'Bale virüsüne anında yakalandım'
Bilimle uğraşan bir aileden geliyor ama genetik mirasını değil içgüdülerini dinledi. Sahnenin de tozunu yutunca başka seçeneği kalmamıştı. Huzurlarınızda disiplinli hayatıyla dünya balesinin en tepesine yerleşen Diana Vishneva...
ABONE OLAilem bilimle uğraşıyordu. Ve ben çocukluğunu sahne arkalarında geçiren, tütü giyme hayali kuran bir çocuk değildim. Spor ve matematikle daha ilgiliydim. Her şey baleye bayılan annemin, beni Vaganiva Bale Akademisi’ne götürmesi ve ardından okula kabul edilmemle değişti. Bale virüsüne anında yakalandım ve bu virüs yıllar geçtikçe içimde daha da büyüdü.
Sahne sanatları bir derya... Öğrenciyken gün boyunca çalışır, akşam da performans izlemek için tiyatroya giderdik. Yani bir bakıma akademi ile Mariinsky Tiyatrosu arasında mekik dokurduk. Piyano, yabancı dil ve normal bir okulda öğretilen tüm o derslere çalışmamızdan bahsetmiyorum bile... Bugün bile, tüm projelerim bale ya da modern dans üzerine kurulu. Annemle babam beni her zaman çok destekledi. Zaten onlar da Diana Vishneva Vakfı için çalışıyor.
Hocalarım ve profesyonel hayatım boyunca tanıştığım insanlar... Benim büyümemi, yaratıcılığımı serbest bırakmamı, yeni şeyler öğrenmemi, yeni rollere bürünmemi, yeni dans stilleri bulmamı sağladılar. İlginç roller için beklemem gerekmedi, şanslıydım. Hiçbir zaman durağan bir hayatım olmadı. Bir balerini iyi yapan şeylerin öncelikle bacakları ve ayakları olduğunu söylerler. Bence beyin her şeyden önemli. Çünkü balerinsen bacaklarını nasıl yöneteceğini bilmelisin. Ve tabii teknik. Balerin olarak amacım basit bir dansçı değil, anlamlı ve güçlü etkisi olan hareketler yapabilen bir sanatçı olmak.