Mehmet Çalışkan

Tuba Ünsal...
Henüz 38 yaşında ama kariyerinin 21'inci yılında.
İlk vergisini ödediğinde 16 yaşındaydı.
Tuba Ünsal'ın kariyerinin 12'inci filmi Mustafa Uğur Yağcıoğlu'nun senaryosunu yazdığı ve yönettiği 'Masallardan Geriye Kalan'...
Filmde Tuba Ünsal'a başrollerde Özgür Çevik ile İlayda Akdoğan eşlik etti.
Tuba Ünsal, 'Masallardan Geriye Kalan'da kendini cinsel kimliği üzerinden tanımlamayan 'Asya'yı canlandırdı.

Röportajdan satır başları;

TUBA ÜNSAL
* 10 yılı devirmiş her başarılı oyuncu, ortalamanın üzerinde zekidir ve iyi niyetlidir.
* Açıkçası eskiden sadece para kazanmak, babamın borcunu kapatmak ablamın altına otomobil çekmek için... O kadar başkaları için yaşardım ki...
* Aşkı dijital dünyaya feda ettik.
* Herhalde çocuklarımızın döneminde evlilik kalmayacak gibi. Kalması için uğraşmamız gerekiyor. Çünkü bu kurum kutsal. Hepimizin toparlayıcısı ahlaki, etik değerlerimizin savunucusu ve kendimizi içinde iyi ve sağlam hissettiğimiz aile kavramı çok önemli.
* Güçlü kadınların hikâyelerini seyircinin gözünün içine bakarak canlandırmak istiyorum.

MUSTAFA UĞUR YAĞCIOĞLU
* Aşkın, insanın kendisiyle ilgili olduğunu anlatacak. Bence filmin en önemli meselesi o.
* Bir yönetmen olarak dünyayı sadece kendi aklımla tanımlamaya razı değilim.

Tuba Ünsal ile Mustafa Uğur Yağcıoğlu, Habertürk HT Stüdyo için Mehmet Çalışkan'ın sorularını cevaplandırdı.

'Masallardan Geriye Kalan' için Mustafa Uğur Yağcıoğlu sana teklifte bulunduğu zaman neler hissettin?
Tuba Ünsal: Senaryoyu 'Dünyanın En Güzel Kokusu' döneminde göndermişti. O kadar eskidir. Mustafa ile yakın arkadaş olduğumuz için aramızda 'Tuba Hanım, şöyle bir rolde oynar mısınız?' gibi bir işleyiş olmuyor. Hikâyeyi okuduğumda çok beğendim.

Tuba ile çalışmak sana neler hissettiriyor?
Mustafa Uğur Yağcıoğlu: Konforlu hissettiriyor. Çünkü birilerinin senin yerine de düşünmesi gerekli' durumu vardır ya... Tuba, işte o insanlardan. Tuba ile çalışırken gün 25 saat oluyor. O kadar konforlu. Tuba da fikirlerini ortaya koyuyor, katkıda bulunuyor. Çünkü kafası öyle çalışan birisi. Yeni bir şey koymak, karakterini planlamak istiyor. Bu, benim de çok sevdiğim bir özellik. Dolayısıyla Tuba ile çalışmak çok konforlu. Ve çok iyi bir arkadaş ve çok iyi bir insan. Onun dışında çok kavga ederiz, çok tartışırız ama tatlı tatlı.
Tuba Ünsal: Haldun Taner'in bir lafı vardır; 'Zerafetle atılan kazık, kazık değildir.' Bizde de durum bu şekilde; 'Zerafetle edilen kavga, kavga değildir' gibi...
Mustafa Uğur Yağcıoğlu: Bunlar işin marjlarını zorlayan ve diğer tarafa geçiren şeyler. Bir yönetmen olarak dünyayı sadece kendi aklımla tanımlamaya razı değilim. Bütün oyuncu arkadaşlarımla beraber topyekun bir iş çıkarmak isteyen biriyim.
Tuba Ünsal: Senin seçimlerinde öyle oluyor. Salt oyuncular seçmiyorsun. Örneğin Özgür Çevik'e bakalım; bir felsefeci. Öteki tarafta müzisyen ve oyuncu. İlayda Akdoğan'a bakalım; aynı zamanda dijital dünyayla ilgili çok iyi içerik üreticisi. Sadece oyuncu değiller.

O halde çalışacağınız oyuncularda aradığınız özelliklerden biri sadece oyuncu olmamaları...
Mustafa Uğur Yağcıoğlu: Tabii ki. Öncelikle arkadaş olabiliyorum. Çalışacağım oyuncularla arkadaş olmak istiyorum. Tuba ile 'Dünyanın En Güzel Kokusu' projesini gönderdiğim günden itibaren arkadaşız. Rıza (Kocaoğlu) ile de öyle. Ayrıca Özgür ve İlayda ile de arkadaş olmayı seviyorum. Çünkü birbirimize ve filmin hikâyesine katkılarda bulunuyoruz.

'Masallardan Geriye Kalan'ın hikâyesi nasıl oluştu?
Mustafa Uğur Yağcıoğlu: 'Dünyanın En Güzel Kokusu'nun ilk izlemesinden sonra Tuba'yı otomobiline kadar geçirdim. Geçirirken de bana "Uğur yeni proje ne?" diye sordu. Ben de "Aşka başka biri dokununca kirlenir ya ve bir daha eskisi gibi olmaz ya, onu yazmaya çalışıyorum" dedim. Hikâye bu şekilde başladı. 'Masallardan Geriye Kalan'ın senaryosunu 'Dünyanın En Güzel Kokusu 2'den önce tamamlamıştım. Hatta filmi daha önce çekmeyi de planlamıştım ama hayat işte, bu zamana denk geldi.

'Asya' için özel bir çalışma yaptın mı?
Tuba Ünsal: 'Asya', aslında tercihleri belli bir karakter. Kadın ama ruhu erkek. Bir süredir de toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili çalışmaları okuyorum; 'kadın ve erkek olarak dünyada neredeyiz, neden bu kavramlar var?' derken karşıma, 21'inci yüzyılda kendimizi artık kadın ve erkek gibi tanımlamadan önce insan olarak tanımlamamız gerektiği çıktı. Baktığımız noktada kendi ülkemizde de bunu yaşıyoruz. Kadın ve erkeğin cinsiyet kavramlarının çevresinde hep ayrımcılıklar, eşitsizlikler, üstünlükler, zayıflıklar ve birtakım çelişkiler var. Gay, lezbiyen, trans... Bu tip bireylere karşı toplumsal olarak hassasiyet ve kabullenmediğimiz şeyler var. 'Asya', bunları tamamen reddeden bir kavramın içinde. 'Kendinizi insan olarak tanımlayın' diyor. Yani 'Ne gayim, ne transım, ne lezbiyenim. Ben insan seviyorum' diyor. Bugün erkek gibi giyinmek isteyebilirim. Herkes aslında öyle değil mi? Ben bir kadın olarak öyleyim. Kendimi güçlü, iyi ifade ettiğim bir gün bazen maskülen bir durumda olmak istiyorum. Bazen de çok kırılgan oluyorum. Biri beni kollasın istiyorum. Hepimizin ruhunda bunlar var. Bence bunlar bizim çocuklarımızın dönemlerinde hiç sorgulanmıyor olacak. Biz şu anda arafta gibiyiz. Böyle tanımlar var. Bunu senaryoya yedirdiğimizde yeni bir söylemimizin olacağını düşündük. Çünkü insanlara alışılagelmiş olanı verme yerine bazı noktalarda farklı bir şey gösterme misyonumuzun olması gerektiğini düşünüyorum. O yüzden de 'Asya' karakterine çalışırken Uğur ile birlikte bunun altını doldurduk. 'Cümleleri nasıl olmalı, kılık kıyafetine nereden gitmeliyiz?' gibi... Benim içinde değişik bir tecrübe oldu. Hayatımda hiçbir zaman bir filmde, tiyatroda, dizide nasıl göründüğümle ilgilenmedim. Net bir şekilde kimse hatırlanmaz ama 'Dünyanın En Güzel Kokusu'nda neredeyse makyajsızdım. Hatta milyonların izlediği 'Çakallarla Dans'ta Murat Şeker ile bu konuda tartıştık, filmde polistim. Güzel görünmeme ihtiyaç yoktu."Ben mesleğimle var oluyorum" dediğim noktada "Ama sen Tuba Ünsal'sın. İzleyici seni allı pullu görmek istiyor" dedi. Ben de "Hayır kardeşim. Böyle görecek" dedim. 'Bunu verirsen buna alışacaktır' gibi... Aslında yıllardır bunun üzerinde hassaslıkla durduğum bir yer var; 'hayat ne ise sinema bunu yansıtmalı.' Hatta 'Dünyanın En Güzel Kokusu'nun afiş fotoğraflarının çekileceği günlerde yeni ameliyat olmuştum. Fotoğrafları göz altlarımdaki şişkinlikle çektik.
Mustafa Uğur Yağcıoğlu: Tabii özellikle kapatmadık.

'Masallardan Geriye Kalan' ne anlatacak?
Mustafa Uğur Yağcıoğlu:
Aşkın, insanın kendisiyle ilgili olduğunu anlatacak. Bence filmin en önemli meselesi o. Filmden bir replik söyleyeyim; "İki kişiyi dünyanın en güzel denizinin karşısına koy. Birisi dünyanın en güzel şiirini yazar. Diğeri ise 'tuzlu su buldum' diye sümüğünü atar." Yani güzellik insanın kendisiyle ilgidir.

Özgür Çevik 'Evren'i, İlayda Akdoğan 'Hece'yi canlandırdı.

Kariyerinin 21'inci yılındasın. Bununla ilgili ne düşünüyorsun?
Tuba Ünsal: Baktığım zaman çocuklarımın bu dünyanın içinde olmasını istemem. Çünkü çok zor. 24 saat mesainin bitmediği, insanlık kavramının işlemediği 'iş önemlidir' diyerek gözümü - kulağımı kapatarak ilerlediğim bir iş. Bu da eşek gibi çalışmayı gerektiriyor. Normal hayatımla ilgili danışmanlık alıyorum. Dönem dönem iş hayatımı ve özel hayatımı yönetmekle ilgili bir danışmanlık... Artık nasıl bir giriş yaptıysam koçumun benden isteği ödev şuydu; 20 yıllık kariyerimde her bir yıl ne kadar vergi ödediğim ve ne kadar gişeye sahip olduğumdu. Ben önümdeki kağıtlarda bunlara baktığımda ilk kez her yıl büyüdüğümü gördüm. Kendi iç dünyamda onu o kadar yaşamamışım ki... Hep daha iyisi olması için bir çırpınma ve yetmeme durumu olmuş. 2016'daki marka konferansında 'Bir ünlü olarak marka olmak' başlıklı konuşma yaptığımda şöyle bir şey söylemiştim; 'ezikliğe övgü'... Çünkü ben sıradan bir Türk ailesinin kızı olarak başarılı olma yolculuğunda hiçbir zaman kendimi başarılı hissetmediğim için çok uğraşmışım. En iyi ödülümü aldığımda da 'bundan sonra ne yapmam lazım?' diye düşünüyordum. Profesyonel sporcuların hayatlarında hep bir hırs ve adanmışlık vardır. Bence oyunculuk mesleğinde de aynısı var. Bunu azımsayan insanın iki ardışık yılda başarılı kalma ihtimali yok. 10 yılı devirmiş her başarılı oyuncu, ortalamanın üzerinde zekidir ve iyi niyetlidir. Benim böyle bir tanımım var. Gerçekten zor bir meslek.

Daha iyisini elde etmek için çabalamak iyi değil midir?
Tuba Ünsal:
İyidir ama hayat da bir tane. Başımıza bir şey geldiğinde 'bu kadar üzülmeye, bu kadar sıkışık yaşamaya gerek var mı?' diyeceğiz. Çocuklarım olduktan sonra büyük bir karar verdim; 'Bir dizim bitecek, diğeri başlayacak. Arada televizyon programı yapacağım' gibi değil, daha sakin yaşayacağım ve çocuklarım en öncelikli planımda olacak. İş hayatım, benim programıma uyacak.'

O yüzden mi son zamanlarda çok seçici oldun?
Tuba Ünsal:
Tabii tabii. Açıkçası eskiden sadece para kazanmak, babamın borcunu kapatmak, ablamın altına otomobil çekmek için... O kadar başkaları için yaşardım ki... Kariyerimde seçici olmak gibi bir seçeneğim yoktu. Bir de tabii ki gençliğinde verdiği bir şey vardı. İlk vergimi 16 yaşımdayken ödedim. O yüzden son 5 yıldır kendimi mesleğimde profesyonel biri olarak tanımlıyorum.

Sence günümüzde aşk nasıl algılanıyor?
Mustafa Uğur Yağcıoğlu:
Şöyle söyleyeyim filmdeki gibi insanın kendisine bağlı bir durum. Hani denir ya; 'Eskiden aşklar öyle güzeldi ki'... Hayır, bugün de güzel bir şekilde yaşanabilir. Sadece bugün her şey çok kolay. Bugün artık fiziki bir durum var. Birbirimize mesafelerimiz çok kısa, dünyadaki herhangi birine mesafem çok kısa, her şey elimizin altında. Bu anlamda baktığımızda her şey daha kıymetli. Aşkı, yaşayan yine güzel yaşıyor.

Aşk, ulaşılamadığı zaman mı aşktır? Yoksa...
Tuba Ünsal: Bence şöyle; hayatta en güzel aşk, insanın kendine beslediği aşk olmalı. Kendimizi sevmediğimizde, kendimize aşk duymadığımızda onun açlığını tamamlamak için başka birine ihtiyacımız oluyor. Ben bir elmanın yarısı değilim ki diğer yarısını arayayım. Ben bütün bir elma olmak istiyorum. Kendimi tamamladıktan sonra romantik hayalle karşıma birisi çıkarsa ona 'tamam' demek istiyorum. Biz, 21'inci yüzyılda aşkı dijital dünyaya feda ettik. Mesela bununla ilgili çok uzun yıllardır düşünüyorum. Gerçekten bütün iletişimcilerin birleşip bir noktada evlilik markası üzerine çalışmaları gerekiyor. Çünkü toplumun en temel birliği bu. Şu anda baktığımız noktada kadın programlarında ortaya çıkan sonuç şu; herhalde çocuklarımızın döneminde evlilik kalmayacak gibi. Kalması için uğraşmamız gerekiyor. Çünkü bu kurum kutsal. Hepimizin toparlayıcısı ahlaki, etik değerlerimizin savunucusu ve kendimizi içinde iyi ve sağlam hissettiğimiz aile kavramı çok önemli.

'Kürk Mantolu Madonna'yı tiyatroda önemli bir marka haline getirdin. Şimdi 'Adı Aylin' için çalışıyorsun. Hangi evredesin?
Tuba Ünsal: Yine aynı hak ettiği şekilde uyarlamak için 1,5 yıldır çalışıyoruz. Çok değerli yazarımız Zeynep Avcı tiyatroya uyarladı. Daha önce Zülfi Livaneli'nin 'Leyla'nın Evi' kitabını uyarlamıştı. Zeynep Avcı ile anlaştık ve uyarladı. Bunu da ilk kez sana söylüyorum, yönetmenimiz Sinan Tuzcuoğlu ve kadromuz yavaş yavaş belli oluyor. Sınırlarımızı birazcık daha genişletmek istiyoruz. 'Dizilerimizi ihraç ediyorsak görsel sanatlarda tiyatroyu neden ihraç etmeyelim?' diyoruz. 1,5 yıldır buna mesai harcıyoruz. Güzel de gidiyor. Ciddi ve büyük bir prodüksiyon ve biraz da pahalı. Ayşe Kulin, "Bu bütçeyle film yapılırdı neden hâlâ tiyatroda ısrar ediyorsun?" dediğinde "film hakları da bende, istersek film de yaparız ama güçlü kadınların hikâyelerini seyircinin gözünün içine bakarak canlandırmak istiyorum" demiştim.

TUBA ÜNSAL FİLMOGRAFİ

MUMYA FİRARDA (2002)
İzleyici Sayısı: 318.655
Hasılat: 1.177.816
KOLAY PARA (2002)
İzleyici Sayısı: Açıklanmadı
Hasılat: Açıklanmadı
VİZONTELE TUUBA (2004)
İzleyici Sayısı: 2.894.802
Hasılat: 16.022.456 ₺
ÇILGIN DERSANE (2007)
İzleyici Sayısı: 783.199
Hasılat: 5.460.861 ₺
ÇOCUK (2008)
İzleyici Sayısı: 21.414
Hasılat: 155.372 ₺
PLAJDA (2008)
İzleyici Sayısı: 214.465
Hasılat: 1.526.145 ₺
TÜRKLER ÇILDIRMIŞ OLMALI (2009)
İzleyici Sayısı: 317.602
Hasılat: 2.617.506 ₺
ÇAKALLARLA DANS (2010)
İzleyici Sayısı:
244.044
Hasılat: 2.021.668 ₺
BENİ UNUTMA (2011)
İzleyici Sayısı:
147.078
Hasılat: 1.396.559 ₺
DÜNYANIN EN GÜZEL KOKUSU (2016)
İzleyici Sayısı:
219.116
Hasılat: 2.567.153 ₺
DÜNYANIN EN GÜZEL KOKUSU 2 (2017)
İzleyici Sayısı:
32.107
Hasılat: 400.283 ₺
TOPLAM İZLEYİCİ SAYISI: 5.192.482
TOPLAM HASILAT: 33.345.819 ₺

TUBA ÜNSAL TİYATRO OYUNLARI
* Guguk Kuşu
* İsimsiz Yıldız
* Fantastik Hikâyeler Makinesi
* Kürk Mantolu Madonna
* Adı Aylin (Hazırlık Aşamasında)

MUSTAFA UĞUR YAĞCIOĞLU FİLMOGRAFİ

SON DERS: AŞK VE ÜNİVERSİTE (2008)
İzleyici Sayısı:
118.845
Hasılat: 822.962 ₺
SİZİ SEVİYORUM (2009)
İzleyici Sayısı:
103.056
Hasılat: 814.292 ₺
ŞOV BİZİNIS (2011)
İzleyici Sayısı:
24.729
Hasılat: 186.973 ₺
EN GÜZELİ (2015)
İzleyici Sayısı:
107.663
Hasılat: 1.095.374 ₺
DÜNYANIN EN GÜZEL KOKUSU (2016)
İzleyici Sayısı:
219.116
Hasılat: 2.567.153 ₺
DÜNYANIN EN GÜZEL KOKUSU 2 (2017)
İzleyici Sayısı:
32.107
Hasılat: 400.283 ₺
YANIMDA KAL (2018)
İzleyici Sayısı:
26.796
Hasılat: 365.606 ₺
TOPLAM İZLEYİCİ SAYISI: 632.312
TOPLAM HASILAT: 6.252.643