Eski ABD Başkanı Barack Obama, 2012’de bugünlerde çok konuşulan bir söz verdi. Gazete Habertürk'ten Nalan Koçak'ın röportajına göre Obama “Suriye’de kimyasal silah kullanımı kırmızı çizgimiz” dedi ve kullanılması halinde askeri operasyon olabileceğini belirtti. Ancak defalarca kimyasal silah kullanılmasına rağmen ABD yönetimi harekete geçmedi. ABD’nin yeni başkanı Donald Trump, İdlib’deki kimyasal katliamın ardından Obama’nın kırmızı çizgisine atıfta bulunarak katliamdan selefini sorumlu tuttu. Sonra da operasyon düğmesine bastı...

Peki o kırmızı çizgiyi çekenler gelişmelere nasıl bakıyor? Bu sorunun yanıtını, Obama yönetiminden bir isimde aradık. Philip Crowley’de... Crowley, dışişleri bakanlığı döneminde Hillary Clinton’ın yardımcısı ve bakanlığın sözcüsüydü. Daha sonra görevden ayrıldı. Hâlâ Demokratlar’ın sık sık danıştığı bir isim, daha da önemlisi Trump’ın Obama’yı vurduğu ‘kırmızı çizgi’ politikası üzerine bir kitabı da var. İsmi de ‘Red Line’ (Kırmızı Çizgi). Sözü daha fazla uzatmayalım ve Crowley’e kulak verelim...

‘BAŞKAN TRUMP ESAD’I DEVİRMEK İSTEMİYOR’

İdlib’deki kimyasal saldırı ABD’nin Esad’ı vurmasının gerekçesi. Peki bu operasyonun başka nedenleri olabilir mi?

Biliyorsunuz Başkan Obama 2012’de Suriye’de kimyasal silah kullanımıyla ilgili bir kırmızı çizgi çekmişti. Başkan Trump da o kırmızı çizgiyi yeniden çizdi. Askeri operasyon ve sonuçları ortada. Sizin hükümetiniz de atılan adımdan memnun.

Geçen hafta ABD’nin BM Elçisi, “Esad’ı devirmek önceliğimiz değil” demişti. Ama kimyasal saldırıdan sonra Trump, Esad’ın kırmızı çizgiyi aştığını, bakış açısının değiştiğini söyledi ve operasyon düzenlendi. Artık “Trump, Esad’ı devirmek istiyor” diyebilir miyiz?

Öyle olduğunu düşünmüyorum. Trump, Esad’ın geleceği konusuna kayıtsızdı. Hatta başkan adayıyken kendisi Suriye iç savaşına derinlemesine müdahil olma konusunda şüphelerini pek çok kez dile getirdi. Bunun ABD’nin savaş suçu olarak düşündüğü bir konuda düzenlediği tekil bir askeri operasyon mu olduğunu göreceğiz. Aslında Trump yönetimi ve Obama’nın belirlediği Suriye’de ABD çıkarları birbirine paralel. Mesela DEAŞ’ın yenilmesi... Trump yönetimi bu stratejiyi takip ediyor. Aslında Trump ABD’deki sorunları çözmesi için başkan seçildi. Unutmayın, seçim sloganı “ABD’yi yeniden güçlü yap”tı.

‘SURİYE POLİTİKASINDA DEĞİŞİKLİK ANLAMINA GELMEZ’

Seçim çok iç politika odaklıydı, istihdam yaratmak vs...

Evet. Trump Suriye’deki sorunları çözmek için seçilmedi. Bunu unutmamak gerek. Esad yönetiminin buna nasıl cevap vereceğini göreceğiz. Bahsettiğim iç politika endişeleri nedeniyle, operasyonun Suriye politikasında büyük bir değişiklik getireceğini sanmıyorum.

Bunun gibi operasyonlar bekliyor musunuz?

Bu operasyon Esad’a tek seferlik ‘kırmızı çizgiyi aşma’ mesajı mıydı? 2013’te uluslararası bir uzlaşma sağlandı. Esad tüm kimyasal silahlarını BM’ye teslim ettiğini söyledi. Rusya da anlaşmaya aracı oldu. Fakat görüyoruz ki o anlaşma yalanmış. Esad için bunun sonucu ne olacak? Başkan, sarin gazının kullanılmasına karşı kırmızı çizgi çekmiş oldu. Ya peki klor gazı? Geçtiğimiz aylarda pek çok Suriyeli klor gazı saldırısında öldü. Bu soruların cevabı için biraz zaman geçmesi gerekecek. Gelecek adımları, Rusya’nın, Suriye’nin hatta Türkiye’nin nasıl tepki vereceği şekillendirecek. Ayrıca bahsettiğim kimyasal anlaşmanın verdiği rahatsız edici bir mesaj da var: Esad rejimi kimyasal silahla katliam yapamaz ama konvansiyonel silahla katliam yapabilir. Geçtiğimiz 4 yılda Esad sahada güçlendi.

‘GÜCÜNÜ ARTIRMIŞKEN NİYE BUNU YAPTI ANLAMIYORUM’

Kısa ve uzun vadede Rusya ile İran’ın nasıl tepki vermesini bekliyorsunuz?

Çevremdeki birçok kişi ve ben, şu soruyu soruyoruz: “Esad eskiye göre daha güçlüydü. Konumunu sağlamlaştırırken neden bu kimyasal saldırıyı yaptı?” Buna bir yanıtım yok... Bence Esad ülkenin tamamını kontrolü altına alamayacak, bu kapı kapandı. Ama 2013’le kıyaslarsak muhalifler daha güçsüz. Bence bu operasyondan Esad ve Rusya şu mesajı çıkarmış olabilir: “İç savaşa kimyasal silah kullanmadan, konvansiyonel silahla devam edebilir ve gücümüzü sağlamlaştırabiliriz ve kimse elimizden bu mücadele gücünü alamaz.”

‘OBAMA’NIN TEREDDÜDÜ ABD’NİN GÜCÜNÜ SARSTI’

Esad’ın gücünü artırdığından bahsettiniz. Özellikle Cumhuriyetçiler bunun faturasını Obama yönetimine kesti, “ABD Suriye’de eskisi gibi söz sahibi değil. İran ve Rusya’ya karşı zemin kaybettik” dedi. Sizce Trump’ın Esad’ı vurması o zemini kazanmak için de atılmış bir adım olabilir mi?

Ben Başkan Obama’nın çektiği kırmızı çizgiyi kötü yönettiğini düşünüyorum. Eğer askeri operasyon tehdidi savuruyorsanız sözünüzü yerine getirmelisiniz. Onun tereddütleri yüzünden ABD’nin gücü sarsıldı. Trump’ın gerektiğinde askeri gücü kullanması bu noktada önemli. Şunu da unutmamak lazım, Obama’nın Suriye’de karşılaştığı güçlükler Trump için de geçerli.

Obama neden çektiği kırmızı çizgiye sadık kalmadı?

Bence korktu. Çünkü eğer Esad’a karşı harekete geçerse ABD’yi bir Ortadoğu girdabına daha sokacaktı. Bu risk Trump için de geçerli. Esad vurulduktan sonra Washington’da bazı sesler yükseldi, “Daha fazlasını yapmalıyız” dediler. Hatta bazıları “Suriye hava gücünü yok edelim, bir daha kimyasal saldırı düzenleyemesin” dedi. Bu, Obama’nın korktuğu şeydi. Trump, George W. Bush’u Irak’ı işgal ettiği için çok eleştirdi.

‘ÖNCELİĞİ İKTİDARINI SAĞLAMLAŞTIRMAK’

Evet, şu sıralar Bush’a benzetilmesi ironik... Kimyasal silah gerekçesiyle bir Ortadoğu ülkesine operasyon düzenlemesi, eskiyi hatırlattı...

Bence bu operasyona rağmen Trump eski çekincelerini taşıyor. Önceliği kendi iktidarını sağlamlaştırmak. Bunun için de enerjisinin çoğunu ülke içindeki sorunlara vermesi gerek.

Operasyondan önce Trump, Obama’yı kırmızı çizgi konusunda sözünü tutmamakla eleştirmiş, Esad’ın saldırısının sorumlusunun Obama olduğunu söylemişti. Obama yönetiminin bir parçası olarak, bu açıklama hakkında ne düşünüyorsunuz?

Obama’nın son döneminde Suriye’deki durumun daha kötüye gittiği maalesef doğru. Gerçek bu... Ancak şunu söylemeliyim; Suriye son onyıllarda gördüğümüz en karmaşık konu. Trump her şeyi kafasında basitleştirdi. Ama sanırım artık zorlukları görmeye başladı. 

Trump’ın iç politikada zor durumda olduğunu biliyoruz, Rusya’yla bağlantısı olduğu iddiası yüzünden. Şöyle bir kanı var: “Trump ‘Bakın, Rusya’yla sorun yaşayabiliyorum’ demek için Suriye pozisyonunu sertleştirdi.” Sizce operasyonun ne kadarı iç politikaya yönelikti?

Bence bu sorunun yanıtı için Ürdün Kralı Abdullah’la basın toplantısına bakmak gerek. Kimyasal katliamın çocuk kurbanlarının fotoğraflarından hayli etkilenmişti. Fakat tabii ki operasyonun iç siyaset ve hatta jeopolitik açısından gerekçeleri vardı. Ama bu operasyon, Trump’ın “Rusya’yla yapıcı ilişki yürüteceğim” sözüne darbe vuruyor.

‘ABD İLE RUSYA ARASINDA GERİLİM ARTACAKTIR’

Rusya Başbakanı Medvedev, “ABD’yle askeri çatışmanın eşiğine geldik” dedi. Sizce bu doğru mu? Bu gerilim nereye gider?

Bu operasyon ABD ve Rusya arasında gerilimi artıracaktır ve bence artırmalı da! Rusya savaş suçu işleyen bir rejimi koruyor ve bunların Suriye’de yaptıkları kınanmalı. Ama unutmamak gerek, her iki taraf da gerilimin çatışmaya dönmemesi konusunda çok dikkatli davranacaktır. Washington şunun farkında: “Eğer Esad’la ilgili bir şey yapmaya kalkarsak bu Rusya ve İran’la savaş anlamına gelir.” Bunun olacağını hiç sanmıyorum. Bence günün sonunda Rusya şunun farkında: “Esad Suriye’de daha güçlü.” ABD de şunun farkında: “Esas çıkarımız Suriye’de DEAŞ’ı yenmek. Beşar Esad ve onun müttefikleriyle savaşa girmek değil.” ABD ve Rusya’nın çatışmanın eşiğinde olduğuna inanmıyorum.

‘TÜRKİYE SURİYE’DE KÜRT YAPISINI KABUL EDECEK’

Yaşananları Türkiye açısından da sormak istiyorum. Obama döneminde iki ülke arasındaki ilişkiler hayli gergindi, özellikle Suriye yüzünden. Şimdi Ankara Trump’la yeni bir sayfa açmak istiyor. Türkiye operasyonu olumlu karşıladı. Sizce iki ülke sorunları aşabilir mi?

Farklılıklar devam ediyor. Mesela YPG konusunda. Gülen sorunu da masada... Ama benim gördüğüm, her iki taraf da sorunları aşmaya çalışıyor.

Türkiye YPG konusunda Washington’u ikna edebilir mi?

ABD’nin açısından durum şöyle: Suriye’nin gelecekteki yönetim modelinde Kürtlerin yeri olacak. Türkiye ve ABD, Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana. Ama örnek olarak Irak’a bakacak olursak, her geçen gün daha federatif bir yapıya ilerliyor. Suriye’de de durum benzer. Esad kalsın ya da kalmasın, Aleviler, Sünniler, Kürtler Suriye’nin belli bölgelerini kontrol edecek. Türkiye bu gerçeği görmezden gelemez. Türkiye Irak’ta özerk bir Kürt bölgesini kabul etti. Zaman içinde, Suriye’de Kürtlerin kontrolündeki bir bölgeyi de kabul edecektir.

‘SURİYE’DE HERKES İSTEDİĞİ HER ŞEYİ ALAMAYACAK’

Bu uzun vadede olabilecek şeyler ama kısa vadede ABD’nin büyük bir ikilemi var. Bir yanda müttefiki Türkiye, diğer yanda DEAŞ’la mücadelede birlikte çalıştığı YPG. Bu sorunu nasıl çözecek?

Suriye’de çıkarı olan hiçbir ülke, istediği şeylerin tamamını alamayacak. Herkes taviz vermek zorunda kalacak.