BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

90. Akademi Ödülleri’nin adayları geçtiğimiz hafta açıklandı. 24 ödül kategorisi arasında sanat dünyasıyla ilgili iki film dikkatimi çekiyor. Bunlardan ilki “Dünyanın ilk yağlı boya sinema filmi” olarak pazarlanan ‘Loving Vincent’ (2017). 65 bin çerçeveden oluşan Loving Vincent “En iyi animasyon” dalında aday. 1 saat 35 dakikalık filmin her bir karesi tuval üzerine yağlı boya. Her bir tablo Van Gogh stilinde, sanatçının fırça darbelerinden izler taşıyor. Altı yıl boyunca 125 sanatçı görev almış yapımında. 12 yağlı boya tablonun art arda eklenerek birer saniyelik görüntüler oluşturmasıyla yaratılmış... Gerçekten çılgınca. HT Pazar'dan Deniz Çağlar'ın haberi...

Dorotha Kobiela ve Hugh Welchman tarafından yazılan ve yönetilen filmin konusu, Vincent Van Gogh’un son günleri ve 1890’daki esrarengiz ölümü. Kurgunun ilginç tarafı; tarih her ne kadar sanatçının intihar ettiğini iddia etse de film cinayete kurban gitmiş olması ihtimalini araştırıyor. Sıra dışı üslubu ve etkileyici prodüksiyonu kadar, başarılı bir Van Gogh belgeseli olarak da tarihe geçeceği şimdiden kuşkusuz.

VINCENT’İN RAKİPLERİ
Film, kolektif fon platformu Kickstarter desteğiyle hayata geçirilmiş olmasıyla da dikkat çekiyor. Kickstarter destekli bir film projesi böylece sekizinci kez Oscar’a aday... Büyük başarı. Loving Vincent’in rakipleri arasında favori ‘Pixar’s Coco’ gibi gözükse de ‘The Breadwinners’ da bir o kadar iddialı kanımca. Afganistan’da Taliban’ın altında yaşayan bir kızın ailesini desteklemek için erkek çocuk gibi giyindiği hikâyesini anlatıyor. Geriye kalan adaylar: DreamWorks Animasyon’dan ‘The Boss Baby’ ve ‘Ferdinand’. Vincent dünya çapında 28 milyondan fazla hasılat elde etti, bakalım Oscar yolunda ne olacak?

MÜTHİŞ İKİLİ: BİRİ 89 DİĞERİ 34 YAŞINDA
Oscar’ın ikinci sanatsal adayı ise ‘Faces Places’ (2017). Fransız New Wave akımının öncülerinden Agnès Varda ve kimliği Banksy misali sır gibi saklanan dünyaca ünlü sanatçı JR’ın yönetmenliğinde, ‘En iyi belgesel’ dalında aday... Filmin orijinal ismi ‘Visages, Villages’...



Biri 89 yaşında bir sinemacı ve fotoğrafçı (nam-ı diğer Fransız sinemasının “büyükanne”si), diğeri 33 yaşında bir sokak sanatçısı. Biri kadın, diğeri erkek. Agnès’in gözleri net görmüyor, JR’ın ise gözlerinden hiç çıkarmadığı siyah güneş gözlükleri var. Bu iki farklı göz, bu iki farklı bakış JR’ın fotoğraf stüdyosu haline getirdiği minibüsüyle Fransa’nın köylerini, kasabalarını geziyor, insanlardan hikâyeler topluyorlar. Sonra o hikâyaleri fotoğraflara döküyorlar ve sonra o fotoğrafları o köyün, o kasabanın binalarına, duvarlarına ve hatta nakliye konteynerlerine yapıştırıyorlar.

Film, diğer yandan birbirlerine yaşça uzak iki insanın sanat icra etme tutkusuyla tek bir yürek olmasına odaklanıyor. Müthiş sinematik vizyonu olan, oldukça özel bir yapım olmuş; gerçek bir belgesel. Varda, film için “Aynı zamanda benden 55 yaş genç JR ile dostluğumuzu belgeliyor” diyor. Şu diyaloğa bakın:
JR: Etrafı bulanık görmekten rahatsız olmuyorsun yani?
Agnès: Sen de her yeri karanlık görüyorsun (...) Bu, hayata nasıl baktığımızda ilgili.

Filmde ayrıca, Jean-Luc Godard’ın ‘Band of Outsiders’daki (1964) meşhur bir sahnesinin yeniden canlandırması var. Oscar nasıl son bulacak merakla bekliyorum, bu vesileyle her iki filmi de mutlaka izlemenizi öneriyorum.

JR’a zabıta şoku

Türkiye, JR ile 3 yıl önce tanışmıştı: İstanbul’u ziyaret eden dünyaca ünlü Fransız duvar sanatçısının Balat’ta metruk bir binaya çizdiği eser zabıtalar tarafından griye boyandı. ‘Wrinkles of the City’ projesi kapsamında İstanbul’un birçok yerinde esere imza atan JR, Balat’taki eserine yapılan tahribata Twitter’dan tepki göstermişti. Dünyanın birçok şehrinde çalışmalar yapan JR’ın tek tahrip edilen işi Balat’ta çizdiği eser oldu.



Hatırlayalım: OSCAR 2017’den

Geçtiğimiz yıl sanat dünyasından tek film, İsveçli yönetmen Ruben Östlund’a ait The Square’di. Sanat dünyasının hicivlerinden olan film, en iyi yabancı dil dalında Oscar’a aday gösterilmiş, sonrasında Cannes’da Altın Palmiye ödülünü kazanmıştı.

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
300