Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Hızla organize ettiğimiz röportaj için uykusuz ve telaşla yola koyuldum. Şansıma yol açık, yarım saatte Riva civarında bir yerde Engin Altan Düzyatan’ı beklemeye başladım. Ama ne beklemek, bir yandan arılardan kaçıyorum diğer yandan toslamaya çalışan keçilerden saklanıyorum!

Oradan oraya koştururken Engin Altan Düzyatan, sabah 8’den beri Diriliş’in setinde olmanın verdiği yorgunlukla yanıma geldi.

Kadınların içini eriten sesiyle “Merhaba” dedi, elimi uzattım ve birden “Sizi hiç arı soktu mu?” dedim. Gülmeye başladık... “Evet, sokmaz mı? Doğayla iç içe bir sette çalışıyorum. Buna çok alıştım” dedi.

Yorgunluğu gözünden aktığı için biraz da mahcup “Çok yorgunsunuz sanırım” dedim, sakalını kaşıyarak cevap verdi, “İkimiz de öyleyiz.”

Çok uzatmadan kayıt tuşuna bastım, sorularımı sordum. Beklemediği yerlerden yakalayınca epey güldük. Ama bu röportaj sırasında anladığım bir şey varsa Düzyatan’ın çok konuşulan yakışıklılığı ve oyunculuğu dışında entelektüel kimliğini çok ön plana çıkarmadığı, bunun da bir tercih olduğu.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ