Fibonacci sayı dizisiyle Kutsal Kase’den Capitol Hill’in rotundasındaki fresk ile Albrecht Dürer’in Melankoli tablosundaki masonik şifreye varıncaya kadar dadanmadık sembol ve esrar bırakmayan Dan Brown’ın Voynich el yazmasına da el atması kaçınılmazdı. El attı ama o el yazması henüz deşifre edilemediği için bir şifre oyunu üretmekle yetindi. Brown, meraklı okurları için sitesine koyduğu bir takım sayı ve harflerin bulunduğu kod tablosuyla yaptı bunu. Tablo sol yukarıdan sağ aşağı kadar okunduğunda “MS 408 YALE LIBRARY” dizini çıkıyordu ortaya.

Dan Brown'ın Voynich el yazmasının adresiyle ilgili şifre oyunu.

İşte bu şifre, halen çözülememesi nedeniyle son 600 yılın en esrarengiz metni olarak kabul edilen Voynich el yazmasının adresini gösteriyordu, o kadar. Dan Brown “Çok çalıştım metnin ve resimlerin üzerinde, maalesef çözmeye yaklaşamadım bile. Umarım ben ölmeden biri deşifre eder” diyordu.

Karbon testlerine göre 1404-1438 yılları arasına ait kitabın orijinali Yale Üniversitesi’nin Beinecke Nadir Kitaplar ve Elyazmaları Kütüphanesi’nde bir kasada kilit altında tutuluyor. Dijital kopyası da şurada mevcut.

Yeryüzünde sembollerle yazıya dökülmüş bütün diller deşifre edilebilmiş değil. Mesela antik Girit dili. Miken medeniyeti öncesine ait kil tabletlerdeki yazının neyin nesi olduğu hala bilinmiyor. İnkaların arkeolojik kazılarda bulunan düğümlü iplerle neyi nasıl anlattıkları da sökülemiyor bir türlü. Voynich el yazması ise diğer örnekler gibi bir medeniyeti temsil etmiyor, kendine özgü nadir bir örnek, yeri yurdu belli ama yazarı anonim ve bu nedenle de kitabı bulan kişinin adıyla anılıyor. 1912 yılında Polonyalı sahaf Wilfrid Voynich, Roma yakınlarında Cizvitlere ait Villa Mondragone’da rastgeliyor el yazmasına. İçinde bitkilerden kadın figürleri ve astrolojik sembollere çokça illüstrasyonun da bulunduğu eseri satın alan Voynich’in 1930 yılında ölümünden sonra elden ele dolaşarak Yale Üniversitesi’ne kadar uzanıyor. O gün bugündür de deşifre edilmeye çalışılıyor. İkinci Dünya Savaşı’nın kriptologları Alan Turing ve William Friedman dahil hiçbir şifre uzmanınca çözülemiyor. Ancak çözenlerin de sonu gelmiyor… 

İşte en son Bristol Üniversitesi’nden İngiliz araştırma görevlisi Gerard Cheshire, “The Journal of Popular Romance Studies” adlı yayında, el yazmasını çözdüğünü iddia etti. Cheshire’a göre metin şifreli değildi, Latince’nin halk arasında konuşulan lehçesinde (Vulgar Latince) yazılmıştı. Bu diyalekt, İtalyanca, Fransızca, İspanyolca gibi Roman dillerinin öncülüydü. Aragon Kraliçesi Kastilyalı Maria’nın (1401-1458) maiyetindeki kadınlar için şifalı bitki reçeteleri ve astrolojik malumat içeren el yazması, Dominiken rahibeleri tarafından kaleme alınmıştı. 

Bu haber yerli ve yabancı medyada fazla sorgulanmadan “Voynich el yazmasının sırrı nihayet çözüldü” başlıklarıyla jet hızıyla yayıldı. Hürriyet’in sitesindeki “resmen açıklandı” başlığı ise “nihayet” coşkusunun varabileceği son noktaydı herhalde. Oysa linguistik ve Ortaçağ uzmanlarından gelen tepkiler “Durun bakalım, ‘nihayet bulundu demek’ o kadar kolay değil” tonundaydı. Çünkü çalışmasını, Maria’nın Sekizinci Henry’nin ilk karısı Aragonlu Catherine’in büyük teyzesi olduğu ve el yazmasında banyo yapan kadın figürleri arasında Maria’nın da bulunduğu bilgileriyle donatan Cheshire’ın iddia ettiği gibi halkın konuştuğu Latinceyle ilgisi yoktu o dilin. Bunun üzerine Bristol Üniversitesi bir açıklama yayınlayarak, “Bu araştırma Gerard Cheshire’ın kişisel çalışmasıdır. Üniversitemizden onaylı değildir. Teyidi için yetkin bir akademik kadro tarafından incelenmesi gerekir” dedi ve çalışmayla ilgili bilgiyi yayından kaldırdı.

Wilfrid Voynich, el yazmasını parasız kalan Cizvit papazlarından satın almıştı.

Geçmişe doğru gidersek, el yazmasının ortaya çıktığı ilk tarih 16’ncı yüzyıl. Kutsal Roma İmparatoru II. Rudolf’un 600 duka sayarak aldığı biliniyor. Muhteviyatla ilgili düşünce ise 13’üncü yüzyılda yaşayan ve matematik, astronomi, optik, simya ve dil üzerine çalışan İngiliz bilgin Roger Bacon tarafından kaleme alınmış önemli bir eser olduğu şeklinde. Sonra Praglı simyacı Georgius Barschius’a geçen el yazmasının “Sfenks’in sırlarını içerdiği” fikri hasıl oluyor ve Barschius’un varisi Johannes Marcus Marci tarafından Roma’daki bir Mısır hiyerogliferi uzmanına gönderiliyor deşifre edilmesi için. 250 yıl boyunca sırra kadem basan el yazması Wilfrid Voynich’in eline geçtiği 1912’den bugüne popülaritesini koruyor.

Karbon testlerine göre el yazmasının Roger Bacon’a ait olması mümkün değil. Bazılarının öne sürdüğü gibi Leonardo da Vinci’ye de ait olamaz. Çünkü her ikisinin de yaşadığı dönemler, karbon testlerinde çıkan tarihle uyuşmuyor.

ÇÖZEN ÇÖZENE, PEKİ SONUÇ NE?

Bugüne kadar kim ortaya bir teori attıysa dünya medyasında “Esrarengiz el yazmasının sırrı nihayet çözüldü” başlıklarıyla yer aldı. İstisnasız! Viekko Latvala adlı Finlandiyalı iş adamı metni “çözmüştü” mesela. Adamın aynı zamanda kendisini Mesih zannettiğini de belirteyim. Onun için fazla detaya gerek yok. Rus matematikçiler de “çözdüler”. Onların çalışmasına göre metin, sesli harfler ve espaslar çıkarılmak suretiyle şifrelenmişti; geri kalan harf ve semboller birleştirilip yeni bir metin ortaya çıkarılmıştı. Metnin yüzde 60’ı İngilizce ya da Almanca, geri kalanı ise Roman dillerinden biriyle, İtalyanca, İspanyolca ya da Latince kaleme alınmıştı. Bu fazlasıyla seçenekli içeriği tümüyle çözmek imkansızdı, çünkü sesli harfler olmadığı için en önemli kelimeler çok sayıda yoruma açık hale geliyordu. İllüstrasyonlara gelince, afyon ekimi için hangi mevsimin uygun olduğu şeklindeki bir bilgi bugün artık pek de yararlı değildi.

Sırrın peşine düşen Türkler de oldu. Kanada’da yaşayan elektrik mühendisi Ahmet Ardıç, geçen yıl oğulları Ozan ve Alp’le birlikte teorilerini anlatan bir video yayınladı. Kendilerine ATA ekibi adını veren Ardıç ailesinin öne sürdüğüne göre el yazmasının dili Ata Türkçe dedikleri eski bir diyalektti. Ozan Ardıç, 300 kelimeyi deşifre ettiklerini ve metnin yüzde 30’unu anlamak için bunun yeterli olduğunu söylüyordu. Bitki çizimlerinden de anlaşılacağı üzerine şifalı reçeteler verilmişti, çıplak kadın figürlerinin bulunduğu kısım ise erkek çocuk doğurmak için beslenme tavsiyelerini içeriyordu.

Ardıç ailesinin Voynich'in deşifresiyle ilgili geçen yıl yayınladığı video.

Yine Kanada’da, Alberta Üniversitesi’nin bilişim uzmanları metni yapay zekayla çözdüklerini iddia ettiler. İddiaya göre algoritmayı İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 380 çevirisi üzerinde test ederek, el yazmasını deşifre etmişlerdi. Sesli harfler olmadan yapılan şifrelemede sözcüklerin yüzde 80’i İbraniceydi onlara göre.

YOKSA BİRİ TROLLEDİ Mİ?

Metnin içeriğiyle ilgili yığınla iddia dolaştı ortalıkta; gizli bir cemiyete ait sırları mı içeriyordu, yoksa büyücülerin sihirli formülleri miydi? Hatta soğuk savaş döneminde şifreli komünist propaganda olabileceği şüphesiyle FBI uzmanları tarafından da uzun uzun incelendi. Aslında bırakın kelimeleri, el yazmasındaki bitki illüstrasyonları bile şüpheli. Botanikçilerin “yok öyle nebat” dediği çizimler var mesela. 

Tanımlamayan nesneler için Erich von Daeniken’in katkısıyla bir dönem çok moda olan “uzaylılar yapmıştır” çıkarımı Voynich el yazması bahsinde de geçerli. Kripto uzmanı Gordon Rugg, çözemediği için mi bilinmez, el yazmasının hiçbir anlam içermediğini ve “fake” olabileceğini ileri sürmüştü. Deşifre etmek için uğraşıp dursunlar diye bir safsata tuzağı olabileceğini söyleyenler de oldu.

Voynich’ın sırrına dair Youtube’da yer alan videolardan birinin altındaki yorumu da yabana atmamak lazım: “Tarihteki ilk trolün işidir, takmayın kafanıza…”