14 YAŞINI DOLDURMUŞ ÇOCUKLAR HANGİ İŞLERDE ÇALIŞTIRILABİLİR?

Soru: Yaz tatilinde 14 yaşını doldurmuş oğlumu çiçekçinin yanında sigortalı olarak çalıştırabilir miyim? (Ramazan Arıkan)

Yanıt: Ramazan Bey, İş Kanunu’nun 71. maddesine göre, 14 yaşını doldurmuş ve zorunlu ilköğretim çağını tamamlamış olan çocuklar, bedensel, zihinsel, sosyal ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime devam ediyorlarsa okullarına devamına engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabilirler.

Çocuk ve genç işçilerin çalışma esaslarını düzenleyen yönetmelikte ise 14 yaşını bitirmiş, 15 yaşını doldurmamış ve ilköğretimini tamamlamış kişiler “çocuk işçi” olarak tanımlanıyor. Yönetmelikte, çocuk işçilerin çalıştırılabileceği hafif işler 1 sayılı listede düzenleniyor.

Listede yer alan çocuk işçilerin çalıştırılabileceği işler şöyle:

- Düşme ve yaralanma tehlikesi olabilecek şekilde çalışmayı gerektirecek olanlar hariç meyve, sebze, çiçek toplama işleri,

- Kümes hayvanları besiciliğinde yardımcı işler ve ipek böcekçiliği işleri,

- Esnaf ve sanatkarların yanında satış işleri,

- Büro hizmetlerine yardımcı işler,

- Gazete, dergi ya da yazılı matbuatın dağıtımı ve satımı işleri (yük taşıma ve istifleme hariç),

- Fırın, pastane, manav, büfe ve içkisiz lokantalarda komi ve satış elemanı olarak yapılan işler,

- Satış eşyalarına etiket yapıştırma ve elle paketleme işleri,

- Kütüphane, fuar, panayır ve sergi yerlerinde yardımcı işler (yük taşıma ve istifleme hariç),

- Spor tesislerinde yardımcı işler,

- Çiçek satışı, düzenlenmesi işleri.

Dolayısıyla çocuğunuzun çiçekçinin yanında çalışmasında sakınca bulunmuyor. Okulların tatil olduğu dönemlerde çocukların çalışma saatleri günde 7 ve haftada 35 saatten fazla olamaz. Haftada en az 48 saat tatil yapması gerekir. Okul açıldığında da devam etmesi halinde çocuk işçilerin çalışma süreleri, eğitim saatleri dışında olmak üzere en fazla günde iki saat ve haftada on saat olabilir.

Çocuklara karşı işlenmiş suçlardan veya yüz kızartıcı suçlardan hüküm giymiş olan işveren ya da işveren vekilleri çocuk ve genç işçi çalıştıramaz. Çocuk ve genç işçinin velisi veya vasisi ile yazılı iş sözleşmesi yapılması zorunludur.

BORÇLANMASINI YAPMIŞ GURBETÇİLER YENİ YASADAN ETKİLENMEYECEK

Soru: 1956 doğumluyum, Almanya’da yaşıyorum. 2015’te yurt dışı borçlanmayla SSK’dan 3600 gün prim ödememi yaptım. Bu yıl aralık ayında Almanya’da emekli  oluyorum. Yeni yasada yurt dışı borçlanmayla ilgili değişiklikler beni nasıl etkiler? (Ali Doğan)

Yanıt: Ali Bey, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye’de emekli olabilmek için Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) yaptıkları borçlanmalar zorlaştırıldı. 1 Ağustos’tan sonra yurt dışı borçlanması için başvuran gurbetçiler hem daha fazla prim ödeyecekler hem de daha geç emekli olabilecekler. Gurbetçilerin borçlanmaları artık, 4/b statüsünde değerlendirilecek. Halen brüt asgari ücretin yüzde 32’si oranında olan yurt dışı borçlanma primi, yüzde 45’e çıkartılacak. Bir günlük borçlanma için halen 27.29 TL olan asgari prim tutarı, 38.37 liraya çıkacak. Yurt dışı borçlanması yapan gurbetçi, 5400 gün için 147 bin 363 lira prim ödüyordu. Yeni düzenlemeyle aynı kişinin ödemesi gereken tutar 207 bin 230 liraya çıkacak.

Gurbetçiler borçlanma yaparken, Türkiye’de daha önce sigortalılıkları varsa borçlanma tarihindeki en son sigortalılık haline göre borçlanabiliyorlardı. Türkiye’de daha önce sigorta girişi olmayanlar ise 4/b (BAĞ-KUR) statüsünde sigortalı sayılıyorlardı. Yeni yasayla, yurt dışı hizmet borçlanmasına ait süreler 4/b (BAĞ-KUR) kapsamında değerlendirilecek.

Örneğin, 1999 öncesinde Türkiye’de 4/a statüsüne tabi olarak çalışması bulunanlar bugüne kadar  borçlanma yaptıklarında prim günlerini 3600’e tamamladıklarında kadın ise 58, erkek ise 60 yaşında emekli olabiliyorlardı. 1 Ağustos’tan sonra yurt dışı borçlanmalar 4/b statüsünde değerlendirileceği için 3600 gün ile emekli olamayacaklar, en az 5400 prim günü borçlanmaları gerekecek. Emekli olabilecekleri yaş daha da uzayacak.

Ancak, daha önce yurt dışında geçen sürelerini borçlanma talebinde bulunmuş olanlar, borçlarını yasal süresi içinde ödemişler ise eski kanun hükümlerinden yararlanacaklar. Siz bu gruba giriyorsunuz. Borçlanma primlerinizi ödemiş olduğunuz için yeni kanundaki değişikliklerden etkilenmeyeceksiniz.

MEMURLUKTAN ÖNCEKİ SSK’LI ÇALIŞMA EMEKLİLİK YAŞINI ÖNE ÇEKER Mİ? 

Soru: 1976 doğumluyum. 1990 - 1993 arasında çalıştığım iş yerlerinden biri 1990’da 1 ay SSK pirimi yatırmış. 1998’de 3 ay vekil öğretmenlik yaptım, bana emeklilik sicil numarası verdiler. Primi de yatırdılar.  1999-2000 arasında da devlette 1 eğitim yılı ücretli öğretmenlik yaptım. 2000 eylül ayında öğretmen olarak atandım. 1990’da SSK primimin yatmasının emekliliğime etkisi nedir? Ne şekilde emekli olabilirim?  (Ercüment Ak)

Yanıt: Ercüment Bey, kamuda ilk kez çalışmaya 8 Eylül 1999 tarihinden sonra başlayanlar 25 yıl sigortalılık ve kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaşa tabidir. 8 Eylül 1999 tarihinden önce çalışması olanların emeklilik yaşı ise 23 Mayıs 2002 tarihi itibarıyla kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılını tamamlamaya kalan süreye göre belirleniyor. 1990 yılında sigorta girişinizin olması emeklilik yaşınızı değiştirmez. Memuriyete başlamadan önce başka statülerde prim ödenmiş günleriniz hizmet sürenize eklenir. Memuriyete başlama tarihiniz, prim süresi kadar geriye çekilir. 23 Mayıs 2002 tarihi itibarıyla 20 aylık memuriyetiniz bulunuyor. Diğer statülerde ödenmiş prim süresi 16 aya ulaşıyorsa emeklilik yaşınız 60’tan 58’e düşer.

1999 ÖNCESİ DOĞUM BORÇLANMASI AVANTAJ SAĞLAR

Soru: 1970 doğumluyum. İşe ilk giriş 15.06.1988. 2000 öncesi: 948 gün. 2000-2008 Ekim: 835 gün 2008 Ekim sonrası: 1912 günüm var. Halen 4/a’lı olarak çalışıyorum. Emeklilik için gerekli yıl ve yaşı doldurdum, prim eksiğim var. Doğumlarım 1991 ve 1996. Doğum borçlanması yaparsam bu yıl aralık ayında emekli olabilirmişim.

Aynı zamanda sağlık sorunlarımdan dolayı vergi indirimi için başvurdum. Doğum borçlanması yaparsam 40 bin lira kredi borcuna girmeme değecek bir artış olur mu emekli maaşımda? Emekli maaşımda çok fark olmayacaksa doğum borçlanması yapmadan vergi indiriminden yararlanıp erken emeklilik düşünüyorum. (Hatice Aşçıoğlu)

Yanıt: Hatice Hanım, işe giriş tarihiniz itibarıyla 45 yaş, 5300 prim gününe tabisiniz. 1991 ve 1996 yıllarında doğan çocuklarınız için, boşta geçen sürelerin 2’şer yıla kadar olan kısmı için doğum borçlanması yapabilirsiniz. En düşük kazanç üzerinden borçlanma yaptığınızda günlük 27.29 TL prim ödersiniz. Toplam dört yıl için 2019 sonuna kadar borçlanma yaptığınızda 39 bin 300 lira ödemeniz gerekir.

Doğumlar 2000 öncesi olduğu için yapacağınız borçlanma değerlidir ve emekli aylığınızı artırır. Ne kadar artıracağı,  hangi dönemde ne kadar prime esas kazanç bildirildiğine göre değişir. Ancak, kabaca söylemek gerekirse, yatırdığınız tutarı, en az on yıllık sürede geri alabilirsiniz. Bu nedenle, vergi indiriminden kesin olarak yararlanabilecek iseniz borçlanma yapmanıza gerek yok. Ancak, vergi indirimi almak için zaman kaybedecek olursanız, her ay mahrum kalacağınız emekli aylığını dikkate alarak yıl sonuna doğru borçlanma yapmayı düşünebilirsiniz.

STAJ SİGORTASIYLA DOĞUM BORÇLANMASINDA ERKEN EMEKLİLİK MÜMKÜN

Soru: Eşim 14.06.1972 doğumlu, 07.12.1988 tarihinde meslek lisesi stajı başlamış bulunuyor. 1991 yılında doğum yaptı. Sigortalı işe ilk giriş tarihi de 01.01.1995. Bu durumda doğum borçlanması yapabilir miyiz, yaparsak emeklilik yaşını ne kadar öne çeker? (Recep S.)

Yanıt: Recep Bey, eşiniz ilk işe giriş tarihi itibarıyla SSK’dan 20 yıl sigorta, 5750 prim günüyle 51 yaşında emekli olabilir. Doğum borçlanması normalde ilk defa sigortalı çalışmaya başladıktan sonra doğan çocuklar için yapılıyor. Her çocuk için doğum sonrası boşta geçen iki yıla kadar olan süreleri borçlanmak mümkün.

Ancak, öğrenciliğinde staj sigortası yapmış bulunan kadınlar da ilk defa işe başlamadan önce doğan çocukları için doğum borçlanması yapabiliyor. Staj sigortası sayesinde doğum borçlanması yapan kadınlar hem eksik prim günlerini tamamlıyor, hem de sigorta başlangıç tarihlerini borçlandıkları süre kadar öne çektikleri için daha erken emekli olabiliyorlar.

Eşiniz 1988’deki staj sigortası ile işe ilk giriş tarihi arasında doğan çocuktan dolayı 720 gün doğum borçlanması yapabilir. Böylece 1 Ocak 1995 olan sigorta başlangıç tarihi 1 Ocak 1993’e çekilir. Bu sayede normal emeklilik için gerekli prim günü 5600’e inerken, 51 yaş yerine 49 yaşında emeklilik hakkı elde eder. Bu nedenle, emeklilik için prim eksiği bulunmasa bile daha erken emekli olmak için mutlaka doğum borçlanması hakkından yararlanmalı.

Doğum borçlanmasını 2019 yılında yaptığınız takdirde günlük asgari 27.29 lira olmak üzere toplam 19 bin 649 lira prim ödemeniz gerekir. Borçlanma yaptığınız takdirde prim gününü tamamlamış olmak şartıyla 14 Haziran 2021 tarihinde emekliliğe hak kazanır.

İŞÇİ VE MEMURLARIN MAZERET İZİNLERİ

Hafta içinde işçi ve memurların babalık, ölüm, evlenme durumundaki mazeret izinlerini karşılaştırdım. Bir kere daha hatırlatayım.

Analık izni, doğum sonrası 6 aya kadar yarım çalışma gibi konularda işçi ile memurlar aynı haklara sahip. Fakat babalık izni memurda 10 gün, işçide 5 gün olarak uygulanıyor.

Memurlar, kendisinin veya eşinin ana, baba ve kardeşlerinin ölümünde 7 gün mazeret izni alabiliyor. İşçiler ise sadece kendi ana, baba ve kardeşlerinin ölümünde izin alabiliyor. Memur kayınbiraderinin ölümünde 7 gün izin kullanabilirken, işçi, kayınpederinin, kayınvalidesinin veya kayınbiraderinin ölümünde eşinin acısını paylaşmak için yıllık izin kullanmak zorunda. Çocuğu ölen işçi de sadece 3 gün mazeret izni hakkına sahip bulunuyor

Bu yazıdan sonra bazı memur okurlardan çok sayıda mesaj geldi. Hem işçi hem de memur olarak çalışmış okurlar, çoğu özel sektör iş yerinde fiilen süt izninin kullanılamadığını, doğumdan sonra memurlar 2 yıla kadar ücretsiz izin alabilirken, işçilerde bu sürenin 6 ay ile sınırlı olduğunu hatırlattılar.

Çalışma hayatlarının tamamını memur olarak geçirmiş bazı okurlarımız ise sayıları 200 bin dolayında olan kamudaki sendikalı işçiler ile memurların karşılaştırmasını yaparak, onların daha fazla hakka sahip olduğunu iddia ettiler. Bu iddiaların çoğunun kulaktan dolma bilgilere dayandığını, bir kısmından ise çok az işçinin yararlanabildiğini de vurgulamak isterim.  

İşçinin de memurun da emeği kutsaldır. İkisi arasında bir ayrım yapılamaz. Karşılaştırma yapmaktaki amacımız, memurun hakkının alınıp işçiye verilmesi değil. Doğum, ölüm, evlenme gibi insani konularda işçinin de en azından memur gibi aynı ücretli izin haklarına sahip olması gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz.