Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya Trump’ın önündeki en büyük sorun İran değil, Cumhuriyetçi şahinler | Dış Haberler

        Diplomatik kaynakların aktardığı bilgilere göre bugün Beyaz Saray’da yaşanan tartışmaların merkezinde yalnızca İran ile yürütülen müzakereler bulunmuyor. Asıl tartışma, Donald Trump’ın savaşın ardından nasıl bir siyasi pozisyon alacağı konusunda yaşanıyor. Çünkü yaklaşık dört ay önce İran’a karşı başlatılan askeri operasyonlar, Amerikan kamuoyuna “İran’ın nükleer tehdidini ortadan kaldırmak” hedefiyle anlatılmıştı. Bugün gelinen noktada ise Washington’un üzerinde çalıştığı mutabakat taslağı, İran’ın nükleer programını tamamen ortadan kaldırmaktan çok, bu konuyu daha sonraki müzakerelere bırakmayı öngörüyor. Bu durum da Cumhuriyetçi Parti içerisindeki İran karşıtı çevrelerin tepkisini çekiyor.

        REKLAM

        Özellikle Cumhuriyetçi Parti’nin dış politika alanındaki etkili isimleri, savaşın askeri üstünlükle sonuçlandığını ve Washington’un elindeki baskı araçlarını masada taviz karşılığında harcamaması gerektiğini savunuyor. Son günlerde Amerikan siyasi çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde, bazı Cumhuriyetçi senatörlerin Beyaz Saray’a doğrudan mesaj göndererek İran’a yönelik baskının devam ettirilmesini istediği konuşuluyor. Bu çevreler, ortaya çıkan çerçevenin 2015 yılında imzalanan ve Trump’ın ilk başkanlık döneminde sert biçimde eleştirdiği nükleer anlaşmadan çok farklı olmadığını ileri sürüyor.

        Trump ise bir taraftan bu eleştirileri göğüslemeye çalışırken diğer taraftan Amerikan ekonomisinin gerçekleriyle karşı karşıya bulunuyor. Çünkü savaşın uzaması durumunda enerji fiyatlarının yeniden yükselmesi, enflasyon baskısının artması ve bunun Kasım ayında yapılacak ara seçimlere yansıması ihtimali Beyaz Saray’da ciddi bir kaygı yaratıyor. Bu nedenle Trump yönetiminin önünde oldukça karmaşık bir denklem bulunuyor: Bir tarafta İran’a taviz verildiği suçlamaları, diğer tarafta ise ekonomik maliyetlerin büyümesi.

        İran Cephesinde de Tartışmalar Bitmiş Değil

        Washington’da olduğu gibi Tahran’da da anlaşma süreci konusunda tam bir görüş birliği bulunmuyor. Diplomatik kaynaklar, İran yönetimi içerisinde özellikle yaptırımların kaldırılmasının kapsamı ve zamanlaması konusunda farklı görüşlerin bulunduğunu aktarıyor. İran ekonomisi savaşın başlamasından bu yana ciddi bir baskı altında bulunurken, petrol gelirlerindeki düşüş ve ticaret yollarının kısıtlanması ülke ekonomisini daha da kırılgan hale getirdi.

        REKLAM

        Bu nedenle İran yönetimi açısından Hürmüz Boğazı’nın yeniden normal ticaret akışına açılması ve petrol satışlarına izin verilmesi hayati önem taşıyor. Ancak İran içerisindeki bazı çevreler, Washington’un sunduğu tekliflerin ekonomik açıdan yeterli olmadığını düşünüyor. Özellikle yaptırımların tamamen kaldırılmaması ve yalnızca geçici muafiyetler üzerinden ilerlenmesi ihtimali Tahran’daki tartışmaları derinleştiriyor.

        Diplomatik kaynaklar, İran tarafının geçmiş deneyimlerden dolayı son derece temkinli hareket ettiğini belirtiyor. Özellikle daha önce dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması süreçlerinde yaşanan bürokratik ve siyasi krizler nedeniyle Tahran’ın bu kez her aşamanın yazılı ve uygulanabilir garantilerle desteklenmesini istediği ifade ediliyor.

        Hürmüz Boğazı Neden Dünyanın Nabzını Belirliyor?

        Taraflar arasındaki müzakerelerin merkezinde yer alan Hürmüz Boğazı yalnızca İran ile ABD arasındaki bir güvenlik meselesi değil. Küresel enerji sisteminin kalbi olarak kabul edilen bu dar su yolu, dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği stratejik bir koridor konumunda bulunuyor. Bu nedenle savaşın ilk günlerinden itibaren piyasalardaki en büyük endişe, Hürmüz’deki sevkiyatların tamamen durması ihtimali olmuştu.

        REKLAM

        Savaş boyunca boğazdaki ticari faaliyetlerin kısıtlanması, sigorta maliyetlerinin yükselmesi ve tanker trafiğinin yavaşlaması enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açtı. Petrol fiyatlarında yaşanan sert yükselişler yalnızca enerji sektörünü değil, ulaştırmadan sanayiye kadar birçok alanı doğrudan etkiledi. Avrupa ekonomileri enerji maliyetlerindeki artışla mücadele ederken, Asya’daki büyük ithalatçı ülkeler de alternatif tedarik yolları aramaya başladı.

        Bu nedenle bugün üzerinde çalışılan mutabakatın en önemli sonucu, savaşın yarattığı ekonomik belirsizliği azaltma ihtimali olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, boğazın yeniden açılmasının tek başına bütün sorunları çözmeyeceğini vurguluyor. Çünkü savaşın yarattığı güvenlik algısı ve bölgesel riskler, anlaşma imzalansa bile uzun süre uluslararası piyasalarda etkisini sürdürebilir.

        60 Günlük Ateşkes Aslında Bir Test Süreci

        Diplomatik kaynaklara göre tarafların üzerinde uzlaşmaya çalıştığı 60 günlük süre yalnızca bir ateşkes dönemi değil. Aynı zamanda Washington ile Tahran’ın birbirlerinin niyetlerini test edeceği kritik bir geçiş süreci olarak değerlendiriliyor. Bu dönemde İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki mayınları temizlemesi, ticari gemilere yönelik kısıtlamaları kaldırması ve nükleer dosyada şeffaflık göstermesi bekleniyor.

        REKLAM

        Buna karşılık Washington’un da liman ablukasını gevşetmesi, ticaretin önünü açması ve İran petrolünün yeniden uluslararası piyasalara ulaşmasına izin vermesi öngörülüyor. Başka bir ifadeyle taraflar, nihai bir barış anlaşmasına gitmeden önce birbirlerinin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini gözlemleyecek.

        Bu nedenle diplomasi çevrelerinde mutabakat zaptı, savaşın sona ermesinden çok kırılgan bir güven inşa sürecinin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Çünkü taraflar arasındaki temel anlaşmazlık başlıklarının hiçbiri henüz çözülmüş değil. Nükleer program, yaptırımlar, bölgesel nüfuz mücadelesi ve güvenlik dengeleri gibi konular masada durmaya devam ediyor.

        Savaş Bitiyor Mu, Yoksa Yeni Bir Döneme Mi Giriliyor?

        Ortaya çıkan tabloya bakıldığında Washington ile Tahran arasında tarihi bir barış anlaşmasından söz etmek için henüz erken görünüyor. Diplomatik kaynakların aktardığı bilgiler, tarafların yalnızca çatışmanın maliyetini düşürmeye ve daha büyük bir krizin önüne geçmeye çalıştığını gösteriyor. Bu nedenle bugün konuşulan mutabakat, savaşın kesin olarak sona ermesinden çok, savaşın diplomasi masasına taşınması anlamına geliyor.

        Dört ay boyunca Ortadoğu’nun güvenlik mimarisini sarsan, enerji piyasalarını altüst eden ve uluslararası diplomasiyi yeniden şekillendiren çatışmanın ardından taraflar şimdi yeni bir dönemin eşiğinde bulunuyor. Ancak hem Washington’daki siyasi hesaplar hem Tahran’daki iç tartışmalar hem de sahadaki kırılgan güvenlik ortamı dikkate alındığında, önümüzdeki haftaların en az savaş kadar kritik geçmesi bekleniyor. Bu nedenle diplomatik çevrelerde hakim olan görüş, silahların şimdilik sustuğu ancak mücadelenin farklı araçlarla devam ettiği yönünde.

        ÖNERİLEN VİDEO

        Cani baba, boğarak öldürdüğü 3 yaşındaki Poyraz'ı parçalara ayırdı

        Hatay'da uyuşturucu madde etkisinde olan baba, Kurban Bayramı'nın birinci gününde 3 yaşındaki evladını boğarak öldürdükten sonra parçalara ayırdı. Evladını canice öldüren baba tutuklanırken Poyraz gözyaşları içerisinde defnedildi.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ