Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

MUHSİN KIZILKAYA / HT PAZAR

FOTOĞRAFLAR: ECE OĞULTÜRK

Yılmaz Erdoğan, uzun zamandır basından uzaktı. Televizyonlara çıkmadı, gazetelere konuşmadı. Şimdi, Russell Crowe’un yönettiği “The Water Diviner” filmiyle dünyanın karşısına çıkıyor. Bu vesileyle, hakkında “Yılmaz” diye bir de kitap yazdığım “ranza arkadaşımla” bir röportaj yaptım. Sohbetimizin konusu, her şeydi...

1978’de, ben ortaokul, o ilkokul öğrencisiyken, ben Hakkâri’de o Ankara’da okurken, bir yaz tatilinde ortak bir akrabamızın evinde Hakkâri’de karşılaştık. O günden beri arkadaşız Yılmaz Erdoğan’la. İstanbul’da 8 sene aynı bekâr evini paylaştık. Beraber aç kaldık, üzüldük, beraber güldük, büyüdük. O yazar, şair, tiyatrocu, oyuncu, senarist, yönetmen, yapımcı oldu; ben pek bir şey olamadım... 10 yıl beraber çalıştık. Sonra beraber “Akil İnsanlar Heyeti”nde, “her daim mezkur” meselemizin halli için çabaladık.

Hakkâri’den yola çıkmış, Ankara’ya uğramış, İstanbul’u mesken tutmuş bir Anadolu gencinin, bugün bir “dünya starı olma” yoluna girdiği ana kadarki serüveninin en yakın tanıklarından birisi oldum ve şunu gördüm: Ona “Ne olamazsın” dedilerse oldu. Sanatın hangi alanına elini uzattıysa muvaffak oldu. Şairdir, oyuncudur, yönetmendir... Birçok öğrenci yetiştirdi, hepsine yaptığı tek tavsiye “Yeteneğinizi hırsınızın önüne koyun çocuklar”dı. Çünkü onun tek sermayesi yeteneği. Her şey o büyük yeteneğinin sayesindedir. Çok uzun zamandır basından uzak duruyordu. Televizyonlara çıkmıyor, gazetelere röportaj vermiyordu. Şimdi, Russell Crowe’un yönettiği “The Water Diviner” filmiyle bütün dünya seyircisinin karşısına çıkıyor. Ben de bunu vesile yaptım. Vaktiyle hakkında “Yılmaz” diye bir kitap yazdığım, onun deyimiyle “ranza arkadaşımla” konuştum. Sohbetimizin konusu, her şeydi.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ