Bir hayalet müze
Bu hafta Studio-X'te açılan sergi 144 yıl önce kapılarını açan ve sonra yok olan bir müzeyi anlatıyor; İstanbul Doğa Tarihi Müzesi'ni... Artık var olmayan müzenin ve kurucusunun hikâyesine buyrun
ABONE OLYıl 1871; Osmanlı’nın ilk doğa tarihi müzesi kapılarını açıyor. Kurumun başında da Doktor Abdullah Bey. Müzenin içinde neler var neler; böcek türleri, mineraloji ve jeoloji örnekleri, bitki türleri, zooloji koleksiyonu ve nadir kitaplar. Abdullah Bey’in sırf Viyana’dan getirdiği koca koleksiyonda 20 binden fazla parça var, siz düşünün! Müze hem ilk hem de halka açık. Peki şimdi nerede? “Yandı, bitti, kül oldu!”
10 yıldır sanat disiplinleri ve antropoloji metotları arasında ara disiplin oluşturmak için çalışan Tayfun Serttaş, Paris’teki araştırmaları sırasında Karl Eduard Hammerschmidt’in yazışmalarıyla karşılaştı ve ortaya bir sergi çıkardı. Studio-X’te açılan “Le Musée d’Histoire Naturelle d’École Impériale de Médecine de Constantinople” adlı sergi, İstanbul Doğa Tarihi Müzesi hakkında gelenleri hem şaşırtacak hem de düşündürecek. Hikâyesini Serttaş’tan dinledik.
Bilim adamı Karl Eduard Hammerschmidt’in (1800 Viyana-1874 İstanbul) çabalarıyla başlıyor. Fransız Aydınlanması’ndan hayli etkilenmiş, entomoloji (böcek bilim) alanında ün kazanmış, Viyana’da binden fazla böceğin metamorfozunu sergilemiş, onlarca hamamböceği alt türüne isimler vermiş, dergilerde makaleleri yayımlanmış... 1848’de bastırılan Viyana Ayaklanması’yla Hammerschmidt önce Macar ordusuna katılıyor, sonra Polonyalı direnişçilerle beraber Osmanlı’ya sığınıyor. Müslüman olup Abdullah Bey ismini alıyor.