Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bloomberg’in ofisinde, BloombergHT’nin düzenlediği toplantıda 200’e yakın yatırımcı ile bir araya gelen Başbakan Davutoğlu'nu Ciner Holding Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Ciner ve Ciner Holding Medya Grup Başkanı Kenan Tekdağ karşıladı.

Başbakan Davutoğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:

"REFORM GÜNDEMİMİZİ YOĞUNLAŞTIRDIK"

* Reform gündemimizi yoğunlaştırdık ve bu reform gündemiyle ilgili ilişkilerimizi de sıklaştırıyoruz. Bu reform gündemimizde neler var? Burada bir aksiyon planı var, bir kalite bazlı global şartlara uyumu, dinamizmi, rekabetçiliği içeren, bizim ekonomimizin bu yönlerini artırmayı hedefleyen, belli sektörlere dair reformu içeren bir paket. Üç boyutu var bunun bir tanesi sektörel dönüşüm, ikincisi yapısal-makro reformlar, üçüncüsü ise AB üyelik süreci ve AB reform gündemi

* Türkiye'nin mali yapısı çok güçlü. 2015'te yaşanan iki genel seçime rağmen mali disiplinden sapma olmadı. Popülist politikalar yürütülmedi, çok sıkı mali politika takip ettik.

* Bizim milli gelir içindeki hükümet borcumuz da azalacak ve daha önce 2002'de, biz iktidara geldiğimizde, bu yüzde 10.7'ydi ve OECD'de oranlar arasında bu ortalama 4.3 iken Türkiye'de bu oran sıfır. 2016'da belki bu rakam biraz daha artabilir ve yüzde 0.7 olabilir. Ancak bu dahi dünyanın geri kalanına kıyasla çok küçük bir rakam olur. 2018'de biz bunun yüzde 0.4 olmasını düşünüyoruz.

* Kamu sektör borcunun 2015'te, 2002'deki yüzde 74 seviyesinden çok daha aşağılara düştüğünü biliyoruz. Maastricht kriterlerinin de yarısını karşılamış durumdayız, bu bizim ekonomimizin ve bütçe disiplininin sağlığını gösteriyor. Bankacılık sektörü de çok sağlam, global krizin ardından hiçbir Türk bankası bir sorun yaşamadı ve sermaye yeterlilik oranı yüzde 15.5, bu yasal düzenleme beklentilerinin 2 katı.

* Ödenmeyen borçlar sadece yüzde 2.9 ve varlıkların geri dönüş oranı yüzde 1.9. Bu da güçlü bankacılık sektörümüzün ne durumda olduğunu gösteriyor. Gayri safi milli hasılanın yüzde 19.6'sını konut sektörü oluşturuyor, bunlar bizim reformlarımızdan kaynaklanmakta.

"İLK DEFA TÜRK-ALMAN ZİRVESİ GERÇEKLEŞTİRİLECEK"

* Hükümetin kurulmasının ardından çok kapsamlı reform gündemi ve bu gündeme ilişkin takvimi açıkladık. 1 haftalık, 1 aylık, 1 yıllık ve 4 yıllık programları tek tek belirttik. Bunu herkesin erişimine açık tuttuk.

* Ekonomik reformların yanı sıra sosyal ve siyasal reformlara da ihtiyaç bulunuyor.2 haftalık programında birçok sosyal ve siyasal reformu da açıkladık. Yarın Davos'ta, daha sonra da Almanya'da olacağım. Orada ilk defa Türk-Alman hükümetler arası zirvesini gerçekleştireceğiz. Geçen salı günü İstanbul'daki terör saldırısında 10 Alman turist hayatını kaybetti. Ölenlerin yakınlarına tekrar taziyelerimi iletiyorum.

* Reform gündemimizi yoğunlaştırdık ve bu reform gündemiyle ilgili ilişkilerimizi de sıklaştırıyoruz. Bu reform gündemimizde neler var? Burada bir aksiyon planı var, bir kalite bazlı global şartlara uyumu, dinamizmi, rekabetçiliği içeren, bizim ekonomimizin bu yönlerini artırmayı hedefleyen, belli sektörlere dair reformu içeren bir paket. Üç boyutu var bunun bir tanesi sektörel dönüşüm, ikincisi yapısal-makro reformlar, üçüncüsü ise AB üyelik süreci ve AB reform gündemi.

"BİZ HALKIMIZIN BİR ÖĞRENCİSİYMİŞ GİBİ VAATLERİMİZİ YERİNE GETİRMEK ZORUNDAYIZ"

* Sektörel dönüşümle ilgili geçen yıl Aralık ayında dönüşüm politikasını kapsamında 5 program dahilinde bin 250 mikro reform yer aldı. Açıklanan programla, Türkiye ekonomisinin ana sektörlerini dönüştürmeyi bekliyoruz. Çok güçlü bir siyasi irade olarak bu programın üzerinde duruyoruz ve şahsi olarak da bütün mikro reformları yakından takip ediyoruz.

*Biz halkımızın bir öğrencisiymiş gibi onlara vaatlerimizi yerine getirmek zorundayız. Başkanlığını yaptığım Yatırım ve Reform Komitesi oluşturduk, ayda 2 kere toplanacak komite ile bütün reform ve yatırımlar takip edilecek. Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan'ın da tek görevinin yatırımları ve reformları takip etmek olacak.

"EN ÖNEMLİ BAŞLIK GÖLGE EKONOMİYLE MÜCADELE ETMEK VE İÇ TASARRUFU ARTIRMAK"

* Bu bizim için çok önemli, verimliliği artırmak, sermaye piyasalarını derinleştirmek, iş gücü piyasasının esnekliğini artırmak, temel ve mesleki becerileri artırmak, insan kaynaklarını daha nitelikli hale getirmek, kamu satın almaları vasıtasıyla bilgi işlem konusunda kaliteyi artırmak, bu AR-GE paketinin en önemli unsurlarından biriydi.

* Biz, dünyadaki en önemli altıncı sağlık turizmi merkeziyiz ve çok sağlıklı bir sağlık sistemimiz var. Sağlık endüstrisinin mobilitesini sağlamak, nakliyattan lojistiğe geçişi sağlamak, bu paradigmanın değişimini ve niteliksel bir dönüşümü içeriyor. Yüksek hızlı trenlerin içinde bulunacağı Pekin'den Londra'ya kadar bir demiryolu bağlantısı sağlayacak Marmara Avrasya Tüneli ve aynı zamanda hava yolları, limanlarla bu bağlantılarla kuruldu.

"BİR ÜLKENİN EKONOMİSİNİ ANLAMAK İÇİN HAVALİMANLARINA BAKIN"

* Şimdi İstanbul'a dünyanın en büyük havalimanını inşa ediyoruz. 150 milyon yolcuyu yılda ağırlayacak bir havalimanı. Bir ülkenin ekonomisini anlamak için havalimanlarına bakın derim ben, eğer havalimanları dinamikse ekonomi de dinamik demektir. Eğer Avrasya ile İstanbul bütün ulaşım bağlantılarının merkezi haline gelecek. Biz Akdeniz'in en büyük limanının İzmir'de Filyos'ta inşa etmekteyiz, Karadeniz'de hem doğu-batı hem kuzey-güney koridorlarının birbirleriyle bağlantı içinde olmasını istiyoruz.



* Geride bıraktığımız iki seçime ve etrafımızı çevreleyen istikrarsızlığa, DEAŞ ve PKK'nın saldırılarına rağmen ekonomimiz büyümeye devam etti ve bu belirsizliklerin arasında da üçüncü nokta olarak ekonomimiz yüzde 4'lük bir büyüme sağladı. Bu diğer ekonomilere göre yüksek bir oran.

* Son bir yıla bakıldığında dikkate almamız gereken iyi ve kötü gelişmeler gördük. Dünya ekonomisinde temel olarak 3 olumsuz trend var, bunlar Türkiye ekonomisini de etkiledi.



* Piyasalardaki oynaklık ve dünyadaki ekonomik büyümedeki yavaşlamanın aynı zamanda geleceğe yönelik ekonomik öngörüleri de etkiliyor. Geçen yıl G-20 Başkanı olarak bu noktalara odaklandık ve dünya ekonomik büyümesiyle ilgili yeniden dengelenmenin bazı zorluklara gebe olduğunu söyledik, birtakım jeopolotik zorluklar nedeniyle.

"TÜRKİYE GÜVENLİ LİMAN"

* Türkiye’nin etrafında jeopolitik riskler bulunuyor. Bazı komşu ülkelerin ekonomisi artık işlevsel değil. Bunlar Türkiye'yi etkiliyor olmasına rağmen birtakım olumlu gelişmeler de var. Bu da Türkiye'yi güvenli bir liman haline getiriyor yatırımlar ve ekonomik kuruluşlar için. Bunlardan en önemlisi de tabii ki siyasi istikrar.

* Avrupa'daki birkaç ülkede ekonomik krizlerin ardından siyasi istikrarsızlıklar da yaşandı. Bunun sonucunda Dışişleri Bakanı olduğum 2009-2014 yılları arasındaki 5 yıllık dönemde birkaç farklı ülkede 5-6 farklı mevkidaşımla birlikte çalışmak durumunda kaldım.



"TÜRKİYE'DE İSTİKRAR VAR"

* Türkiye'nin güney ve doğudaki komşularında siyasi çalkantılar söz konusu. Ancak Türkiye'de bir istikrar var. 2015 bizim için zorlu bir yıl oldu. Çünkü ülke demokrasisinin son 60 yılında aynı yıl içinde ilk defa 2 genel seçim gerçekleşti.

* Bu seçimleri ben hep bir aşı gibi görüyorum. Doğru zamanda yapılırsa olumlu bir etkisi oluyor, toplumun siyasi yapısı üzerinde. Ancak yine dikkatli olmazsanız, popülist davranırsanız, o zaman genel seçimler bir risk kaynağı olabiliyor ekonomi için.

* 7 Haziran'dan 1 Kasım'a kadarki dönemde belli bir istikrarsızlık söz konusu oldu ve bu dönemin başbakanı olarak ben de teknokrat bir hükümet ile mali dengeyi sağlama konusunda çok sıkı bir tavır uyguladım. Böylece ekonomik istikrarı sağlamanın yanında ekonomik büyümeyi de sağlamayı amaçladık. 1 Kasım'dan itibaren bir dört yıllık süre var önümüzde. Bu da bize istikrar için, projeksiyonlar için çok güçlü bir zemin sağlıyor.

* İkinci olumlu gelişme, geride bıraktığımız iki seçime ve etrafımızı çevreleyen istikrarsızlığa, DEAŞ ve PKK'nın saldırılarına rağmen ekonomimiz büyümeye devam etti ve bu belirsizliklerin arasında da üçüncü nokta olarak ekonomimiz yüzde 4'lük bir büyüme sağladı. Bu diğer ekonomilere göre yüksek bir oran.

* Emtia fiyatlarındaki düşüş Türkiye'nin cari açığı üzerinde ve enflasyonda olumlu bir etkisi oldu. Global ekonomiye de olumlu etki yaptı.

 

"AB İLE İLİŞKİLER OLUMLU ŞEKİLDE DEĞİŞMEYE BAŞLADI"

* 1 Kasım seçimlerinin ardından Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler olumlu şekilde değişmeye başladı. Son 14 yılda ilk defa 28 ülkenin katılımıyla bir Türkiye-AB zirvesi yaptık.

* Biz AB ile her yıl iki zirve yapacağız ve Gümrük Birliği konusunu daha ileri seviyeye taşıyacağız. Birkaç farklı fasıl daha açılacak. Bu reform ivmesi çok önemli. Türkiye'deki reformlarından ivmelenmesi açısından.

* Öncelikle Türkiye 2010-2014 arasında en çok gelişen ülkelerden biri oldu. Bu 4 yıl boyunca bizim ekonomik büyümemiz yüzde 5,4 oldu ki bu da OECD ülkeleri arasında dünya ekonomisinde en yüksek artışlardan biriydi. Geçen yılki yüzde 4 de Çin ve Hindistan'ın ardından en yüksek gelişme oranıydı. Bu bizim için çok önemli. Çünkü bizim dinamik nüfus yapımızdan dolayı ekonomik büyümenin sağlanması hayati önem taşıyor.



* İkinci olarak istihdam yaratımı 2008'den 2015'e kadar 7 milyon kişiye istihdam sağladık ve bu dönemde işsizlik çok fazla artarken AB'de, Türkiye'de istihdam şu anda bizim işsizliğimiz yüzde 10. Neden? Çünkü dinamik nüfus yapımız, yüksekokula devam eden öğrenci sayısı ve aktif iş gücü piyasasından dolayı işsizlik hala yüksek oranda. Enflasyon oranımız yüzde 8,8. Bu beklentilerin üstünde. Bunun temel nedeni de artan gıda fiyatları ve Türk lirasının değer kaybı. Biz enflasyonla mücadeleye devam edeceğiz ve gündemimizin ilk sıralarında olacak."

"MALİ YAPIMIZ ÇOK GÜÇLÜ"

* Cari açık konusunda gelişme kaydedildi. Şu anda 12 aylık cari rakama bakıldığında geçen yılın 34,7 milyar, 2 yıl önce ise 64,7 milyardı. Ekonomik büyüme Türkiye'deki artışa rağmen geçen yıl bazı sorunlar yaşandı.

* Her ne kadar emtia fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerinde etkisi olsa da eğer bu ülkeler sizin için bir ihracat noktasıysa bunun dış ticarette olumsuz etkileri oluyor. Türkiye'nin dış ticaretinin oranı da yüzde 50 oldu ki bu 40 yıl yüzde 31'di.

* Artık nihai ürünler oldukça geniş bir yelpazeye yayılıyor. Daha önce sadece 2002'de 9 tane ürün ihraç ediyorduk, şimdi bunlar 37 nihai ürün oldu ve 1 milyarlık bir harcamaya ulaştı. Şimdi 34 ülkeye ihracat yapıyoruz bu da geçmişte ben Dışişleri Bakanıyken çok yakından takip ettiğim bir noktaydı. Bizim mali yapımız çok güçlü.



"KIBRIS SORUNU YIL İÇİNDE ÇÖZÜLÜRSE GERÇEKTEN YENİ BİR DÖNEM BAŞLAMIŞ OLACAKTIR"

* AB üyelik sürecinde AB bizim için Türkiye'deki dönüşümün lokomotifi olarak görülmekte. Burada, hukukun üstünlüğünü, demokratik standartları artırmak, kurumların kalitesini artırmak hedeflenmekte.

* Üyelik sürecinde şu ana kadar 15 faslın açıldığını ve 8'inin hala açılmayı beklediğini belirtmek isterim. Ancak biz 27 fasılda ilerleme kaydettik, AB İlerleme Raporuna göre. Ancak Kıbrıs sorunundan dolayı biz Türkiye olarak bütün açılış ve kapanışları AB ile müzakere olmasa da yapacağımızı beyan ettik. 17. fasıl açıldı ve 32'den 23'ü açıldı, bunlardan çoğu da kapanmaya yakın.

* Eğer Kıbrıs sorunu bu yıl içinde çözülebilirse yıl sonuna doğru gerçekten yeni bir dönem başlamış olacaktır AB-Türkiye ilişkilerinde. Aynı zamanda bu dönemde vize serbestisi konusu ve politikaları, AB'ye Schengen vizesi konusu da görüşmeler dahilinde. Böylece biz Türkiye ile AB pazarları arasında sadece emtialar için değil, iş adamları ve girişimciler için de serbest dolaşımı sağlayabileceğiz

* Avrasya sonrasında en önemli üretim merkezlerinden biri Türkiye. Biz, bu üretim merkezini lojistik bağlantılarla bütün dünyaya açmak istiyoruz. Enerji verimliliğini gerçekleştirmek, rekabetçilik ve toplumsal uyum, kentsel dönüşümü sağlamak, bölgesel işbirliğini artırmak, kamu gelirlerinin niteliğini artırmak, altyapıların geliştirilmesi, aile ve dinamik nüfus yapısının korunması ki bu çok önemli ve yerel seviyede kapasite artırımını sağlamak toplumda. İşte bunlar mikro alanların bazıları.



"ŞEFFAFLIK PAKETİNİ PARLAMENTOYA GÖNDERECEĞİZ"

* Yapısal reformlar daha uzun vadeli, hem siyasi hem hukuki, sosyal ve ekonomik alanda etkili olacak. Bunlardan bir tanesi de şeffaflığı artırmak ve yolsuzlukla mücadele.

* Burada 8 temel yapısal reform bulunuyor. İlk üç ay içinde şeffaflık paketini parlamentoya göndereceğiz. Kamu sektöründe etik, ahlak ve hesap verebilirliği artıracağız. Kamu ihaleleri prosedürünü de kural bazlı düzenlemelerle geliştireceğiz.

* İkinci önemli paket ise iş gücü piyasasıyla ilgili olacak. Bizim ekonomik büyümemizin temel kaynağı, dinamik nüfus yapımız. Biz esnek ve yarı zamanlı çalışma, tazminat ödemelerinde geliştirmeler sağlayacağız. İş üstünde eğitim, özel istihdam ajansları gibi kurumlarla bunu yapacağız. Aynı zamanda her şirkette iş üstünde eğitim programları başlatacağız.

* Turkuaz kartla genç beyinleri Türkiye'ye çekmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda yatırım iklimini de geliştirerek, ilerleme kaydetmeyi hedefliyoruz. Ne yapıyoruz bununla ilgili... Yeni patent yasası ve Ar-Ge yasası, burada özel ürünlerin, orta ve üst seviye teknoloji içeren ürünlerin üretimini teşvik edeceğiz. Beşinci bölge teşviklerini alabilecek bu tarz ürün üretenler. Dördüncü olarak bir kamu finansmanı reformu yapacağız. Bunda bir gelir vergisi reformu olacak. Vergi mükelleflerinin hakları geliştirilecek.

* Harcama reformu ve performans bazlı bütçeleme de bu reformun içinde olacak. Kamu idaresi reformu, diğer bir reformumuz olacak. Burada kamu personeli reformu yer alacak. Kamu hizmetlerinin kalitesini, verimliği, hesap verebilirliği ve şeffaflığı artırmayı hedefliyoruz.

* Yargı sisteminde yapılacak reform çok zaruri. Modern Arabuluculuk Sistemini, İhtisas Mahkemelerini, uzman tanık uygulamalarını koyacağız. Eğitim reformları konusunda ise öğretmen eğitimlerini geliştirmek, okul bazlı bütçe sistemini sağlamak, yabancı dil öğretimini geliştirmek ve yaşam boyu öğrenmeyi artırmayı amaçlıyoruz.

* Bir başka paket liberalleşme ve enerji piyasası reformu konusunda olacak. Lisans ve izinler kolaylaştırılacak. Vergi kolaylıkları ve teşvikler sağlanacak. Enerji verimliliği de geliştirilecek.

"TÜRKİYE ÖNÜMÜZDEKİ 4 YILDA DÜNYA EKONOMİSİNDE YÜKSELEN YILDIZ OLACAK"

* Suriye'de, Irak'ta, Rusya gibi bazı ülkelerle ilişkilerimiz hakkında yaşadığımız sorunlara rağmen Türkiye demokrasisi bizim ana omurgamız konumundadır. Oyların yüzde 49,5'ini alarak, böyle bir destekle başa gelmiş bir hükümetin bir başbakanı sıfatıyla karşınızda bulunmaktan gurur duyuyorum.

* Çünkü, 23 milyondan fazla kişi partimize destek verdi. Seçimlere katılım oranının yüzde 85 gibi yüksek olmasından da çok gurur duyuyorum ki bu hiçbir modern demokraside hayal dahi edilemeyecek bir oran.

* TBMM'de temsil edilme oranı da yüzde 79,5 ki bu rakama da herhangi bir modern parlamenter sistemde, Avrupa'da ya da başka bir yerde ulaşmak mümkün değil. Bu güçlü demokrasi temeliyle, siyasi, ekonomik istikrarla ve reform gündemiyle Türkiye, önümüzdeki 4 yılda dünya ekonomisinde yükselen bir yıldız olacaktır.

* Bütün yatırımcıları Türkiye'ye davet ediyorum. Sadece karlı bir yatırım yapmak için değil, aynı zamanda Türkiye'nin ve İstanbul'un güzelliklerini yaşamak için de geliniz.

Başbakan Davutoğlu, konuşmasının ardından basına kapalı devam eden toplantıda, Başbakan Yardımcıları Mehmet Şimşek ve Lütfi Elvan ile katılımcıların sorularını yanıtladı.