5 yıllık maliyeti 120 bin dolar
Hem de sadece bir hastanın...
Doç. Dr. Serdar Kaçar, bir diyaliz hastasının ülkeye 5 yıllık maliyetinin 120 bin dolar, böbrek hastasının ise 60 bin dolar olduğunu söyledi.
Doç. Dr. Kaçar, Trabzon Böbrek Nakilli ve Diyaliz Hastaları Derneği'nin desteğiyle Trabzon ile ilçelerinde böbrek yetmezliği çeken hasta ve yakınlarını bilgilendirmek amacıyla Trabzon Belediyesi Toplantı Salonu'nda düzenlenen, ''Böbrek Naklinde Yeni Yöntemler ve Organ Bağışının Önemi'' konulu toplantı öncesinde AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1994 yılından beri böbrek nakli yaptıklarını, 7-8 yıldır ise sadece böbrek nakli işlemi gerçekleştirdiklerini belirtti.
Türkiye'de 70 bine yakın son dönem böbrek yetmezliği olan ve diyalize giren hasta bulunduğunu ifade eden Doç. Dr. Kaçar, ''Bu diyaliz maalesef son dönem böbrek yetmezliğinin tedavisi değil, bir yaşamı idame ettirme yöntemi. Son dönem böbrek yetmezliğinin tedavisi ise böbrek naklidir. Böbrek nakliyle diyaliz arasında ciddi farklılıklar var. Yaşam oranları açısından farklılıklar var'' dedi.
Bugün diyalize alınacak 100 kişiden, 10 yıl sonra 20'ye yakınının hayatta kalabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Kaçar, şöyle devam etti:
''Oysa 100 kişiye böbrek nakli yaparsanız 10 yıl sonra 75'e yakını ayakta kalabiliyor. Ciddi bir yaşam farkı var her iki yöntem arasında. Bunun dışında parasal olarak da böbrek nakli daha avantajlı bir yöntem. Diyalizle yılda harcanan para 2 milyar dolara yakın. Bir diyaliz hastasının ülkeye 5 yıllık maliyeti 120 bin dolarken, bir böbrek nakli hastasının ülkeye 5 yıllık maliyeti 60 bin dolar. Yarı yarıya da bir maliyet avantajı var. Tabii ki sağlık söz konusu olduğunda parayı düşünmenin çok fazla anlamı yok ama hem sağlık avantajı hem de parasal avantajı olan bir yöntem olduğunda bunun üstüne gitmek gerekiyor.''
Türkiye'de 70 bin son dönem böbrek yetmezliği hastası varken 2010 yılında toplamda sadece 2 bin 500 hastaya böbrek nakli yapılabildiğine dikkati çeken Doç. Dr. Kaçar, ''İşin başka bir yanı daha var. Bu 70 bin hastanın sadece 17 bini Sağlık Bakanlığı'na, 'ben böbrek nakli olmak istiyorum' diye başvurmuş hastalar. Geri kalan hastaların çok büyük kısmının böbrek nakli gibi bir tedavi seçeneğinden haberi bile yok. Biz onun için buradayız. Bütün Türkiye'yi dolaşmaya çalışıyoruz'' diye konuştu.
Doç. Dr. Kaçar, Türkiye'de yapılan böbrek nakillerinin yüzde 70'e yakınının canlı vericilerden gerçekleştirildiğini belirterek, ''Oysa ki Avrupa ve Amerika'da canlı verici oranı bu kadar yüksek değil, kadavra vericilerden bağış fazla. Türkiye'de bağış konusunda ciddi sıkıntılar var, ama bu sıkıntıları da herkesin yansıttığı gibi halka direk olarak yansıtmak çok doğru değil'' dedi.
2010'DA BAĞIŞ SAYISI 246
Organ Nakli Koordinatörü Dr. Süleyman Tilif ise Türkiye'nin organ bağışı konusunda maalesef çok geri durumda olduğunu söyledi.
Türkiye'nin organ bağışı konusunda Avrupa'nın 8'de 10'da biri kadar olduğunu ifade eden Tilif, ''75 milyon nüfusu bulunan ülkemizde 2010 yılında yapılan bağış sayısı 246. Halbuki bu sayı, nüfusu bizimle aynı olan Avrupa'da bin 500, 2 bin arasında'' dedi.
Tilif, 'Türkiye'de organ bağışı neden az?' sorusunu şöyle yanıtladı:
''Halkın eğitim düzeyinin az oluşu, bilinçsizlik ya da din gibi gerekçeler gösteriliyor ama bunların bağışlara ciddi bir etkisi yok. En büyük faktör beyin ölümü tespiti azlığıdır. Avrupa'da nüfusu bizim nüfusumuzla aynı olan ülkelerde yılda 4-5 bin beyin ölümü tespiti yapılırken biz de maalesef bu sayı binler civarında. Demek ki 4, 5 bin beyin ölümü tespiti olursa biz de de bin 500'e yakın bağış olacak demektir. Bunun için biz insanlara, 'bir sevdiğiniz organ bekliyor olsa, siz ne yapardınız, birisinin size organ bağışlamasını ister miydiniz' diyoruz. Halka bunu verdiğimiz zaman karşılığını alıyoruz. Ama başta yoğun bakımcılar, koordinatörler olmak üzere asıl sorun bizden kaynaklanıyor.''
Halktan kaynaklanan en büyük problemin, beyin ölümü ile bitkisel hayat arasındaki farkı anlamamaları olduğuna dikkati çeken Tilif, şöyle devam etti:
''Bunu anlatmakta biraz zorlanıyoruz. Çünkü hep bir umut taşıyor insan, son anda hastaya bakıyor sıcak, kalbi de atıyor makineyle siz soluk da veriyorsunuz. Halbuki beyin ölümü demek, kesin ölüm demek. Dinen de hukuken de tıbben de ölüm demek. Beyin içinde hiçbir kan akımının olmaması demek. Bunun dışında parçalanma endişesi yaşıyorlar. 'Organlarını bağışlarsam parçalanır mı' diye, halbuki burada parçalanma kesinlikle söz konusu değil. Sadece bir ameliyat izi söz konusu oluyor ve bu insanlar bizim için çok kutsal insanlar, estetik dikiş yapılıyor.''
Doç. Dr. Kaçar ile Tilif, daha sonra Trabzon ve ilçelerinde böbrek yetmezliği çeken hasta ve yakınlarına bilgi aktardı.