Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya "Barış için bomba": Washington’un diplomasiyi füze başlıklarıyla hatırladığı gün | Dış Haberler

        Yetkiliye göre, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine’in de katılacağı toplantıda, İran’ı müzakere masasına zorlayacak askeri ve stratejik adımlar ele alınacak. Bu brifingin, Senato’daki kritik oturumun hemen ardından gerçekleşmesi bekleniyor. Söz konusu oturumda ABD’nin 28 Şubat’ta İsrail ile birlikte başlattığı savaşın siyasi, askeri ve ekonomik sonuçları da masaya yatırılıyor.

        “Kısa Ama Sert”: Pentagon’un Masasındaki Saldırı Senaryosu

        ABD merkezli Axios tarafından aktarılan bilgilere göre, US Central Command (CENTCOM), İran’a yönelik “kısa süreli ancak yüksek yoğunluklu” bir saldırı planı hazırladı. Bu planın, doğrudan İran’ın askeri altyapısını, enerji tesislerini ve kritik lojistik hatlarını hedef alabileceği belirtiliyor.

        REKLAM

        Amerikan savunma çevrelerine yakın kaynaklar, bu tür bir operasyonun “şok ve baskı” stratejisiyle tasarlandığını ve İran’ı hızlı şekilde müzakereye zorlamayı amaçladığını ifade ediyor. Ancak aynı kaynaklar, böyle bir saldırının bölgesel savaşı daha da derinleştirme riskine dikkat çekiyor.

        İngiliz basınında yer alan analizlerde ise bu plan, 2003 Irak işgalinin ilk aşamasındaki “shock and awe” (şok ve dehşet) doktrininin güncellenmiş bir versiyonu olarak değerlendiriliyor. Ancak uzmanlara göre İran’ın askeri kapasitesi ve vekil güçleri dikkate alındığında, bu tür bir operasyonun sonuçları öngörülemez olabilir.

        Hürmüz Senaryosu: Küresel Ekonominin Nabzı Bu Boğazda Atıyor

        Pentagon’un masasında bulunan bir diğer kritik seçenek ise Hürmüz Boğazı'nın bir bölümünde kontrol sağlanması. Bu senaryo, özellikle savaş nedeniyle neredeyse durma noktasına gelen deniz ticaretinin yeniden açılmasını hedefliyor.

        Enerji uzmanlarına göre Hürmüz Boğazı’ndan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve büyük miktarda LNG geçiyor. Bu da küresel enerji arzının yaklaşık beşte birine denk geliyor. Arap ve Körfez medyasında yayımlanan analizlerde, boğazın kısmi kontrol altına alınmasının bile İran tarafından “savaş ilanı” olarak değerlendirilebileceği ve doğrudan karşılık görebileceği vurgulanıyor.

        REKLAM

        Uluslararası denizcilik raporları ise bölgede sigorta maliyetlerinin son haftalarda yüzde 300’e varan oranlarda arttığını, birçok ticari geminin rotasını değiştirdiğini ortaya koyuyor.

        “Müzakere mi, Zorunlu Teslimiyet mi?”: Washington-Tahran Hattında Çıkmaz

        ABD’li yetkililer, askeri seçeneklerin temel amacının İran’ı yeniden müzakere masasına çekmek olduğunu savunsa da, Tahran cephesi bu yaklaşımı “baskı altında pazarlık” olarak nitelendiriyor.

        İranlı analistler ve Arap basınında yer alan değerlendirmeler, Washington’un aslında diplomasi ile askeri baskıyı eş zamanlı yürüttüğünü ve bunun klasik bir “zorlayıcı diplomasi” modeli olduğunu ortaya koyuyor. Ancak bu modelin İran gibi ideolojik ve çok katmanlı bir güvenlik yapısına sahip bir ülke karşısında sınırlı sonuç verebileceği ifade ediliyor.

        Petrol, Savaş ve Siyaset: Ekonomik Depremin Merkez Üssü

        Savaşın askeri boyutu kadar ekonomik etkileri de giderek ağırlaşıyor. Uluslararası piyasalarda Brent petrolün 110 doların üzerine çıkması ve ABD tipi ham petrolün (WTI) 100 dolar sınırına dayanması, krizin küresel çapta bir enerji şokuna dönüştüğünü gösteriyor.

        ABD ve Avrupa merkezli finans kuruluşlarının raporlarına göre, Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlik devam ederse petrol fiyatlarının 130-150 dolar bandına yükselmesi ihtimali ciddi şekilde masada. Bu durumun ise sadece enerji piyasalarını değil, gıda fiyatlarından lojistiğe kadar geniş bir zinciri etkilemesi bekleniyor.

        Diplomasi Masasında Füze Gölgesi

        Washington’da bugün yapılacak brifing, sadece bir askeri değerlendirme toplantısı değil; aynı zamanda ABD’nin İran politikasında yeni bir eşiğe yaklaşıldığının işareti olarak görülüyor. Masadaki seçenekler, ya müzakere sürecini zorla yeniden başlatacak ya da bölgeyi daha geniş bir çatışma sarmalına sürükleyecek.

        Ancak ironinin en keskin noktası şu: Diplomasiye alan açmak için konuşulan her seçenek, aslında savaşın dozunu artırma ihtimalini de içinde barındırıyor. Bu nedenle Beyaz Saray’daki o masada sadece askeri planlar değil, aynı zamanda küresel düzenin geleceği de yeniden yazılıyor.

        ÖNERİLEN VİDEO

        ÖMER ASLAN: BU İYİLİĞİN PEŞİNDE SONUNA KADAR GİDECEĞİZ

        Sumud Filosu'na katılan aktivistlerden biri de "Konyalı John Wick" olarak tanınan beden eğitimi öğretmeni ve fenomen Ömer Aslan, İsrail müdahalesine altında yaşananları sosyal medya hesabından paylaşan Aslan, Bu iyiliğin, adaletin peşinde sonunda kadar gideceğiz

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ