Yunanistan’da 7 Temmuz seçimlerinde tek başına iktidara gelen Yeni Demokrasi Partisi’nin ana gündem maddesi, adalarda biriken göçmen kalabalığını ivedi ve hızlı bir şekilde sona erdirmek. Ege’yi aşıp da Midilli, Sakız ya da Sisam’a (Samos) kapağı atabilen bir göçmen ağır aksak bürokrasi yüzünden en erken bir yıl sonra iltica mülakatına girebiliyor. Böylece adalarda, insan onuruna yakışmayan çok kötü koşullar altındaki kamplarda ve çevresinde sığınmacı sayısı 15 bini buluyor, ada halklarında şikayetler tırmanıyor.

Şimdi Kiriakos Miçotakis liderliğindeki yeni hükümet, Türkiye ile AB arasındaki göçmen mutabakatını tam gaz uygulama kararı aldı. Avrupa sınır koruma ajansı Frontex ile işbirliği içinde Ege’deki devriyeler sıklaştırılırken, iltica işlemi de hızlandırılacak. Mülteci olarak kabul edilmeyenler, son çıkış noktaları olan Türkiye’ye iade edilecek. Türkiye ile anlaşma üzerinden 2.5 yıl geçti, iade edilenlerin sayısı 2 bin kadar. Ülke çapında toplam göçmen sayısı ise 70 bini buluyor.

Sisam'da kamp bitişiğindeki çadırlarda kalan sığınmacıların suyu elektriği yok.

Şu an Atina’nın kafasındaki “hızlı” kavramı kaç binlere tekabül ediyor, onlar bilir. Samos’taki kampın hekimiyken, yeni hükümette mülteci adaylarının ön kabul sorumlusu olan Dr. Manos Logothetis nicelik olmasa bile nitelikte ilgili bazı ipuçları veriyor. Die Welt’teki söyleşide diyor ki; “Bundan böyle işler hızlanacak, sıkı kurallar uygulanacak. Bozuk sistem düzelecek. İltica şansı daha fazla görünenler kalacak, umutsuz vakalar ivedilikle Türkiye’ye gönderilecek…”

Dr. Manos, Sisam'daki sığınmacıların muayene ve raporlarından sorumluydu, Atina'da üst göreve atandı.

Almanya, sığınmacıların öncelikli destinasyonu olduğu için Alman medyası da sürekli Yunan adalarındaki durumun nabzını tutuyor. Manos Logothetis, geçen haziran ayında da Der Spiegel’e anlatmıştı kamptaki içler acısı durumu. Adam kampın tek hekimi ve gelen her sığınmacının muayenesinden sorumlu. “Günde 40-60 sığınmacı geldiği oluyor” diyor, kronik hastalığı ve tüberküloz gibi bulaşıcı hastalığı olanlarla hamilelerin koruma statüsü altında adadan anakaraya sevkedildiğini söylüyordu. Ancak kamp eziyeti uzun sürdüğü için sağlıklı gelenler de sonradan hastalanıyormuş.  “Benim hesaplarıma göre burada bir yıl kalan göçmenlerin yüzde 70’i adayı terk edebilir, çünkü ya kendileri ya da ailelerinden biri mutlaka hastalanır” diyordu doktor Manos.

İNSAN KAÇAKÇISINDAN BETER!

Fakat sonradan hastalanmaların altından büyük bir yolsuzluk skandalı da çıktı. Avrupa’ya geçiş kapısını aralamak için adalardan kurtulmak şart ya, işte Sisam’daki Panteleimon Hastanesi’nin hekimleri göçmenlere adam başı 500 Euro’ya sahte rapor yazıp aralıyormuş o kapıyı. O raporla kamp doktoru ve güvenlik birimlerinin onayıyla malül sertifikası alan göçmenler, iltica talebine kabul ya da ret cevabı gelmesini beklemeden, “cehennem” diye anılan Sisam’dan çıkıp Pire Limanı’na kapağı atabiliyormuş. Atina Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmada aralarında nörolog ve cerrahların da bulunduğu dokuz doktor gözaltına alınmış, bazıları tutuklanmış.

Adalardan anakaraya göçmen taşıyan gemide her sığınmacıya yer yok.

Kaçak insan ticareti yapanları mumla aratacak bu doktorların işi öyle başından aşmış, sektör öyle gelişmiş ki, sadece hasta ismini değiştirerek kes-yapıştır usulüyle aynı raporu verir olmuşlar. Soruşturmanın baş tanığı Manos Logothetis anlatıyor; “Önüme acil MR talebiyle on kez aynı rapor getiriliyordu. Anlamamak için insanın aptal olması lazım. Ağır diz sakatlığı raporu olan göçmen koşarak geliyordu, o derece. En son 60 adet aynı tüberküloz raporu çıktı. Sadece isimleri değiştirmişlerdi. Çok bariz hale gelmişti…”

Şimdi iltica işlemi için daha güçlü ve yetkili pozisyona gelen Logothetis, önümüzdeki hafta Atina’daki görevine resmen başlayacakmış. Önceki açıklamalarında sağ eğilimli olduğunu belirterek Çipras Hükümeti’ne muhalif tavır alan ve bozuk düzenden sorumlu tutan doktor, Suriyelisi, Afganı ve Afrikalısı'yla binlerce göçmen arasından Türkiye’ye gönderilecekleri seçecek karar merci artık.

Dr. Manos Logothetis