Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM

Geçtiğimiz ay ABD Başkanı Donald Trump'ın, Kuveyt Emiri Şeyh Sabah Ahmed Cabir el Sabah ile Beyaz Saray'da düzenlediği ortak basın toplantısında kullandığı, " Katar ile Suudi Arabistan ve BAE arasında görüşmelere yardımcı olabilirsem bunu yapmayı isterim. Bu sorunun çözüleceğine inanıyorum, eğer çözülmezse Beyaz Saray'da bizzat ben arabulucu olacağım. Katar krizinin çözümü noktasında hala ümidimiz var, yakında bir çözüm olacağı noktasında ümitliyiz." ifadeleri sonrası Katar'la İran'ın 'Tahran Büyükelçisinin çekilmesi' krizi sonrası yakınlaşması ABD'nin Körfez Krizi'ne bakış açısını değiştirerek Başkan Trump'ın çeşitli hamleler yapmasına neden oldu.

Körfez Krizi'nin patlak vermesinin üzerinden 4 ay geçmesine rağmen ABD'nin çözüm için çeşitli hamleler yapmasının altında yatan en önemli neden ise Katar ile İran'ın her geçen daha da yakın ilişkiler kurması.

Körfez ülkeleri, ABD Başkanı Donald Trump'ın, Katar ve bölgede istikrarı bozan diğer dört Arap ülkesi arasındaki krizi sona erdirmek için olaya müdahil olmasını bekliyor.

Bölgedeki en büyük ABD üssüne sahip ülke olan Katar'ın ABD'nin diplomatik çıkarları için ise önemi büyük. 10 bin Amerikan askerinin bulunduğu Katar'daki üs ABD'nin terör örgütü DEAŞ'a karşı mücadelesinde büyük önem taşıyor.

KATAR: İRAN'LA İLİŞKİLER 'EN ÜST DÜZEYDE' SÜRDÜRÜLECEK

Körfez Krizi öncesinde 2016 yılının Ocak ayında İran'daki Suudi diplomatik temsilciliklerine yönelik saldırılar sonrasında Katar'ın Tahran büyükelçisini geri çağırması sonrası soğuyan Katar-İran ilişkileri son dönemde iyice ısındı.

Bu yılın Ağustos ayında "Katar'ın Tahran ile ikili ilişkilerini geliştirmeyi amaçladığı" vurgusuyla Tahran'a tekrar büyükelçi gönderen Katar yönetimi, Körfez Krizi'nde karşısında yer alan 4'lü blokta öne çıkan Suudi Arabistan'la kronik gerilimi olan İran'la ilişkilerini her geçen gün geliştiriyor.

Katar Emiri Temim bin Hamad Al Sani de geçtiğimiz günlerde İranlı mevkidaşı Muhammed Cevad Zarif ile telefonla görüşerek diplomatik ilişkilerin yeniden “en üst düzeyde” sürdürülmesi kararı alındığını belirtirken “ikili ilişkileri ve onları geliştirme ve geliştirme araçlarını ve bir takım ortak çıkarları tartıştıklarını” belirtti.

İran da, hava taşımacılığını yapacak olan Katar Havayolları’na İran hava sahasının kullanımına izin verdiğini açıklarken 2.7 milyon insanın temel ihtiyaçlarını karşılamak üzere uçakla ve gemi ile taze gıda transfer edeceği vaadinde bulundu.

ABD'NİN BÖLGEDEKİ EN BÜYÜK ASKERİ ÜSSÜ KATAR'DA

Katar ile İran arasındaki ilişki her geçen gün ilerlerken ABD'nin Ortadoğu'da terör örgütü DEAŞ'la mücadelesinde önemli bir yer taşıyan Katar, bölgedeki en büyük ABD askeri üssü olan El Udeid Hava Üssü'ne ev sahipliği yapıyor.

Katar krizinden önce Suudi Arabistan ile toplam tutarı 380 milyar dolara ulaşan anlaşmalar imzalayan ABD, krizin ilk günlerinde Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn, Mısır ve bazı Arap ülkelerinin Katar ile diplomatik ilişkilerini kesmelerine destek verdi.

ABD Başkanı Trump'ın "teröre üst düzey destek vermek" suçlamasından 6 gün sonra Katar ve ABD arasında 12 milyar dolarlık F-15 savaş uçağı alımını kapsayan bir anlaşma imzalanırken Katar'ın da Amerikan Airlines hisselerini satın almak istediği biliniyor.

KRONİKLEŞEN GERGİNLİK NÜKLEER ANLAŞMAYLA ARTTI

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile P5+1 (ABD, Çin, Rusya, Fransa, İngiltere ve Almanya) arasında 2015'te imzalanan anlaşmayı desteklemediğini söylemesinin ardından kronikleşen ABD - İran gerginliği daha da tırmandı.

İran'ın anlaşmaya uymadığını belirten Trump'a İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de sert tepki göstererek ABD'nin hiç olmadığı kadar yalnız kaldığını söyledi. Ruhani "Bir başkan çok taraflı ve yürüyen bir anlaşmayı kendi başına iptal edebilir mi? Görünen o ki Trump bu anlaşmanın sadece ABD ile İran arasında olmadığını bilmiyor" ifadelerini kullandı.

 

TRUMP'TAN TELEFON DİPLOMASİSİ

Geçtiğimiz ay Trump'ın "Katar ile Suudi Arabistan ve BAE arasında görüşmelere yardımcı olabilirsem bunu yapmayı isterim. Bu sorunun çözüleceğine inanıyorum, eğer çözülmezse Beyaz Saray'da bizzat ben arabulucu olacağım." sözleri sonrası körfez ülkelerinin liderleriyle yürüttüğü telefon diplomasisi kapsamında Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed El Nahyan ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad El Sani ile görüşmesi Körfez Krizi'ni yavaş yavaş ABD'nin kontrol altına almaya başlamasının en önemli işareti olarak göze çarpıyor.

Beyaz Saray'dan yapılan, "Başkan, ABD'nin Arap ortakları arasında birliğin, bölgesel istikrarın devamı ve İran tehdidiyle mücadele noktasında esas olduğunu vurguladı. Başkan ayrıca terörizmin yenilmesi, aşırılıkçı ideolojiyle mücadele ve terör gruplarının finansmanının kesilmesi noktasında Riyad Zirvesi'nde ilgili ülkelerin verdiği taahhütlere bağlı kalmaları gerektiğini de belirtti." ifadelerinin kullanılması da Trump'ın Körfez Krizi'ne İran tarafından bakış açısı olarak görülüyor.

 

Daha sonra ABD Başkanı Donald Trump tarafından koordine edilen Katar Emiri Temim bin Hamad Al Sani'nin, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ı telefonla arayarak Körfez krizinin çözümü için diyalog kurulması talebini iletmesi ABD'nin krizin çözülmesi için vites yükselttiğinin en önemli göstergeleri olarak dikkat çekiyor.

KRİZİN ÇÖZÜM BASAMAKLARI HIZLA ÇIKILIYOR

Suudi Arabistan'ın İran'la olan mezhepsel ayrımlarına dayanan gerginliği, ABD'nin Katar'la olan diplomatik ve askeri olumlu ilişkileri, Suudi Arabistan'ın İran'la olan gerginliğinden dolayı ABD'ye yakın tavrı, Katar ve Suudi Arabistan arasında Körfez Krizi çerçevesinde uygulanan ambargolar nedeniyle arapsaçına dönen Körfez Krizi'ne ABD'nin elinin değmeye başlamasıyla krizin çözüm basamaklarının hızla çıkılması öngörülüyor.

ABD, bölgede dört aydır devam eden anlaşmazlıklar sonucu oluşacak bölünmeleri gidermek için İran'la daha yakın ilişki kurmaya başlamasından endişe ettiği Katar'a, Orta Doğu'daki birincil askeri üssüne ev sahipliği yapması konusunda baskısını azaltabilir.

Diplomatik dengeler ışığında ABD, İran'la olan 'husumetini' göz önüne alarak, krizin bir an önce çözülmesi için diplomatik temasları her geçen gün hızlandırırken, bunun işe yaramaması durumunda ekonomik yaptırımlara yönelmesi öngörülüyor.