Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Ekonomi Para Türk bankacılığında bunlar gizli kalamaz - Makro Ekonomi Haberleri

        Siz bu yazıyı okurken, bizler HABERTÜRK ekranlarında TMSF Başkanı Ahmet Ertürk ile 2001 krizi ve sonrasını açık yüreklilikle tartışıyor olacağız...

        Bizler bazı detayları tartışacağız ama sınırlı zamanda ele alınamayacak kadar önemli ve bilinmesi gereken "gerçekler" var...

        Nedir bu gerçekler ve özellikle 2001-2003 döneminde Türkiye'de neler oldu?

        Değerli dostlar, aşağıda yazacaklarım Türkiye'de "bir zamanlar" neler olduğunun çok önemli bir hatırlatmasıdır...

        Detaylara gelince...

        Bildiğiniz gibi Kemal Derviş, Mart 2001 'de Türkiye'ye geldi ve göreve başlamasıyla birlikte Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp, TCMB Başkanı Gazi Erçel, BDDK Başkanı Zekeriya Temizel istifa ettiler...

        Onların yerine BDDK Başkanlığı'na Engin Akçakoca, Hazine Müsteşarlığına Faik Öztrak, TCMB Başkanlığı'na Süreyya Serdengeçti geldi. Bu üçlü 'Derviş' ekibi olarak yerlerini aldı ve göreve başladı...

        Sorgulamaya geçmeden "atamaları" ve "istifaları" hatırlatmak istedim...

        Gelelim bana göre çok önemli olan "olaya"! Daha doğrusu BDDK ile IMF-Dünya Bankası arasında yapılan mesajlaşmaların detaylarına...

        İşte bazı mesajlardan alınmış bölümler:

        1- IMF'den gönderilen bölümler (üsluba lütfen dikkat edin) : "...bankalara ilişkin olarak; BDDK sermayelendirme planlarının gerçekçi olduğuna, bankaların tüm yükümlülüklerini yerine getireceğine ve bankaların yüzde 8'lik sermaye yeterliliğini 2001 sonu itibarıyla sağlayacağına ilişkin taahhütlerin yerine getirileceğini teyit etmesi gerekir. Son olarak bizim söz konusu mektupları incelememiz için imzalanan taahhüt mektuplarının birer örneklerinin ofisime gönderilmesi gerekmektedir..."

        Bu kısa alıntı sonrası soralım: IMF'deki yetkili hangi sıfatla ve hangi yetkiye dayanarak Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsız bir kurumu olduğunu düşündüğümüz BDDK Başkan Yardımcısı'na "bu şekilde hitap ediyor" ve en önemlisi gizli olması gereken belgeleri istiyor?

        2- BDDK'dan IMF'ye gönderilen bölümler: "...belirtmek isteriz ki; yeni kurulumuz yalnızca son iki-üç haftadır işbaşındadır. Kabul edeceğiniz üzere, çalışmak ve detayı görmek için zamana ihtiyacımız var... Özetle,

        kurulumuz başka tasfiye planı aranmadan bu bankaların TMSF'ye devredilmesinin gereksiz ve yüksek maliyetli bir yük yaratacağını düşünmektedir... Diğer talepler dün gönderdiğiniz elektronik posta mesajındaki sıraya göre sıralanmıştır... İmar Bankası'nın SYR'si zaten yüzde 8'in üzerindedir. İmar ile ilgili sorun karşı taraf riskidir. Mevcut yasalara göre sahip grubun riski kurallara uygundur..."

        Bu alıntı sonrası ilgimizi çeken detayları belirtelim ve soralım: BDDK Başkan Yardımcısı sıfatını taşıyan, biri neden IMF'deki memurdan "Aman bize süre verin, yeni geldik şeklinde kredi dileniyor?" Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil eden bir kurumu temsil eden bir bürokrat için kabul edilebilir bir durum mu? BDDK ilk hafta "el koymaya" karşı iken sonra ne oluyor ve bir anda IMF'nin bütün dedikleri aynen hayata geçiyor? Ayrıca İmar Bankası ile ilgili durum da çok ilginç: BDDK, İmar için risk yok diyor. Bizim bildiğimiz durumun detayları farklı, acaba kim doğru söylüyor?

        Değerli dostlarım, yukarıda yazdıklarımın bir bölümünü daha önce de aktarmaya çalıştım. Şimdi son detayları da ekleyerek daha geniş bir açıdan ele alıyor ve aktarıyorum. Sadece küçük bir bölümünü alıntıladığım bu güzelim mesajlara "devletin yetkili kurumlarının" denetim raporlarından ulaşabilirsiniz...

        Olay sadece bu kadar da değil... Daha dramatik eklentiler de var... Bankalarımızı IMF insafına terk eden davranışı sergileyen mesajlara bir de; Devlet Denetleme Kurulu tarafından kaleme alınan raporda geçen "Demirbank'a el konmadan, milli çıkarlar için yaşatılması gerekirdi" detayını ekleyin ve kararı siz verin!

        Sonuç: Bu olay size basit gibi gelmesin. Bankalara el konabilir, suiistimal varsa sonuna kadar da gidilmelidir. Bunda tereddüt yok. Ahmet Ertürk yönetimindeki TMSF de gerekeni yapmış bir kurumdur. Ama önceki dönemde yaşananlara ait yukarıdaki mesajlar da "bağımsız bir devlet olduğunu" iddia eden bir ülke için çok vahim ve sorgulanması gereken bir durumdur! Bu ülkenin bir vatandaşı olarak hepimiz adına yetkililerden açıklama bekliyorum...

        ybulut@htgazete.com.tr

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ