Wesley Clark: Saddam’ı devirerek İran’a kapı açtık
ABD'nin NATO Müttefik Kuvvetler Komutanlığı'nı yapan ve 2004 başkanlık seçiminde Demokrat Parti'den aday adayı olan Wesley Clark, Atlantik Konseyi Zirvesi'nde Gazete Habertürk'ten Nalan Koçak'ın sorularını yanıtladı. Clark, ABD Başkanı Donald Trump için önceliğin Suriye değil Kuzey Kore olduğunu belirtti
ABONE OLWesley Clark, ABD’nin en popüler 4 yıldızlı emekli generallerinden biri. Clark, ABD ordusuna 34 yıl hizmet verdikten sonra, 1997- 2000 yılları arasında NATO Müttefik Kuvvetler Komutanlığı yaptı. Kosova Savaşı sırasında NATO kuvvetlerine komuta etti. Sonra siyasete atıldı. 2004 başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti’den aday adayı oldu.
En büyük destekçilerinden biri, popstar Madonna’ydı. Madonna’nın Clark hayranlığı, ABD basınını hayli oyaladı. Ancak Clark, eski Dışişleri Bakanı John Kerry’ye yol açmak için yarıştan çekildi. Sonraki seçimde de adı başkan adayı olarak konuşuldu. Ancak emekli general siyaset sahnesine çıkmadı ve bir kitap yazdı. Şimdi de danışmanlık yapıyor. Biz de kendisini İstanbul’daki Atlantik Konseyi Zirvesi’nde yakaladık ve özellikle Suriye konusunda görüşlerini aldık.
Bence beklenmedik sonuçlardı. Bu, o dönemde adeta bir Neo-Con rüyası haline gelmişti. Bu kişiler, Sovyetler’in çöküşünden sonra Körfez Savaşı’nda çok etkili olduğumuz kanaatindeydi. Daha sonra, ABD askeri gücünün tüm bölgeyi avucunun içine alabileceğini düşündüler. Sovyetler’in etkisi altındaki rejimlerin değiştirilebileceğini, yerlerine “demokratik”, yüzü Batı’ya dönük rejimler getirilebileceğini savundular. Tüm bunlar bir yandan da petrolle ilgiliydi. Bu ekip, 2000’deki seçimlerden sonra dışişleri ve Pentagon’da göreve geldi ve özellikle 11 Eylül saldırısından sonra ajandalarının peşine düştü. Ama pek çok nedenden ötürü çabaları hiçbir yere ulaşmadı. Birincisi: Irak’ın işgaline izin veren kararname, aynı izni Suriye’nin işgali için vermiyordu. İkincisi: Irak’ı işgale giden güçler, Bağdat’ı almanın pek de kolay olmadığını anladı. Hükümet devrildikten sonra, Irak ordusu dağıtıldıktan sonra kaos yaşandı. Ülkeyi yönetecek kimse kalmamıştı, ABD askerleri de Irak’ı terk edemedi. Yani “Haydi birkaç yüz kilometre daha gidelim, Şam’ı alalım, herkes bizi alkışlasın” gibi değildi durum. Bu nedenle gerçekten bir plan yoktu, bir fantezi vardı.