Yiğitcan Yıldız

Türk mimarların hayatın içinden ilham alarak ortaya çıkardığı tasarımlar, yurtdışında da dikkat çekiyor. Bunlardan, yerli mimarlık ofislerinden MAS'ın geliştirdiği rüzgar kulesi, bu yıl 5'incisi düzenlenen Dubai Design Week'te dünyanın farklı bölgelerinden yapılan başvurular arasından seçilerek Türkiye'yi temsil etti.

MAS'ın Dubai'deki etkinlikte katılımcılara sergilediği Barjeel isimli rüzgar kulesi, aslında Körfez coğrafyası için yeni değil. Öyle ki, sıcak iklim koşulları ile başa çıkabilmek amacıyla, bölgedeki evlerde yüzyıllardan beri rüzgar kuleleri bulunuyor.

Barjeel kelimesi, bölgede hali hazırda rüzgar kulesi anlamında kullanılıyor. MAS'ı geliştirdiği 6.5 metre yüksekliğindeki Barjeel ise, aynı işlevi sürdürülebilir malzemeler ile yerine getiriyor.

MAS'ın kurucusu Kerim Miskavi ile, hem Dubai'de sergiledikleri sıra dışı tasarımı hem de mimarlık sektöründeki trendleri konuştuk.

GELENEKSEK YAPIYA SÜRDÜRÜLEBİLİR YORUM KATTI

Barjeel ile Körfez ülkelerinde pasif iklimlendirme için kullanılan rüzgar kulelerinden etkilendiklerini kaydeden Miskavi, "Körfez ülkelerindeki geleneksel rüzgar kulesi tasarımını yeniden yorumladık. Bunu yaparken de, sıfır atık prensibine sadık kalarak geri dönüştürülmüş mukavva ve alüminyum gibi hafif ve sürdürülebilir malzemeler kullandık" dedi.

Barjeel'in aynı anda 6-7 kişiye serin bir dinlenme alanı sunduğunu belirten Kerim Miskavi, yarattıkları rüzgar kulesinin çalışma prensibini de anlattı.

Elektriğe ihtiyaç duymayan ve böylece de sıfır enerji tüketimi ile Barjeel'in serinlik sağladığını söyleyen Miskavi, "Mukavva katmanların içinde kalan boşluk aşağıdan yukarıya çıktıkça daireden kareye dönüşen heykelsi bir hacim olarak kurgulandı. Dışardaki rüzgar, Barjeel'in iç hacminin üzerinde asılı duran 0.8 mm kalınlığında alüminyum levhalardan oluşan "yelkenlere" çarparak aşağıya doğru esinti yaratıyor. Yüksekteki rüzgarları, ters piramit vasıtasıyla aşağı doğru çeken içerdeki hava sirkülasyonu, ziyaretçilerden kaynaklanan sıcak havanın negatif basınç ile ters yönde taşınarak, kulenin üst kısmından dışarı atılmasını sağlıyor. Üst ve yan açıklıklardan içeriye süzülen gün ışığı da gün boyunca değişken ışık oyunları yaratıyor" dedi.

Sürdürebilir mimari çözüm anlamında olumlu geri dönüşler aldıklarından bahseden Miskavi, Barjeel hakkındaki gelecek hedefleri ile ilgili olarak da, "Kentlerde uygulanabilir bir prototip olarak Barjeel'i test edip, sonrasında ise kentlerin arşivine eklemek istiyoruz" bilgisini paylaştı.

Kerim Miskavi, Baarjel'i Türkiye'ye de getirebileceklerinin de sinyalini verdi. Bu kapsamda, MAS'ın kurucusundan söz konusu rüzgar kulesine farklı kentlerde ve projelerde yer verilmek istendiğini öğrendik.

'İNOVATİF PROJELERDE YER ALMAK İSTİYORUZ'

Her ne kadar MAS yarattığı rüzgar kulesi çözümü ile küresel anlamda ses getirse de, şirketin geçmişi henüz 2 yılı bulmuyor. Kerim Miskavi tarafından 2018 yılında kurulan MAS'ın portföyünde, mobilyadan, kentsel dönüşüm projelerine çeşitli ölçek ve alanlarda projeler yer alıyor.

MAS'ın diğer projeleri hakkında da bilgi veren Kerim Miskavi, sürdürülebilirlik ve sıfır atık gibi konulara önem verdiklerini belirterek, "Her projemizde bu konuları temel bir kriter olarak ele alıyoruz. Sadece yüzey malzeme seçimi anlamında değil, yapının işlevselliği ve çalışma prensibi olarak da sürdürülebilirlik ve sıfır atık kriterlerine uyarak tasarımlara yön veriyoruz" ifadesini kullandı.

Miskavi, şuan için Basra'da bir ofis binası ve Taşkent'te de 17 bin metrekarelik bir karma yapı projesi üzerine çalıştıklarını anlatarak, daha önce ise İstanbul'da 700 metrekarelik ofis ve 450 metrekarelik konut olmak üzere 2 iç mimari proje ile Mersin'de ise 240 dairen oluşan bir konut kompleksinin masterplan projesini tamamladıklarını aktardı.

MAS'ı belli bir mimari alanda konumlandırmak istemediklerini söyleyen Miskavi, "İnovatif çözümleri ile fark yaratabileceğimiz projelerde yer almak istiyoruz" diyerek şirketinin gelecek vizyonunu ortaya koydu.