Filmin merkezinde 'Adile'nin çocuk yaşta başlayan sahne tutkusu yer alıyor. Direklerarası’nın ışıkları altında büyüyen küçük Adile, sinemanın güzellik normlarına uymadığı gerekçesiyle sinemadan dışlansa da, tiyatro sahnesinde başrole seçilmese de, içinden taşan neşesi ve benzersiz kahkahasıyla seyircinin kalbindeki başrolü kazanıyor.
Hayatındaki en büyük ve en acı sınav ise anneliktir. Oğlu 'Ahmet’in kısa ömrü, 'Adile'nin yaşamının en derin ve unutulmaz bölümüne dönüşür.