Mehmet Çalışkan

Berrak Tüzünataç, Caner Özyurtlu ve Melikşah Altuntaş...
Hayallerini ve hayatlarından kesitleri bir araya getirerek bir hikâye yazdılar.
Sonra da onu senaryolaştırıp film haline getirdiler.
'Biz Böyleyiz'...

Avşar Film ile AC Film'in yapımcılığını üstlendiği filmin yönetmeni Caner Özyurtlu.
Teması dostluk olan 'Biz Böyleyiz'de başrolleri Berrak Tüzünataç, Engin Öztürk, Şebnem Bozoklu, Özge Özprinçci, Meriç Aral, Boran Kuzum ve Hümeyra paylaştı.

Berrak Tüzünataç, Caner Özyurtlu ve Melikşah Altuntaş, Habertürk HT Stüdyo'da Mehmet Çalışkan'ın sorularını cevapladı.

Berrak, 2018'de yaptığımız röportajda sana 'Neden kolektif olup hikâyeler yazmıyorsun?' şeklinde bir soru yöneltmiştim. Sen de 'Disiplin sağlayıp, cesaretimi toplarsam bir hikâye yazacağım' demiştin. Disiplinini sağlayıp cesaretini toplamışsın...
Berrak Tüzünataç: Disiplini değil ama cesareti biraz topladım. Ben tek başına her şeyi yapabilen biri asla değilim. Doğru insanlarla bir araya geldim. Doğrunun nereden geleceği belli olmuyor.

Hikâyenin oluşma süreci nasıl oldu?
Caner Özyurtlu: Hep beraber deli gibi çalıştık. Sürekli buluştuk ve çok yoğun konuştuk.
Melikşah Altuntaş: Karakterleri çıkarma sürecinde ‘Bunların başına ne geliyor?'dan önce 'Bunlar kim, kime benziyorlar ve nasıl insanlar?' bunları kurduk.
Berrak Tüzünataç: Genelde ortak tanıdık havuzumuzdan referans aldık ama neredeyse her gün ve 1 ay boyunca sadece sohbet ettik.

Filme çekme fikri ne zaman ve hangi süreçte oluştu?
Caner Özyurtlu:
İlk andan beri o fikir vardı zaten. En başından beri bu bir hayal değildi, zaten bir projeydi. Hep 'Biz bunu yapacağız' diyorduk. Ardından senaryonun yarısını yazdıktan sonra 'tamam' olduk. Yarısı bittiğinde bir araya gelip okuduk 'Haydi ne yapıyoruz?' diyerek daha sıkı çalışmaya başladık. Senaryonun yarısını tamamladıktan sonra 1 - 2 aylık bir süreç içerisinde bitirdik. Sonrasında oyuncularla okumaya başladık. Ve şu andaki kadroyla başka yerlerde buluşup okuduk. İnsanların reaksiyonlarına göre senaryonunun bazı bölümlerini değiştirdik.
Berrak Tüzünataç: Güvendiğimiz insanların yorumlarını ayrı ayrı alıp değerlendirdik. Tabii ki her senaryonun bir revizyon süreci oluyor. Ama bir şekilde hayal ettiğimiz bütün oyuncular bu filmin bir parçası olmayı istedi.

Hikâyeyi yazarken oyuncular zihninizde belli miydi?
Berrak Tüzünataç: Hümeyra belliydi. En başından beri 'Bu karakter Hümeyra olmalı' dedik. Bu bel kemiği gibi bir şeydi. Aynı jenerasyonda kıymetli bir sürü kadın oyuncu var ama Hümeyra'nın enerjisi çok netti. 'O olmazsa ne yapardık?' diye çok düşündük. Hümeyra çok kilit bir karakterdi. O kabul edince senaryonun gerçekleşeceğini iyice idrak ettik.
Caner Özyurtlu: Kabul etti ve senaryoyla ilgili çok fazla şey söyledi. Söylediği şeylerde hep haklıydı. Onun söylediği şeylerin hepsini değiştirdik. Gerçekten onun söylediği şeyler üzerine de tekrar çalıştık. O da inanılmaz çalışkan bir insan. Her gönderdiğimizi tekrar okudu. Herkes çok çalıştı. Ben bile çalıştım. Çok disiplinli çalıştık.
Melikşah Altuntaş: Bir de gerçekten entelektüel olduğu için o kadar fazla kitap okuyan, dizi, film izleyen, sürekli yeni olan her şeyi takip eden, okuduğu izlediği şeylerle ilgili araştırmalar yapan çok güncel bir ruh ve çok besleyici biri.

Filmin ne kadarı hayal ürünü ne kadarı hayatlarınızdan kesitlere sahip?
Caner Özyurtlu: Hikâye hayal ürünü ama detaylarda hepimizin hayatından çok fazla şey var.
Berrak Tüzünataç: Yani ben çocukluğumda yazlığa giden bir ailede büyüdüm. O yüzden bu yazlık olayı benim için çok fazla karşılığı olan bir durum. Orada Şermin Teyze vardı mesela benim için 'Neziş' karakteriyle çok örtüşen bir karakterdi.
Melikşah Altuntaş: Kendi hayatımızdan farkında olmadan, bizim bile hatırlamadığımız çok fazla şey koymuşuzdur. Filmde Emre Tepesi geyiği var filmde özellikle vurgu yapılan bir yer. Mesela onun hikâyesi tamamen Caner'in kendi akrabalarıyla ilgili olan bir durum.
Caner Özyurtlu: Konuşurken heyecanlandığımız 'Nasıl böyle bir şey?' dediğimiz birçok şeyi filme dahil ettik.

Filmin ana temasını neden özellikle dostluk üzerine kurdunuz?
Caner Özyurtlu: Ben gerçekten ön yargılardan çok sıkıldım. Ben gerçekten insanlarla arkadaş olmak istiyorum. Herkesle sohbet etmek istiyorum. Hepimizin bir sürü ortak yanı var. Başta gördüğümüz küçücük farklar aslında çok büyük geliyor. Hayatımda dostluğa gerçekten daha önem verdiğim bir döneme girdim. Bu yüzden de böyle bir etkisi var bence.
Berrak Tüzünataç: Bir de üçümüzün ortak bir hissi olduğunu düşündüğüm bir şey söyleyeceğim. Artık kabul görmek için biri ya da bir şey gibi davranmak kendinde eksik aramak değil, olduğun gibi kabul görmek, herkesi olduğu gibi kabul etmek gibi bir talebi var ruhumuzun. Kim ne yapıyor ise yapsın birbirimizi böylece kabul edelim ve artık birbirimizle uğraşmayalım, kendimiz olalım.
Caner Özyurtlu: Biz arkadaşız ama her konuda anlaşmamız gerekmiyor. Her konuda aynı düşünüyor olamayız. Bu gerçekten sıkıldığımız bir şeydi. Filmde de birbiriyle çok farklı karakterler var. Bunlar birbiriyle çarpışıyor bazen çok iyi anlaşıyor bazen çok büyük bir sevgi doğuyor bir sürü sahnede ama hepsi çok farklı insanlar. Bunu vurgulamak hoşumuza gidiyor galiba.
Melikşah Altuntaş: Bir de biz anne babaları çok zor bir döneme tekabül etmiş insanların çocuklarıyız. Aslında siyasi ve sosyal anlamda çok zorluk görmüş ve arkadaşlık duygusu ve dostluğun seni ayakta tutuğunu vurgulayan bir anne ve babanın çocuklarıyız. O yüzden seçilmiş ailelerimizle yaşayan insanlarız. Belki arkadaşlık öyle bir şey. Filmde yansıttığımız arkadaşlık da öyle bir şey.

Sizce dostta özellikle ne olması gerekiyor? Ya da ne olmaması gerekiyor?
Caner Özyurtlu: Dost birbirine her şeyi söyleyebilen insandır. Tüm yanlışlıklarıyla bulduğu her şeyle. Yanlış da bulsan bir şekilde anlaşmaya yönelik hareket ediyor olman lazım. Uçurumların altını çizmek yerine benzerlikleri görmek lazım. Biz 10 yıldır arkadaşız ve birbirimize inanılmaz yüklenen insanlarız. Dışarıdan görsen kavga ediyorlar zannedersin.
Berrak Tüzünataç: Biraz bu ofansif mizah hobisi var. Yani daha da rahatsız etme isteği. O da bir süre sonra bir bağışıklık oluşturuyor. Hayata karşı bir güç veriyor.

'Biz Böyleyiz'in kariyerinize nasıl bir etkide bulunmasını umuyorsunuz?
Berrak Tüzünataç: Herhalde en temelde böyle şeyler yapmaya devam edebileceğimiz bir sonuç olmasını çok istiyoruz. Çünkü bu çok güzel bir his ve bunu her yaşadığımızda herkes kalsın ister böyle bir hissin. Bunu sürdürebileceğimiz bir sonucu olsun istiyoruz.
Melikşah Altuntaş: Ben şahsen yerli ve popüler sinemada iyi bir iş, eli yüzü düzgün bir iş yapmakla ilgileniyorum. Bu film kariyerimizin öyle bir yerinde duruyor gibi olursa yapmaya devam ederiz.
Caner Özyurtlu: Film popüler olursa bir yandan da popüler yargıların altında ezilmeyip kendi doğrularımızla söylediğimiz bir film. Ama yine de bu doğrularla beraber büyük bir kitleye ulaşırsa hepimiz için çok büyük bir mutluluk olacak. Çünkü etik anlamda hiç numara yapmadık. Seyirciyi kandırmak için bir şey yapmadık.
Berrak Tüzünataç: Daha çok ağlatırsan daha iyi olur diye düşünmedik. İyi bir hikâye çalıştık.