Düşene neden güleriz? Başkalarının başına gelen talihsizliklerden zevk mi alıyoruz?
Düşmek gerçekten acı verici bir durumdur. Gerek kendimiz gerekse başka birisi düştüğünde normalde duyulan acı için üzülmek gerekir. Ancak bazen bu durum böyle olmuyor. Birisi düştüğünde birden kendimizi tutamayız ve kahkahalara boğuluruz. Oysaki bu olumsuzluk karşısında üzülmemiz gerekli değil mi? Peki, neden düşene güleriz?
Bulaşıcı kahkahalar
Birlikte gülmek çiftlerin ilişkisini sürdürmelerinin temel yollarından biri olabilir. Scott, birlikte gülen çiftlerin gergin bir olayın ardından bu gerginliği dağıtmasının daha kolay olduğunu gösteren araştırmalara işaret ediyor. Bu insanların ilişkileri de daha uzun süreli oluyor. Komik videolara birlikte gülen insanların özel bilgilerini daha rahat paylaştıklarını ve aralarında ortak görüşlerin daha kolay oluştuğunu gösteren araştırmalar da var.
Scott’un izlettiği bir videoda, arkadaşları bir Alman erkeğin farkında olmadan donmuş bir havuza atlayışını gördükten sonra kahkahalarla gülüşünü duyuyorsunuz. Bu gülme bile arkadaşları daha fazla birleştirmiş olabilir. "Arkadaşlarının bu kadar çabuk gülmeye başlaması ilginç. Sanırım onun kendisini daha iyi hissetmesini sağlamak için gülüyorlar" diyor Scott.
Oxford Üniversitesi’nden Robin Dunbar da gülmenin acı eşiğini yükselttiğini gördü. Bunun muhtemelen endorfin hormonunun salgılanması sayesinde olduğunu ve bu hormonun sosyal bağları da güçlendirdiği biliniyor.
Scott şimdilerde de konuşma esnasında aralara serpiştirilen gülmeler ile istem dışı kontrolsüz gülmeler arasındaki farkları tespit etmeye çalışıyor.
Kontrollü ya da fazla içten olmayan gülmelerde ses genellikle burundan gelirken, istemsiz gülmelerde gülme sesinin burundan gelmediğini fark etti. Beyin taramalarında beynin her iki gülme tarzına ne şekilde tepki verdiğini görmeye çalıştı.
Scott, istemsiz gülmelerle yapay gülme arasındaki farkı söylemenin her zaman kolay olmadığını, bu farkı tespit edecek becerilerin 30’lu yaşlara kadar doruğa ulaşmayabileceğini söylüyor.
Bazı insanların sahte gülüşü bize hoş gelmese de Scott bunun o kişi hakkında olmaktan daha çok bizim hakkımızda, onların sosyal sinyallerine bizim ne şekilde tepki verdiğimize dair ipuçları içerdiğine inanıyor. Karşıdaki insandan hoşlanmıyorsak gülüşüne katılmıyor ve onu sahte ya da sinir bozucu buluyor olabiliriz.
Stand-up şovlarında da dinleyicinin komedyene gülerek verdiği tepkileri merak eden Scott, aslında bunun dinleyici ile sahnedeki kişi arasında kurulan bir ilişki ve etkileşimi gösterdiğini düşünüyor. "Seyirci gülmeye başladıktan sonra bu gülmenin nasıl azalarak son bulduğunu, seyircilerin etrafındaki insanlara göre mi tepki verdiğini, onları hesaba katıp katmadıklarını anlamak istiyorum."
Komedyenler belki de gülmenin bulaşıcı özelliğinden dolayı geniş alanlarda, çok sayıda dinleyici kitlesine konuşmayı daha kolay bulur.
Kahkahanın koptuğu ve söndüğü noktayı tespit etmek yaptığı araştırmasında dinleyicilere sensörler takan Scott, bu yöntemin fazla başarılı olmadığını, seyirciye böylesi bir ilgi yöneltildiğinde donduğunu ifade ediyor.
Scott gülmenin kendimizi ifade etme ve insanların dinlemesini sağlamada güçlü bir araç olduğuna inanıyor. "Kahkaha önemsiz, geçici ve manasız görünebilir. Ama hiçbir zaman nötr ve anlamsız değildir, hep bir şey ifade ediyordur."
Kaynak: BBC, Independent