Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

İstanbul’da bir Leh köyü İstanbul’un Anadolu yakasındaki en güzel yerlerinden Polonezköy, kuruluş hikâyesiyle ve yerleşim biçimiyle bildiğimiz köylerden çok farklı bir yer. Karadeniz ikliminin hâkim olduğu bu yemyeşil huzurlu coğrafya, şehrin hem içinde hem de çok uzağında olmanızı sağlayan görülesi bir köşe Polonezköy

Ne zaman gitmiştim hatırlamıyorum ama önemi de yok çünkü Polonezköy zamanın durduğu ender yerlerden biri. Benim Polonezköy’le ilgili ilk hatırladığım şey evlerinin önündeki bahçelerinde orta yaşlı, sarışın Polonyalı kadınlardı. Polonya İstanbul’da, şaşırtıcı bir bileşim gibi geliyor kulağa, ama tarihin coğrafyaya etkisi aslında bu; Polonya’nın Lehistan olduğu zamanlarda İstanbul’a misafirliğe gelmesi. Bu misafirliği biraz açacak olursak, Polonezköy, 1830 Polonya ayaklanması sırasında devlet başkanı ve aynı zamanda da sürgünlerin siyasi lideri olan Prens Adam Czartoryski tarafından 1842 yılında kurulmuş. Köyün adı Prens Adam’dan dolayı Adamköy olarak türetilmiş. Yer aldığı arazi ise Saint Benoit Lisesi’ni de yönetmekte olan Lazarist rahiplerce düzenlenmiş. Kurulduğu ilk yıllarda ancak 12 kişinin oturduğu köyün sonraki yıllarda 220 civarında Polonyalı sakini olmuş. Günümüzde sayıları çok azalmış olsa da, 150 yılı aşkın süredir İstanbul’daki “köylerinde” yaşayan Polonyalılar, kültürlerini de mümkün olduğunca yaşatıyor. Bu anlamda Polonezköy, İstanbul’un kültürel çeşitliliğini besleyen önemli kaynaklardan. Polonezköy, Polonyalı sakinlerine borçlu olduğu şöhretini ilerleyen zamanda yerli ziyaretçileriyle de pekiştirmiş. Polonezköy İstanbulluların metropolün boğuculuğuna tahammül edemedikleri an ilk akıllarına gelen kaçış noktası. Birkaç günlük kafa dinlemelerin vazgeçilmez destinasyonu olmak dışında, kahvaltı, piknik gibi birkaç saatlik etkinlikler ve buluşmaların da ev sahibi. Köyde peynirin, tereyağının en doğalını yiyebilirsiniz, sayısı birkaç taneyle sınırlı olmakla beraber Polonya’ya özgü yemekler yapan yerler ve her damak tadına uygun çok sayıda küçük restoran da bulunmakta. Pek çok pansiyon ve otel bulunan köyde yürümek, bisiklete binmek için de harika parkurlar var. Kısacası her yaş grubunun kendini mutlu hissedeceği bir minik cennet burası, uzun tatiller için popüler olmasa da hafta sonunuzu severek feda edebileceğiniz bir ara sıcak.

NEREDE KALINIR?
Village Park Resort&SPA’da kendinizi Bali ya da Tayland’da hissedebilirsiniz.

ÜNLÜ ZİYARETÇİLER
Mütevazı köyün mütevazı olmayan pek çok ziyaretçisi de olmuş. Bunlardan en ünlüleri; Macar piyanist Franz Liszt (1847),Fransız yazar Gustave Flaubert (1850),Çek yazar Karel Droz (1904),Kemal Atatürk (1937),sonradan Jan 23 adıyla Papa olan Nuncio Piskopos Angelo Roncalli. Ayrıca, dünyaca tanınan soprano Leyla Gencer’in doğum yerinin de Polonezköy olduğunu not düşmek gerek.

GÖRMEDEN DÖNMEYİN?
Zofia Rizi Anı Evi Ryzy Ailesi’ne ait eski ve yeni fotoğraflar, kitaplar ve belgelerin bulunduğu en eski Polonezköy evlerinden biri. Dönemin tipik Polonya mimarisini temsil etmesi bakımından görülesi. Czestochova Meryem Ana Kilisesi – 97 yıllık kilise, Polonezköy’ün önemli tarihi miraslarından. Polonezköy Mezarlığı, milli şair Juliusz Slowacki’nin âşık olduğu Ludwika Niadecka’nın mezarının yanı sıra burada üzerleri güzel ve belki de biraz arkaik bir Lehçe ile yazılmış mezar taşlarının altında yatan Polonyalılara ait 270 mezar bulunuyor.

 

GAZETE HABERTÜRK / Levent ÖZÇELİK