Çocukların güven içinde öğrenim gördüğü, yaşadığı bir iklim kurmak, siyaset kurumunun ertelenemez bir ödevidir. Bu tür hadiselerin tekrarını yaşamamak adına Meclisimiz, 21 Nisan 2026 günkü birleşiminde, yani bu salı günü yaptığı birleşimde partilerimizin ittifakıyla Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta meydana gelen olayların araştırılması, çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi için bir Meclis araştırması komisyonu kurmuştur. Bundan dolayı Mecliste grubu bulunan ve grubu bulunmayan bütün partilere bu destekleri dolayısıyla yürekten teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da TBMM Genel Kurulunda hazır bulundu.
Kurtulmuş, 23 Nisan'ın sadece bir kutlama günü olmadığını belirterek, "Meclisteki 23 Nisan törenleri ve özellikle Meclis özel oturumu sadece rutin bir törenden ibaret değildir. Bu vesileyle topyekûn bağımsızlığımıza, egemenliğimize, milli iradeye ve demokrasiye bağlılığımızı bir kez daha teyit ve ilan ediyoruz. 23 Nisan, milletin iradesinin tarih sahnesine çıktığı gündür. İşgalin, dağınıklığın ve yoksunluğun içinden milli meşruiyet çıkaran irade Ankara'da güçlü bir temsile dönüşmüştür. Devletimizin temelleri atılırken milletimizin sözü de bir kürsüye kavuşmuştur. Cumhuriyet, bilindiği gibi daha sonra ilan edilmiştir fakat Cumhuriyet fikrinin ilk adımları ilk günden itibaren Meclisimizin içerisinde atılmıştır. Egemenliğin kaynağını imtiyazda ve dar kadrolarda aramayan siyasal ahlak 23 Nisan ruhunun özüdür. Parlamento, milletin ortak aklının çalıştığı yerdir. Parlamento, öfkeyi usule, itirazı müzakereye ve toplumsal talebi meşru kararlara dönüştüren yüksek siyaset mekânıdır. Temsilin kuvveti de meşruiyetin asıl menşesi de doğrudan doğruya milletten gelmektedir. Meclisimizin değeri kriz anlarında hep daha belirgin hâle gelmiştir. Toplumumuz her sıkıştığında yönünü Meclise çevirmiştir. Darbe dönemlerinde, vesayet teşebbüslerinde, iç gerilimlerde veya dış baskılarda çözümün adresi daima millî iradenin kurumsal çatısı olan bu yüce mekân olmuştur. Millet sesini burada aramıştır, mesajını burada vermiştir, itirazını burada büyütmüştür, uzlaşmasını burada olgunlaştırmıştır" şeklinde konuştu.
Kurtulmuş şöyle konuştu: "Millet adına konuşmanın ne manaya geldiğini öğreten kurucu kürsü Türkiye Büyük Millet Meclisinin Birinci Meclisidir. Orada bulunan mebusların her biri farklı vilayetlerden, toplumsal köklerden ve hayat hikâyelerinden gelmişlerdi fakat aynı hakikatle birleşmişlerdi; 'memleketin kaderi milletin rızası olmadan tayin edilemez' anlayışında. 23 Nisan'ın tarihi içindeki önemi tam olarak da buradadır. Egemenliğin ve meşruiyetin tek sahibi millet olarak tescil edilmiştir. Egemenliğin tescilinin bir bayram olarak çocuklara armağan edilmesi, siyasetin nihai hedefini de göstermesi bakımından önemlidir. Gelecek nesillerin güven ve huzur içinde yaşadığı, refahtan hakkaniyetle pay aldığı ve çocukların neşe içinde oyunlar oynadığı bir ortamda egemenlik fikri tam manasıyla kök salar ve gelişir. Evlatlarımızı yaşadığımız çağın ihtiyaçlarına uygun biçimde yetiştirmek mecburiyetindeyiz. Dijital imkânların arttığı, bilgi akışının hızlandığı bir devirde çocuklarımızı ezber yerine idrakle, korku yerine özgüvenle, kalıpçı anlayış yerine eleştirel muhakemeyle büyütmek durumundayız. Cumhuriyet ile demokrasi arasındaki ilişkiyi de 23 Nisan vesilesiyle bir kere daha hatırlamak durumundayız. Cumhuriyet halk adına idare iddiasıdır. Demokrasi ise halkın iradesinin yönetime en etkili biçimde taşınması çabasıdır. Güçlü Cumhuriyet güçlü Meclisle yaşar, güçlü Meclis ise güçlü teamüllerle, güçlü İç Tüzük'le, etkili komisyonlarla, açık denetim mekanizmalarıyla ve toplumsal katılımla sağlanır. Toplum, gündelik sarsıntıların ötesine geçip kurumsal çözüm aradığında yine Meclise yönelmektedir ve yönelecektir. Bu sebeple Anayasa ve İç Tüzük çerçevesinde yeni bir reform perspektifine ihtiyacımız olduğu da açıktır. Temsili genişleten, denetimi derinleştiren, yasama kalitesini yükselten, komisyonları daha etkin hâle getiren, milletvekilliğini daha tesirli kılan ve vatandaşla temas kanallarını çoğaltan bir yaklaşım, siyasi sistemimizin önündeki şüphesiz en makul istikamettir. Anayasa, milletin kendisiyle yaptığı yüksek sözleşmedir. İç Tüzük de yasama vakarının Meclis faaliyetine yönelik yansımasıdır. Birincisi kurucu ilke ise, diğeri ise kurucu ilkenin çalışma ahlakını belirleyen çerçevedir. Kastettiğim reform arayışı, bir metin değişikliğinin ötesinde siyaset tarzı meselesidir. Amaç, milletin sesinin daha çok duyulduğu, farklı kanaatlerin daha sağlıklı konuşulduğu ve uzlaşının daha sistemli üretildiği bir Meclis düzenini oluşturmaktır. Siyaset kurumu, karşıtlıkların kördüğüme dönüştüğü bir yer hâline asla getirilemez. Tekraren söylüyorum; siyaset kurumu, karşıtlıkların kördüğüm hâline dönüştüğü bir yer hâline getirilemez. Meclisler işlevsizliğinde toplumlar sokaktaki gerilim ile idari katılık arasında sıkışıp kalır. Oysa millî irade, siyasal farklılıkların meşru zeminde konuşulmasını sağlayan en meşru zemindir. "
Kurtulmuş, dünya siyasetinin bugün büyük bir kırılma evresinde olduğunu kaydederek, "Önemli bir düşünürün de ifade ettiği gibi 'Eski dünya ölüyor, yenisi ise doğmak için debeleniyor. Tam da bu alaca karanlıkta canavarlar ortaya çıkıyor.' Uluslararası sistemin hâlini tarif ederken kimi zaman böylesi cümlelere ihtiyaç duyduğumuz açıktır. Gazze soykırımında görüldüğü gibi uluslararası kurumların çöktüğü, kuralların geçersiz hâle geldiği, hatta uluslararası ilişkilerin kavramlarının dahi hakikati taşımakta zorlandığı bir küresel atmosfer içinde canavarların ortaya çıktığı bir atmosferin olması kaçınılmazdır. İşte, tam da bu anda, bu zaman eşiğinde meşruiyetini milletten alan parlamentoların sözünün daha kıymetli hâle geldiği aşikârdır. Türkiye olarak tüm kurumlarımızla, tarihimizden ve bölgesel ağırlığımızdan gelen birikimimizle yeni uluslararası denklemin adalet ekseninde kurulması gerektiğini savunuyoruz. Okulun, hastanenin, ibadethanenin, pazar yerinin güvenli sayılmadığı bir dünyada insanlığın ilerleme iddiası gerçekten akıldan ve mantıktan uzak kalır. İnsanlığın ortak vicdanı çocukların sınıfta öldürüldüğü bir tabloya alışamaz, alışmamalıdır. 23 Nisan'ı buruk kılan hissiyatın başlıca kaynağı yurdumuzdaki elim can kayıpları, bir başka kaynağı ise uluslararası alandaki tablodur. Okulların emniyeti insanlığın müşterek haysiyetidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millî sınırlarımız içinde ihtiyaçlarla ilgilendiği gibi insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren acılara da ses vermek durumundadır, asla sessiz kalamaz. Filistin'de, Gazze'de, Sudan'da, Ukrayna'da, Lübnan'da, İran'da ve başka kriz bölgelerinde hayatları karartılan çocukları unutan bir siyaset anlayışı kendi çocuklarına da umut veremez" diye konuştu.
Kurtulmuş, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarına değinerek, Komisyonun büyük bir demokratik olgunlukla çalıştığını ve nihai raporunu tamamlayarak görevini hakkıyla yerine getirdiğini ifade etti. Kurtulmuş, "Umarım ki önümüzdeki dönemde bu sürecin gerektirdiği adımlar nitelikli bir şekilde atılarak Türkiye'de barış, kardeşlik ve dayanışma ekseninde yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açılır. Milletin meclisi, milletin tüm renklerini taşıdığı kuvvetli bir alandır. Doğudan batıya, kuzeyden güneye, büyük şehirlerden sınır ilçelerimize kadar memleketin her sesi burada yankı buldukça milli egemenlik kökleşmektedir. Türkiye demokrasi tecrübesini daha olgun hale getirecek imkana da, birikime de sahiptir" dedi.
AK PARTİLİ GÜLER: TERÖRSÜZ TÜRKİYE'DEN TAVİZ VERMİYORUZ
Özel oturumda konuşan AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, 23 Nisan'ın gururunu yaşadıklarını belirterek, "Demokrasinin kıymetini ve önemini öğreten çok çetin sınavlardan geçtik, devletimizin bekası için mücadeleler verdik, vesayeti ve bütün antidemokratik saldırıyı bertaraf ettik. İşte, bugün Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde milli iradenin üzerinde hiçbir fani güç tanımadan, milletimizin tayin ettiği istikamette yolumuza devam ediyor, 'Türkiye Yüzyılı' hedefimize Cumhur İttifakı'mızla beraber, birlikte omuz omuza yol yürüyoruz. Milli iradeyi her türlü gücün üzerinde tutan bir anlayışla, 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörden arındırılmış bölge' hedefimizden asla taviz vermiyoruz. Ülkemizi küresel krizlerin ve savaşların ortasında güvenli bir liman olarak korumaya devam edeceğiz. İstiklalimizden ve istikbalimizden ödün vermeden, Sayın Cumhurbaşkanımızın her zeminde ifade ettiği gibi, 'Dünya 5'ten büyüktür ve daha adil bir dünya mümkündür' mottosuyla sürdürdüğümüz bu yürüyüşte sadece kendi sınırlarımızda değil, uluslararası alanda da dünya barışına katkı sunmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin küresel barışın inşasına kıymetli katkılar sağladığını ifade eden Güler, "Ama ne yazık ki, halen süren savaşlar, ırkçılık, ayrımcılık gibi hastalıklı siyasetler ya da dünyanın bazı yörelerinde yaşanan açlık, susuzluk ve ilaçsızlık gibi sorunlar en fazla ve en önce çocuklarımızı vurmaya devam ediyor. BM raporlarına göre, Gazze'de yıllardır sistematik şekilde soykırıma maruz kalanların yüzde 70'ini kadın ve çocuklar oluşturuyor. Dünyanın gözleri önünde, maalesef, bu zalimlikler ve zulümler devam ediyor. Daha geçenlerde İran'da 168 kız çocuğu bir ilkokula düzenlenen saldırıda sığındıkları mescitte hunharca katledildi. Bu saldırı da Siyonist katil İsrail'in de siciline soykırımcıdan silinmez bir utanç notu olarak geçmiş oldu. Bu trajedi ve hunharlık herhangi bir batı ülkesinde yaşansaydı yer yerinden oynatılır, adeta dünya ayağa kaldırılırdı ama maalesef, tüm dünya sessizlikle bu zulmü izlemeye devam ediyor" diye konuştu.
"İKİ BÜYÜK ONURU BİR ARADA YAŞIYORUZ"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM'de düzenlenen 23 Nisan özel oturumunda Genel Kurul'a hitap etti. Özel, "Bu millet, 23 Nisan 1920 sabahına kolay uyanmadı. Cumhuriyet’in ilanına giden yoldaki engeller de kolay aşılmadı. Milletimiz, özgürlüğünü ve bağımsızlığını kazandığı bu yürüyüşte çok ağır bedeller ödedi. Ama sonunda milletin istikbalini yine milletin azim ve kararı belirledi. Bugün iki büyük onuru bir arada yaşıyoruz. İlk olarak Türkiye Cumhuriyeti topraklarında egemenliğin tek adamlara, padişahlara, sultanlara değil, sadece millete ait olduğunun temin ve tescil edildiği Ulusal Egemenlik Bayramımızı, Gazi Meclis'imizin 106'ncı doğum gününü kutluyoruz. İkinci olarak ise bu özel günün tüm dünya çocuklarına armağan edilmesinin kıvancını hep birlikte yaşıyoruz. Ancak ne acıdır ki ulusal egemenliğimiz de çocuklarımız da ağır saldırı altındadır. İkisi de güvende değildir. Bugün ülkemizde çocuklarımızın 8,5 milyonu yoksulluk çekiyor. OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulluğunda Kosta Rika’dan sonra ikinci sıradayız. Türkiye’de artık yoksulluk ailelerden evlatlara miras kalıyor. Yoksul ailelerin çocukları, hayata kapatamayacakları kadar büyük bir farkla geriden başlıyorlar. Kaliteli ve güvenli eğitime ulaşmak sınıfsal bir meseleye dönüşmüş durumda" dedi.
"MİLLETİN HANGİ EGEMENLİĞİNİ KONUŞACAĞIZ"
Her yıl ortalama 180 bin çocuğun suça bulaştığına dikkat çeken Özel, "Hatta Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta en acı haliyle tecrübe ettiğimiz gibi çocuklar cinayetler işliyor. Gelirde adaletsizlik, vergide adaletsizlik, mahkemelerde adaletsizlik ve sosyal hayatta adaletsizlikler, toplumsal çöküşe neden oluyor. Son 13 yılda iş cinayetlerinde ölen çocuk sayısı 852’ye ulaştı. Terörsüz ve demokratik Türkiye sürecindeyiz. Partimize yönelik tüm saldırılara rağmen hatta kapatma davası açılması talebine rağmen Orta Doğu’daki tehditleri görerek, Türklerin ve Kürtlerin kardeşliğinin önemini bilerek bu milletin barışı ve bekası için bu süreci savunuyoruz ve daha fazla zaman kaybetmeden başarıya ulaşmasını bekliyoruz. Ama bu Meclis, komisyon raporuna kayyımların son bulmasını yazdığı halde buna rağmen hala 13 seçilmiş başkanın yerine kayyımlar oturabilmektedir. Biz şimdi bu şartlarda milletin hangi egemenliğini konuşacağız? İstanbul İl Başkanlığımızı 5 bin polis bastı, milletvekillerimiz darbedildi. Bursa’da, Ankara’da kadın milletvekillerimizin gözüne bir karış mesafeden gaz sıkıldı. Şimdi burada milletvekilinin, Meclis'in hangi itibarını konuşacağız" diye konuştu.
"BİZ SUSSAK, EVLATLARIMIZ SUSMAYACAK"
Özel, CHP'ye yönelik kapatma davasından butlana kadar dedikodular yapıldığını söyleyerek, "Bu partinin evini yakmaya çalışanlar başarılı olursa bu Meclis’in, bu demokrasinin kül olmasına nasıl engel olacağız? Bu millet, her sabah bir operasyona uyanıyor. Değerli arkadaşlar, bizi iyi tanıyın. Biz, boynumuzu veririz ama boyun eğmeyiz. Biz, devleti kuran partiyiz. Bir avuç darbeciye teslim olmayız. Size saldırdıklarında da darbecilerin karşısındaydık, bize saldırdıklarında da darbecilerin karşısındayız. Çünkü biz sussak, evlatlarımız susmayacak. Bu millet huzurunu bozanları, ekmeğini küçültenleri asla affetmeyecek" dedi.
"EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR"
Milletin sözünü söylemek için sandık beklediğini kaydeden Özgür Özel, devamında şöyle konuştu:
"Bugün Can Atalay’ın hakkı teslim edilmezse, 8 milletvekilliği boştur; Anayasa'nın 78’inci maddesinin emrettiği ara seçimin zamanı gelmiştir. Boş olan milletvekilleri için sandık kurulması anayasal zorunluluktur. Üç yıl önce birinci çıktığı seçim bölgelerinde seçimden kaçan, yenilgiyi baştan kabul eden bir iktidarın meşruiyeti sorgulanır ve milletin vermediği meşruiyet o çok güvenilen Amerikan Başkanı Trump’tan, onun monarşi rejimlerini öven büyükelçisinden alınmaz. Meşruiyet milletten alınır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Aziz Türk milletini ve onun verdiği yetkinin kıymetini bilen tüm temsilcilerini saygıyla selamlıyorum."
DEM PARTİLİ BAKIRHAN: BARIŞ İLK KEZ BU DÜZEYDE MECLİS'İN GÜNDEMİ OLDU
Özel oturumda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullara yönelik saldırıda hayatı kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi. Bakırhan, "Bu Meclis, 100 yıl önce cumhuriyet fikrini esas alarak kurtuluş iradesiyle kuruldu. Bugünse barış iradesi etrafında yeniden anlam kazanıyor. Takvimler 2026'yı gösteriyor ama bu kürsünün omuzlarındaki tarihsel ağırlık 1920'lerin ağırlığıdır. 1920'lerde dünya altüst olurken bu topraklar kurtuluşu çoğulcu bir Meclis'te, ortak bir akılda buldu, farklı sesler bir arada konuştu ve bu ülke ayağa kalktı. Bugün takvimler 2026'yı gösterirken yeniden o kavşaktayız; Orta Doğu yeniden şekilleniyor, dünya yeniden kuruluyor. Biz bir kez daha birlikte güçlenmekten yanayız, farklılıkların birbirini ezmediği, birbirini tanıdığı bir zeminde buluşalım diyoruz. O gün varoluş silahla savunuldu, bugün demokratik bir yeniden varoluşu müzakereyle, hukukla, cesaretle savunuyoruz. Bu kapsamda 1 yılı aşkın süren barış ve demokratik toplum sürecinde cumhuriyet tarihinde ilk kez siyasi partiler ortak bir sorumlulukla hareket etmiştir. Barış ilk kez bu düzeyde Meclis'in gündemi olmuştur, bu çatı ilk kez barışın öznesi olma onuruna namzet olmuştur. Bu gelişmeler kıymetli ve tarihi gelişmelerdir; bu ilkleri görmezden gelmek, tarihi görmezden gelmektir. İkinci yüzyılda bir ilki daha gerçekleştirmek Meclis'imizin ellerindedir. Demokratik bütünleşmeyle tamamlanmış cumhuriyet, 86 milyonun en hayati ihtiyacını karşılayacaktır" dedi.
"SAYIN CUMHURBAŞKANI; BARIŞ ŞİMDİ ONA VURULACAK MÜHRÜ BEKLİYOR"
Barışın tek taraflı olmayacağını söyleyen Bakırhan, "Şüphesiz; devletin, siyasetin, toplumun ve örgütün atacağı adımlar vardır. Hiçbirimiz bu sorumluluğun dışında değiliz. Farkındayız, hiçbir büyük barış bir günde kurulmadı ama hiçbir kalıcı barış da karşılıklı irade olmadan sağlanamadı. Bu dönemde tıkayan değil, yol açan bir iradeye ihtiyacımız var; şüpheye değil, güvene ihtiyacımız var. Tarihimiz birlikte yaşamanın büyük anılarıyla doludur. Meclis'in huzurunda Sayın Cumhurbaşkanına da seslenmek istiyorum; Sayın Cumhurbaşkanı, barış ve demokratik toplum sürecinde ortaya koyduğunuz çözüm iradesine kıymet biçiyoruz. Sayın Bahçeli tarihi bir cesaretle Türkiye'nin önünü açtı. Öcalan, 27 Şubat'ta yaptığı çağrıyla çözümün kapısını sonuna kadar açma iradesini gösterdi. Sayın Özgür Özel, Sayın Babacan, Sayın Arıkan, Sayın Davutoğlu başta olmak üzere muhalefet liderleri ve siyasi aktörler barış sürecinin yanında yer aldılar. Sayın Cumhurbaşkanı; barış şimdi ona vurulacak mührü bekliyor. İktidar olarak sorumluluk sizdedir; Süleyman sizsiniz, mühür sizdedir. Anaların barış duası sizinledir. Millet hazırdır, Türkiye hazırdır, tarih hazırdır, şimdi barışı kurmanın tam zamanıdır" diye konuştu.
DERVİŞOĞLU: EVLATLARIMIZ, GELECEKSİZLİK SARMALINDADIR
İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, TBMM'deki '23 Nisan' özel oturumunda konuştu. Dervişoğlu, geçen yıl 23 Nisan'da yaptığı konuşmada, 'Çocuklarımız neşe dolu değil, ben de bundan mahcubiyet içindeyim' dediğini hatırlattı. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırılarına değinen Dervişoğlu, "Maraş’ın kahramanlığı, Urfa’nın şanı; Milli Mücadele'ye, milli egemenliğin tesisine yaptıkları tarihi katkıdandır. Bugünse o aziz şehirleri, çocuklarımızın okullarında yaşadığı facialarla anıyoruz. Bu hepimiz için çok daha büyük bir mahcubiyet ve aslında ağır bir mağlubiyettir. Bu mahcubiyet sadece hissedilecek bir keder değil; devlete, siyasete ve bu Meclis’e düşen büyük bir sorumluluğun da ifşasıdır. Mağlubiyetse bu çatının ağırlığına karşı, bizim, hepimizin mağlubiyetidir. Olayı münferit bir hadise olarak görüp, işi yine Meclis’in yetkisiz kılındığı bu sistemde yürütmenin koyacağı yasaklara ve sert tedbirlere bırakabiliriz. Şaşırmıyorum ki iktidarın ilk konuştuğu başlıklar da bunlardır. Polisiye tedbirler geliştirmek, sosyal medyaya yasak getirmek, okul girişlerine turnike yerleştirmek vesaire. Baştan söyleyeyim; bunların hiçbiri bir işe yaramayacaktır. Çünkü çocuklarımızın okullarına korku ve endişe içerisinde gidiyor olması, yalnızca bu saldırılardan ibaret değildir. Evlatlarımız bir geleceksizlik sarmalındadır, belirsizlik kuşatmasındadır. Çocuklarımız göz göre göre değersizleşmektedir" dedi.
"MİLLİ EGEMENLİK, BU DERECE İSTİSKAL EDİLMEMELİYDİ"
Geride kalan yarım asrın yarısında Türkiye'yi bir iktidarın tek başına yönettiğini söyleyen Dervişoğlu, "'Milli ve manevi değerlerimiz' demiş, 'Milli irade' demiş, 'Aile' demiş, 'Kalkınma' demiş, 'Adalet' demiş. Hangi mefhumu andıysa ya sakatlamış ya hasta etmiş, hatta yok etmiş. Cuntacıların kapatarak ezdiği milli egemenlik, yetkisiz bir Meclis yaratılarak bu derece istiskal edilmemeliydi. Meclis, meclis gibi olmalıydı. Biz gençlerin, çocukların, bebeklerin bile can güvenliğinden endişe ederken, bu iktidar halen devleti kurtaracağını vaat ediyor. 25 yılın ardından, kimi neyden kurtaracağını anlayabileceğimi sanmıyorum. Temelinde millet olmayan bir devlet yaşayabilir mi? Temelinde aile olmayan bir millet ayakta kalabilir mi? Temelinde fert olmayan bir aile var olabilir mi? Kabahatin, ihlalin, hatta suçun ödüllendirildiği bir ülkede, fert güvende olabilir mi? Bu kadar siyasetçinin, gazetecinin, akademisyenin tutuklandığı bir ülkede o fert hayal kurabilir mi, söz söyleyebilir mi, hak talep edebilir mi" diye konuştu.
"YAPILAN VAZİFELERİN HESABI ZORUNLUDUR"
Dervişoğlu, egemenliğin millet adına sorumluluk almak olduğunu söyleyerek, "Bu sorumluluk gönüllü alınır ama yapılan vazifelerin hesabı zorunludur. O zorunluluk; çocukların hayatını korumak demektir, onlara anlamlı hedefler göstermek demektir, aileye ve millete aidiyetleri için gerçek nedenler sunmak demektir, göklerde uçabilecek uçaklar yapmaları ve onları uçurmaları için önce göklerinde uçurtma uçurabilecekleri bir Türkiye sağlamak demektir. 23 Nisan işte bu sebeple çocuklara adanmıştır. Disiplinle sevginin, bilimle kültürün, düzenle özgürlüğün, eşitlikle adaletin, bir arada mümkün olabileceğine inanırız. Kendimizi daha iyiye layık görürüz. Bu sebeple Türk milleti kendisine kati bir yön tayin etmiştir ki adı 'Cumhuriyet'tir. Bugün, 106 yaşındaki bu çatıyı yeniden güçlü kılmak zorunda kaldığımız için hicap, çocukluğumdan beri bana öğretilenlere sadık kaldığım içinse gurur duyuyorum. Bu Meclis’i yeniden milletin sesinin, aklının ve vicdanının, en önemlisi de kudretinin merkezi kılmak, bizim yegane temennimiz ve mücadelemizdir. Bir daha hiçbir anne baba çocuğunu okula korkuyla göndermesin. Bir daha hiçbir şehir, çocuklarının yaşadığı felaketlerle anılmasın. Bir daha hiçbir 23 Nisan'a mahcubiyetin gölgesi düşmesin" açıklamasında bulundu.
ARIKAN: GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE'YE İHTİYAÇ VAR
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ise 23 Nisan'ın dünyada çocuklara armağan edilmiş tek bayram olduğunu belirterek, "TBMM'de çocuklarımızın varlığını, haklarını ve geleceğini hesaba katmadan kurulan her cümle eksiktir, gidilen her yol yanlıştır. TBMM'nin açıldığı gün, emperyalizme karşı milletimizin sözünün başladığı gündür. Ancak bugün emperyalizm ve Siyonizme karşı olan mücadelemiz ağır yaralar almıştır. Neden? Ülkemize ve bölgemize nizam vermeye, rejim tarif etmeye kalkan Epstein müdavimi ve dünyadaki en büyük siyonistlerden biri, Antalya Diplomasi Forumu'nda başköşede ağırlandı. Şunun bilinmesini isteriz. 106 yıl önce günün imkansızlıkları içinde devleşen irade; bugün, bir avuç karanlık odağın karşısında suskun kalmayı hak etmiyor. Bizler ne o kahramanların bıraktığı bağımsızlık mirasını, ne de çocuklarımızın hüznünü dış güçlerin vesayetine kurban etmeyeceğiz. Eşitsizliklerin, yoksulluğun, uluslararası hukukun hiçe sayıldığı, savaş ve çatışmaların en çok da çocukları ve kadınları vurduğu bir dünyada; vicdanın, merhametin, adaletin ve barışın merkez üssü olan güçlü bir Türkiye'ye ihtiyaç var. Bu beklentiyi karşılayacak bir Türkiye'de siyasetin gündemi kutuplaşma ve çatışmaları büyütmek olmamalı. İktidarıyla muhalefetiyle hepimize düşen; hak ve adalet ekseninde, samimi bir diyalog zemini oluşturmaktır" dedi.
"İŞLERİMİZİ İSTİŞARE İLE YÜRÜTELİM"
Toplumun tüm kesimlerine helalleşme ve kucaklaşma çağrısında bulunan Arıkan, "23 Nisan'ın bize yüklediği sorumluluk tam da burada başlıyor. Önümüzde iki yol var; ya bugün burada birbirimizi suçlayacağız ya da birlikte çözümü konuşacağız. Hatırlatmak isterim ki bu Meclis ilk açıldığında duvarında Şura Suresi'nin 38'inci ayetinde geçen, 'İşlerini istişare ile yürütürler' yazıyordu. Geliniz işlerimizi istişare ile yürütelim. Geliniz; çocukların aç yatmadığı, korkmadan okula gittiği, milletin iradesinin hiçbir gölgenin altında kalmadığı bir Türkiye inşa edelim" diye konuştu.
ÖZEL OTURUM KAPANDI
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca Demir ve DP İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş'ın konuşmalarının ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, özel oturumu kapattı.
Fotoğraflar: AA