İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayları Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu'nun katıldığı ortak yayının ardından, yayından 3 gün önce gerçekleşen görüşmenin ortaya çıkması tartışma yarattı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Yarın medyada çok daha önemli bir şey göreceksiniz. Bu televizyon programıyla alakalı olarak. Program öncesi moderatörle nasıl ve nerede buluştular bunu göreceksiniz. Hiçbir şey dürüst ve samimi değil" sözlerinin ardından yeni görüntüler de ortaya çıktı.

Sabah gazetesinde yayınlanan görüntülere göre yayının moderatörlüğünü AK Parti ve CHP'nin mutabakatı sonucu üstlenen İsmail Küçükkaya, 13 Haziran'da Taksim'deki The Marmara Otel'de İmamoğlu ile görüşüyor. Görüntüleri yayınlayan Sabah gazetesinin haberinde görüşmenin otelin bir odasında gerçekleştiği ve 46 dakika sürdüğü belirtiliyor.

Söz konusu görüşmeyi Türkiye'nin Nabzı programında kendisine ulaşan bir mesajla duyuran Nagehan Alçı, reklam arasında görüştüğü İmamoğlu'nun basın danışmanı Murat Ongun'un şunları söylediğini aktardı:

ONGUN: FORMATI GÖRÜŞMEK İSTEDİ

"İsmail Küçükkaya, çarşamba akşamı beni aradı. Program öncesi iki tarafla da görüşmek istediğini, Binali Yıldırım’ı da aradığını, Ekrem Bey’le de program formatı ve detaylar hakkında görüşmek istediğini söyledi. Bizim ertesi gün The Marmara Otel’de saat 11’de proje toplantımız vardı. O toplantıdan sonra saat 12.30-13 gibi otele gelirse görüşebileceğimizi söyledim. Ertesi gün geldi. Ekrem Bey’le görüştü, ben ve Necati Özkan da vardık, hep beraber konuştuk. Kafasındaki soru sayısını, 3’er soruyu adayların birbirlerine sormasını istediğini, bu çerçeve ile ilgili bir itirazımızın olup olmadığını öğrenmek istediğini söyledi."

Ongun’a "Peki Binali Bey ile de görüştü mü?" diye sordum, danışmanıyla görüşmüş, Binali Bey'le de telefonla konuşmuş. Binali Bey, "'İstediğini sor, sorun yok, kolay gelsin' demiş" yanıtını verdi. Ve ekledi: "Bu zaten gizli bir görüşme değildi. Başkan bunu zaten kamuoyuyla paylaşacaktı ancak içeriğe girilmedi. Her iki tarafla da yapılan rutin bir görüşmeydi."

KÜÇÜKKAYA: AYAK ÜSTÜ GÖRÜŞTÜK

Daha sonra Küçükkaya'nın yayına bağlandığını anlatan Alçı, Küçükkaya'nın da Murat Ongun’un anlattığı gibi The Marmara’ya gittiğini söyledi, ancak İmamoğlu ile ayak üstü 2-3 dakika görüştüğünü, görüşmenin esasen danışmanlarla gerçekleştirildiğini, benzer şekilde Yıldırım’ın danışmanı Ömer Sertbaş ile de görüştüğünü ve Binali Bey’i aradığını ifade ettiğini belirtti.

SERTBAŞ: ARAYAN TARAF BİZ OLDUK

Bunun üzerine yayına bağlanan Sertsoy ise Küçükkaya’nın değil, kendisinin ve Binali Bey’in arayan taraf olduğunu hatta İmamoğlu ile bu görüşmeyi duyup cumartesi gecesi "Hayrola, böyle bir görüşme olmuş, neden Binali Bey’le de görüşmüyorsun" dediğini aktardı.

İMAMOĞLU: SORULARA KARIŞMAM

Bu tartışmaların ardından Habertürk'ten Kübra Par'a konuşan İmamoğlu, Küçükkaya ile görüştüklerini doğrulayarak şunları söyledi. "Tabii ki. Bana geldi, zaten, 'Sizinle görüşeceğim, ardından Sayın Binali Yıldırım’ı ziyaret edeceğim' dedi. Gizli görüşme derken, kameraların önünde değildi ama gizli de değildi. Oturduk, konuştuk. Sorular konusunda da, 'Sizin ne soracağınıza karışmam ama konunun çemberi belli. İstanbul konuşulmalı, tamam ama İstanbul’da ikinci seçime niçin gidildiği de konuşulmalı. Bu en önemli mesele' dedim". İmamoğlu, akşam katıldığı TRT Haber yayınında da görüşmenin gizli olmadığını yineleyerek "15 dakika falan sürdü. Ama 2-3 dakika konuşmuşuzdur çünkü ben buhar alıyordum o sırada" diye konuştu.

YILDIRIM: BÜYÜK BİR SKANDALDIR

Görüşmeye tepki gösteren Binali Yıldırım ise Kübra Par'a yaptığı açıklamada "siyasi ahlak"a vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: "Ben yüz yüze görüşmedim. Bir görüşme teklifinde de bulunmadım. Bana da yüz yüze bir görüşme teklifi yapılmadı. Ekrem Bey’in yayın öncesi moderatörle yüz yüze görüşmesi çok yanlış bir iş olmuştur. Bu bir siyasi ahlâk meselesidir. İki siyasetçinin eşit şartlarda yayına çıkması gerekirken onların yüz yüze görüşmesi şüpheler doğurmuştur. Bundan daha önemlisi siyasetçinin toplum nezdinde güvenirliliğini sorgulatır hale getirmiştir. Demek ki belediye başkanı olursa toplumun bilgisi olmadan başka görüşmeler de yapabilir. Bir taraftan şeffaflıktan bahsedip diğer yandan böyle bir yola girmiş olması dehşet verici yanlış bir davranıştır. İki adayın çıkacağı bir programda, adaylardan birinin moderatörle yüz yüze gelmesi büyük skandal".

ÜNAL: ALTAY'IN DA HABERİ YOK

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, CNN Türk'te katıldığı bir programda İmamoğlu-Küçükkaya görüşmesinden CHP Grup Başkanvekili Engin Altay'ın da haberdar olmadığını belirterek "İsmail Küçükkaya, İmamoğlu ile otelde görüşmesini sadece Yıldırım'dan ve benden değil, aynı zamanda süreci CHP adına yürüten Engin Altay'dan dahi saklamış. Burada ahlaki bir sorun var" dedi. Ünal, şunları söyledi:

"14 Haziran’da biz Engin Altay ile Lütfi Kırdar’da hem güvenlik açısından; bu konuda toplantı yapmışız. Ve 15 Haziran’da 17.00’de sayın Binali Yıldırım ile son bir görüşme yaptım. Binali Bey'e şunu sordum. İsmail Küçükkaya sizinle görüştü mü? 'Hayır görüşmedi' dedi. Bunun üzerine Engin Altay’ı aradım. Arama saatimi de söyleyeyim. Ben bir özelliğim vardır, ajandam vardır her şeyi dakika dakika yazarım. Binali Bey ile görüşüyorum ve 17.56’da Engin Altay’ı arıyorum. Diyorum ki, Binali Bey ile görüşmedi diyorum. Kendisini bir arar mısın, kendisinden bir bilgi alır mısın?

Çünkü Küçükkaya ile görüşmeleri Engin Altay yürütüyor. Engin Altay Küçükkaya’yı arıyor. Engin Altay’ın telefonda söylediği şudur; 'Sayın Ekrem İmamoğlu ve Yıldırım ile telefonda konuşmuş. Ama danışmanlarıyla görüşmüş' diyor. Binali Bey'e diyorum ki, sizinle telefonda görüştüğünü söyledi. Tebrik etmek için diyor aradım. Sonra ben İsmail Küçükkaya’yı arıyorum. Diyorum ki, hani biz size bu yetkiyi verdik, iki partinin temsilcisi olarak biz size adaylarla görüşme yetkisi verdik. Bunu da basın toplantısında açıkladık. Siz adaylarla neden görüşmediniz?

Şimdi şunu söyleme hakkı vardır moderatörün. Der ki 'görüştüm, görüşmedim'. Ama burada ahlaki sorun var. Bana görüşmedim demesi ahlaki bir sorundur. Çarşamba günkü toplantıda telefonla görüşeceğim deyip, Perşembe günü gidip Ekrem İmamoğlu ile 46 dakika görüşmesi ahlaki bir sorundur."

ALTAYLI: MAĞDURİYET ÇIKMAZ

Görüntülerle ilgili tartışmalar köşelere de taşındı. Habertürk yazarı Fatih Altaylı, "Yapmayın Allah aşkına" başlıklı yazısında "olayın baştan aşağı saçmalık" olduğunu belirterek şunları yazdı:

Binali Bey, yapmayı kabul ettiği tartışmaya “moderatör” atıyor. Atanmış moderatör, günler boyu sürekli olarak iki tarafın temsilcileri le görüşüp yayının nasıl yapılacağına, formata, konulara karar veriyorlar. Program zaten atanmış moderatörün “Kendini korumak için” aşırı dikkatli yaklaşımı ile kötü bir yayına dönüşüyor.

Sonrasında da bu iddialar. Yahu Küçükkaya zaten iki tarafla da görüşüp duruyor. Soruları vermek için ille de Ekrem İmamoğlu ya da Binali Yıldırım’la bir araya gelip oturması mı gerekiyor? Bu iş namus, haysiyet işi. Öyle bir niyeti olsa, soruları telefonla da verir, whatsapp’la da, maille de. Kim engelleyebilir ki, kendi namusundan başka. Ayrıca da sorularda önceden verilecek ne var ki, verilsin. Aylardır sorulan, konuşulan, beylik konular. Belli ki, adaylar bu konuları istemişler. Ona göre hazırlanmış, malzeme getirmişler yanlarında, Küçükkaya da sormuş. İki soru da sosyal medya baskısı ile ya da meslektaş önerisi ile son anda eklendi. Şimdi hiç kimse buradan "Sorular verildi" mağduriyeti yaratmasın. Hele Binali Yıldırım’ın ekibi hiç yaratmasın. Eğer bunda çok ısrarcı olurlarsa birisi de çıkar “Bu işi yapabilecek onlarca gazeteci arasından İsmail Küçükkaya’yı siz seçtiniz. Demek ki, seçmeyi bilmiyorsunuz" deyiverir!

EĞİN: SORULAR TAHMİN EDİLİR

Habertük yazarı Oray Eğin, İsmail Küçükkaya'nın bir işbirliği yaparak adını kötülemek istemeyeceğini belirterek yayında sorulacak soruların tahmin edilebileceğini yazdı. ABD'deki yayınlardan da örnekler veren Oray Eğin, şunları yazdı:

İsmail Küçükkaya’nın da herkesin gözünün üstünde olduğu bir yayın öncesi yaptığı bu. Soru falan vermiyor, bir adayla işbirliği yapmıyor. Zaten sorulacak soruları beş yaşındaki çocuk da önceden tahmin edebilir. Üniversitede sınava girerken bile öğrencilere nereleri çalışması gerektiğini söyler hoca, ne var bunda?

17 yıl sonra gelen bu yayından önce herkesin diken üstünde olması, Küçükkaya’nın bir muhalefete bir iktidara konuşup teker teker yayın öncesi konuşması, hatta pazarlık yapılması bile son derece normal. İtirazların aksine olması gereken bu.

Her şey bir yana, bari zekamızla alay ettirmeyelim. Gizli bir işbirliği yapacak olan biri İstanbul’un en bilinen otelinin lobisini mi seçer? Hele hele onlarca kameranın olduğu bir ortamda, bir basın toplantısı sonrası.

ÖZKÖK: O OTELE ADIM ATMAM

Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök ise güvenlik kamerası görüntülerinin servis edilmesini eleştirerek mahremetin ihlal edildiğini, görüntüleri sadece emniyet mensupları ve savcıların kriminal bir olayı çözmek için alabileceğini yazdı. Özkök "Benim meselem bunu yayınlayan gazeteler, televizyonlar değil. Bunu sızdıranlar..." diyerek konu hakkında bir açıklama beklediğini "Otel bu konuda bir açıklama yapıncaya kadar, bir daha o otelde ne yemek davetini, ne bir görüşmeyi asla kabul etmeyeceğim..." ifadelerini kullandı.

ULUÇ: UĞUR DÜNDAR HAKLI

Sabah gazetesi yazarı Hıncal Uluç, görüntüleri ilk yayınlayan gazetenin diğer yazarı Mahmur Övür'ün "O otelde ne konuştunuz" sorusuna cevaben yazdığı satırlarında "Sevgili Mahmut.. Şimdi diyelim sen, Ekrem İmamoğlu'na gizli bir soru kağıdı vermek istiyorsun. Bunun için adamın basın toplantısı yaptığı, yani ortalığın gazeteci, televizyoncu ve kameraman kaynadığı otele mi dalarsın, Malkoçoğlu gibi.. Yoksa o soru kağıdını kimsenin ruhunun duymayacağı bir şekilde iletme yolunu mu bulursun?.

Bunca yıllık gazeteci (Ki beş yılı Genel Yayın Müdürlüğüdür) bunca yıldır en çok izlenen haber bültenlerinden birinin sunucusu, yani o otelin yanında oturan boyacının bile tanıdığı biri olarak, bu işi gazeteci kaynayan yerde "Gizleyeceğini sanarak" yapacak kadar gerzek mi, meslektaşımız, Sevgili Mahmut?. Baştan ben de kızmıştım, sunuculuk teklifini geri çeviren Uğur'a.. Ama dedim ya!. "Hayır" derken yerden göğe haklıymış, meğer!.

ALTIOK: PEKİ, BUNU NASIL BEĞENDİNİZ?

Sabah gazetesi yazarı Melih Altıok köşesinde, Yıldırım-İmamoğlu görüşmesinin moderatörlüğünü yapan Gazeteci İsmail Küçükkaya'ya seslenerek, "Tartışma öncesi moderatörlüğünü değerlendirmelerini istediğim AK Parti yöneticilerinden bizzat dinledim senin gazeteciliğine ne kadar güvendiklerini. Bu da onların sorunu mu diyorsun? Peki, o halde meslektaşın olarak senin soruna dönelim. Soruları verdin mi yoksa aldın mı arkadaşım? Daha net sorayım... Uğur Dündar'ın bile kabul etmediği neyi kabul etmiş olabilirsin İsmail? 3 dakika falan değil, sana istediğin kadar da süre" ifadelerini kullandı.

DEDE: NEDEN KAMUOYUNDAN GİZLENDİ

Star gazetesi yazarı Ersoy Dede de "Neden kimse söylemedi otel buluşmasını o gece? Arkadaş sonuçta ben yayına bakıyorum, bir ön buluşmanın oluşturacağı faydaya dair bir iz yok. Bir kez daha söyleyeyim olsa da önemi yok. Dahası ön görüşme, bizim röportaj teknikleri dersinde olması gerektiğini öğütlediğimiz bir husus. ‘Konuğunuza sürpriz yapmayın’ deriz mesleğe yeni başlayanlara. Sorun bunun sır gibi saklanmasında" ifadelerini kullandı.

GENÇ: BAŞKANINA SORULARI VERDİN Mİ?

Akşam gazetesi yazarı Hikmet Genç, "Küçükkaya ve İmamoğlu’nun programdan önce bir otelde buluştuğunu öğrendik. İmamoğlu, “Bir duyum aldım, Binali bey soruları istemiş” demişti. Küçükkaya dahil herkes bunu yalanlamıştı. Çok da şaşırmamıştık. Biz duyum almadık, görme duyumuzla bi’şey gördük! Sevgili Küçükkaya, otelde soruları verdin mi? Sen.., “duyargaları açık sevgi kelebeği”, soruları aldın mı?!.." diye yazdı.