Fransız otomotiv grubu PSA, bünyesindeki markalardan Peugeot ile 30 yılın ardından ABD pazarına tekrar girmek i çin bir süredir hazırlıklar yapıyor.

Öyle ki, markanın 2026 yılında ABD'de araçlarını satmaya başlaması beklenirken, bu sürenin sessiz sedasız öne çekilerek yeni hedefin 2023 yılı olarak belirlendiği ortaya çıktı.

Peki, son yıllarda yüzünü rakipleri gibi Çin'e dönen PSA, ABD pazarına girmek için neden bu kadar acele ediyor? Sonuçta, 28 yıldır bu pazarda faaliyet göstermeyen bir üretici, 1-2 yıl daha beklese ne kaybedebilir ki?

Bu soruların birkaç farklı cevabı bulunuyor. PSA'nın atacağı adımların şifresini çözmeden önce, Fransız üreticinin son yıllarda verdiği kararlara bakmakta yarar var.

MARKA SAYISINI 2'DEN 4'E ÇIKARDI

Bünyesinde Citroen ve Peugeot markalarını bulunduran PSA, büyüme hamlesi çerçevesinde 2017 yılında General Motors'tan Opel'i satın aldı.

Marka, Citroen'in bazı modellerindeki versiyon ismi olan 'DS'i ise, 2018 yılında kendi başına grubun premium markası yaptığını açıkladı. Bu kapsamda geçen yıl satışa sunulan DS 7 Crossback, PSA'nın amiral gemisi oldu.

Opel'in satın alınmasının grubun ürün çeşitliliğini artırmanın yanında, bir başka önemi daha bulunduğunu da belirtelim.

Bilindiği üzere, Avrupa'da Opel logosuyla satılan araçlar, uzunca bir süredir Kuzey Amerika pazarında Buick markası altında müşteri buluyordu. Bu araçların logolarından başka bir diğer farklılıkları ise motor seçenekleriydi.

Durum böyle olunca da, Opel'in Almanya'nın Rüsselsheim kentinde ürettiği otomobiller, hem Avrupalı hem de ABD'li tüketicinin kabul görebileceği özelliklere sahip oluyordu. İşte PSA'nın Alman markayı satın almasının nedenlerinden biri de burada yatıyor.

Neticede, Fransız üretici, Opel'in yıllarca ABD'li tüketicinin beklentilerine cevap verebilen araçlar üretme konusundaki tecrübesinden faydalanmak istiyor.

20 YIL SONRA KÂRA GEÇTİ

Otomotiv gruplarının ellerindeki markaları satmak için fırsat kolladığı günlerde, Opel'i satın alarak ses getiren PSA'nın rakiplerine göre bir diğer farklılığı da stratejik hedefleri.

Öyle ki, küresel otomotiv sektöründe, 100 yıllık rakiplerin birbirleri ile işbirliğine girmesinin aksine, PSA şimdilik tek başına satışlarını artırma ve organik büyüme yolunu benimsiyor. 

Grubun bu kararında ise finansal sonuçlarının etkisi bulunuyor. Zira, küresel satışların düştüğü bir dönemde PSA'nın elde ettiği sonuçlar dikkat çekmişti.

Geçen yıl satışlarını yüzde 6.8 artırarak 3.9 milyon adede taşıyan grup, cirosunu ise yüzde 18.9 yukarı taşıyarak 74 milyar euroya yükseltti. Grubun 2018 yılındaki kâr marjı da yüzde 7.7 olarak açıklanmıştı.

Fransız üreticinin 2017 yılında satın aldığı Opel ise, geçen yıl 20 yılın ardından ilk kez kâra geçti. 

ÇİN'DEKİ ORTAKLIĞI SALLANTIDA

PSA'nın Çin'deki faaliyetlerine de değinmeden geçmeyelim. Fransızların Çin'in yerel üreticilerinden ve aynı zamanda kendisinin yüzde 12.2 oranındaki hissedarı olan Dongfeng Grup ile birlikte işlettiği 4 fabrikası bulunuyor.

Ne var ki, ülkede Dongfeng Peugeot Citroen Automobiles (DPCA) adı altında faaliyet gösteren bu tesislerin ikisinin kapanması gündeme gelmiş durumda.

Kaynaklar, atılacak adımın iki şirketin 27 yıllık işbirliğini sona erdirebileceği ve hatta PSA'nın Çin'i bütünüyle gözden çıkarabileceğini aktarıyor.

Ticaret savaşlarının etkisiyle Çin pazarındaki daralmanın süreceği yönündeki beklentinin PSA'ya söz konusu kararı aldırdığı belirtiliyor.

Markanın 2014 yılında ulaştığı 731 bin adetlik satış rakamının geçen yıl 251 bine düşmesinin de ortaya çıkan tabloda etkili olduğu bildiriliyor.

Öte yandan, Dongfeng'in elindeki PSA hisselerini satmayı değerlendirdiği de konuşuluyor. 

DÜNYANIN EN BÜYÜK İKİNCİ PAZARI

Gelelim, ABD'nin PSA açısından önemine.

ABD, Çin'in ardından dünyanın en büyük otomotiv pazarı konumunda bulunuyor. Öyle ki, geçen yıl Çin'deki satışlar yüzde 2.8 gerileme ile 28 milyon adede gerilerken, ABD pazarı bir önceki yılın seviyesini korudu ve 17.3 milyon adet şeklinde gerçekleşti. 

Geçen yıl Avrupa Birliği ülkelerinde 15 milyon adet aracın satıldığı göz önüne alındığında ise, ABD'nin tek başına tüm kıtadan daha büyük bir pazar olduğu anlaşılıyor. 

Ağırlıklı olarak pick-up ve sedan modellerin kabul gördüğü bu pazarda, Çin'in aksine içten yanmalı motora sahip araç satışlarına ilgi devam ediyor. 

Hemen hemen tüm üreticilerin Çin'e yönelmesi ve öncelikli olarak bu pazara yönelik elektrikli araç geliştirme çalışmalarına ağırlık vermesi ise, PSA'nın rakiplerinin bilançolarına ağır yükler bindiriyor.

Ayrıca, Çin'e yönelik ilgi, ABD pazarındaki rekabetin de bu ülkeye göre geri kalmasına yol açmış durumda.

PSA'nın en büyük rakibi Renault'un da ABD'de var olmaması PSA'ya cesaret verirken, ilk etapta Peugeot ile ABD'ye girecek grubun, Opel, DS ve Citroen'i de uzun vadede bu pazara sokarak ürün portföyünü genişletme ihtimali bulunuyor.

YENİ MODELLER İLE GİRECEK

Öte yandan, PSA'nın ABD pazarına neden hemen girmediği sorusu da akıllara gelebilir. Bunun cevabını ise şirkete yakın kaynaklar veriyor.

Buna göre, Fransızlar ABD'ye güçlü bir şekilde girmek istiyor. Bu kapsamda, 3-4 senedir yollarda olan modeller yerine, piyasaya yeni çıkmış otomobilleri ile ABD'de sükse yapma peşindeler. 2023 yılının belirlenmesinde, işte bu hedefin belirleyici olduğu kaydediliyor.

Sonuç olarak, grubun son yıllarda yeniden yapılanması ile, yeni model atağına geçildi ve 2021 yılına kadar elektrikli modeller ağırlıklı olmak üzere Avrupa dışındaki satışların yüzde 50 oranında artırılması hedef olarak belirlendi.

Hali hazırda dünyanın en büyük 9'uncu otomotiv üreticisi olan PSA'nın belirlediği hedefte, kuşkusuz global büyüme stratejisi yatıyor.

Fransızlar da bu hedefin yukarıda sıraladığımız sebeplerden dolayı ABD'den geçtiğine inanıyor. 

PSA'nın küresel bir marka olmak yolundaki tek hedefinin ABD pazarı olmadığını da hatırlatalım. Grubun gelecekte izleyeceği yolu ise PSA'yı zor günlerinden kurtaran isim olarak bilinen Yönetim Kurulu Başkanı Carlos Tavares'in cümlelerinden öğrenelim; "Opel'in satın alınması, stratejik planımızın ilk adımıydı. Şimdi sıra global bir marka olmamıza geldi. Bu kapsamda, Citroen'i Hindistan'da, Opel'i Rusya'da ve Peugeot'u da ABD'de satışa sunacağız."